İnsan Hakları / Sağlık

“Ayrımcılık korkusu olmadan, sağlık hizmetlerinin her basamağında LGBTİ+’ların ihtiyacı karşılanmalı”

26 Mart 2019

Halk sağlığı politikalarının LGBTİ+’ları nasıl kapsayacağını ve dünyadan iyi örnekleri Yrd. Doç. Dr. Yeşim Yasin kaosGL.org okurlarına anlattı.

Heteronormatif ve ikili cinsiyet sistemi üzerine inşa edilen tıbbın LGBTİ+’ların sağlık hakkına erişimine etkisini Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda görev yapan Yrd. Doç. Dr. Yeşim Yasin’e sorduk.

Dr. Yasin, standart bir sağlık hizmetinin “kırılgan grupları” dışarıda bıraktığını, buna rağmen alternatif politikalarla bu alanın güçlendirilebileceğini, halk sağlığı uzmanlarının bu alandaki temel sorunları çözebilecek politikalar üretebileceğini vurguladı.

Türkiye’de halk sağlığı hizmetleri LGBTİ+’ları gözetiyor mu?

Sağlık ya da halk sağlığı ayrımı yapmadan Türkiye’de LGBTİ+ sağlığı gözetiyor diyemeyiz. Aslında bu durum sadece LGBTİ+’ya özel bir durum da değil; ‘sağlık hizmetleri açısından kırılgan gruplar’ arasında kabul edilen diğer gruplar için de durum benzer. Onun da nedeni şu; standart bir sağlık hizmet sunumu anaakım kabuller üzerine kurgulanır. Bu kurgu içinde, eğer özel bir farkındalık yoksa, anaakımın dışına çıkıldığında sistemin yanıt kapasitesi ya çok sınırlıdır ya da yoktur. O nedenle, örneğin, sosyal politika alanında Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) gibi örgütlerin ve “LGBTİ+ Dostu Belediyecilik Protokolü” gibi uzlaşı metinlerinin varlığı kritik. Sağlık hizmetleri açısından Türkiye’de ‘iyi uygulama örneği’ olarak niteleyebileceğimiz Şişli, Beşiktaş ve Çankaya Belediyeleri semt polikliniklerindeki LGBTİ+ öncelikleri de dikkate alınarak planlanan hizmetin arka planında, bu protokolün itici güç olduğunu söyleyebilirim.

Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik ayrımcılık halk sağlığını etkiliyor mu?

Ayrımcılık sağlığı etkilemez olur mu? Üstelik fiilen olmasına bile gerek yok; sadece ‘öyle olduğu algısı’ bile etkiler. Ayrımcılığa uğrayacağı korkusu ile insanlar cinsel yönelimlerini açıklamak istemezler ve cinsel yönelim veya cinsiyet kimliği bilgisinin verilmemesi belli kontrol, tanı ve tedavi protokollerinin göz ardı edilmesine neden olabilir. Dahası insanlar ayrımcılık korkusuyla sağlık sorunlarını yok sayabilirler, yardım almaktan kaçınabilirler ya da bu arayışta gecikebilirler. Geç kalınması var olan ve örneğin erken tanı ile kolaylıkla çözülebilecek sorunları ağırlaştırabilir ya da daha kötüsü, son evrede yakalanan bir hastalık için geç kalınmış olabilir. Psikolojik sonuçları ağır olabilir. Ayrımcılık korkusu ile başa çıkmak için insanlar alkol, sigara ya da madde kullanımına yönelebilirler ya da varsa alışkanlıklarının miktarını arttırabilirler. İntihar düşüncesi ve teşebbüsü oluşabilir. Felaket senaryosu çizdiğimi düşünmeyin. Literatürde LGBTİ+ topluluklarında hem tütün, alkol ve madde kullanımı, hem de intihar düşüncesi ve teşebbüsünün toplumun geri kalanından anlamlı derecede yüksek olduğunu gösteren onlarca farklı çalışma var. Bütün bunların temelinde bireylerin olumsuz tavırla karşılaşacağı ya da ayrımcılığa uğrayacağı korkusunun önemli bir payı olduğunu düşünüyorum.

Halk sağlığı özelinde de koruyucu sağlık hizmetlerinden yeteri kadar ya da hiç yararlanmama sorunu ile karşılaşabiliriz ki, bildiğimiz gibi ‘koruma tedaviden üstündür’. Önemli olan bir sorunu klinik olarak ortaya çıkmadan hatta hastalık etkeni ile hiç karşılaşmadan çözebilmektir. Bir sağlık sorunu için koruyucu hekimlik yapma şansımız varsa, elbette bundan herkesin yararlanabilmesini isteriz. Bağışıklama/aşı ya da tarama programları başta olmak üzere. Bir örnek vermem gerekirse, rahmi olan trans erkeklerin rutin jinekolojik kontrollere girmeleri ve hem rahim ağzı hem de meme yerinde meme kanseri tarama programlarından yararlanmaları hayat kurtarıcıdır. Ayrımcılık korkusu olmadan, sağlık hizmetlerinin her basamağında LGBTİ+’ların ihtiyacı karşılanmalı.

“Halk sağlığı etik olarak tahammül edemeyeceğimiz eşitsizliklerle mücadeleyi şiar edinmiş bir alan”

Sağlıktaki heteronormatif ve ikili cinsiyet sistemine halk sağlığı nasıl müdahale edebilir?

Şöyle net söyleyebilirim: burada bir sorun var ve gerçekten çözümü, halk sağlıkçıların başat pozisyonda olduğu çok sektörlü bir yaklaşım ve kolektif bir çalışmayla üretilebilir...

Heteronormatif, cinsiyetçi ve ikili cinsiyet sistemi üzerinden işleyen bir sistem, yıllardır belli gruplara gözlerini kapatıyor; onları yok sayıyor. Ve bu durum yüzünden hem kadınlar, hem de LGBTİ+’lar ciddi bedeller ödemek zorunda kalıyor. Halk sağlığı, sosyal tıbba ya da sağlığın ve tıbbın sosyal tarafına en yakın alan. Ve elbette, bir alan olarak tanımlandığı günden beri eşitsizlikler, daha da önemlisi hakkaniyetsizlikler yani itiraz ettiğimiz, kabul etmediğimiz, etik olarak tahammül edemeyeceğimiz eşitsizliklerle mücadeleyi şiar edinmiş bir alan. Üstelik politikadan da bağımsız düşünülemeyecek bir uzmanlık. Dolayısıyla bir değişim beklentimiz varsa, en fazla halk sağlıkçılar öne çıkacak.

Sorun, çekirdekten yani çekirdek tıp eğitiminden başlıyor. Büyük resmi bilmiyorum ama benim de içlerinde olmaktan gurur duyduğum bir grup meslektaşımla, örneğin, tıp fakültelerinde öğrencilerin ‘cinsel anamnez/öykü’ almayı öğrenebilecekleri modüller olsun istiyoruz, simüle hasta oturumlarında LGBTİ+ hasta karşılaşmaları planlıyoruz, LGBTİ+ sağlığı açısından iyi ve kötü uygulama örneklerinin tartışabileceğimiz oturumlar yapıyoruz.

Halk sağlığı asistan eğitimlerinde LGBTİ+ sağlığı bir başlık olarak yer aldı. Benzer eğitimler birinci basamakta çalışan aile hekimleri ve asistanları için de uygulanıyor. Oldukça olumlu tepkiler aldık. Elbette olumsuz tepkiler de var ama moral bozmuyoruz tam tersi bu tepkiler bizi daha fazla motive ediyor. Hatta ‘iyi bir şeyler yapıyoruz demek ki’ diye düşünüyoruz. Evet, siyasi konjonktürü de düşünürsek belki büyük bir dönüşümden söz etmek kolay değil ama bir şeyler de değişiyor ya da iyileşiyor. Bunları da görmek lazım.

Sağlık politikalarındaki neoliberal dönüşüm heteroseksizmi nasıl etkiledi?

Neoliberal dönüşüm heteroseksizmi ancak güçlendirmiş olabilir. Hele de bizdeki gibi giderek gündeliğe daha fazla sızan bir muhafazakarlıkla soslandığında, heteroseksist, ikili cinsiyet sistemi ile işleyen paradigma daha da pekişiyor. Çünkü aile çok daha merkezi bir yerde. Bu paradigmaya göre hazzı önemseyen ve üremeyi merkezine almayan bir cinsellik makbul değil… Dolayısıyla heteronormatif, hatta homonegatif bir ortamın sağlığa yansımasının sonucu oldukça olumsuz.

Bekleme odalarında gökkuşağı bayrakları…

Dünya’da LGBTİ+’ların sağlık hakkına erişimi önündeki engelleri kaldırmak adına uygulamalar var mı?

Var, hem de uzun zamandır var. Hatta benin de karşıma tamamen hoş bir rastlantı sonucu çıkmıştı bir tanesi. Amerika’dan gelen ve sosyal tıp alanında çalışan bir aile hekiminden, hiç planlanmamış bir sunumda öğrenmiştim bir tanesini. Hatta o kadar etkilendim ki, bir başka halk sağlığı uzmanı arkadaşımla bu bilgiyi paylaşmak için dayanamayıp Bianet’e yazdık bile. Yani, demem o ki Amerika’da, daha 1970’lerde ortaya çıkmaya başlıyor LGBTİ+’ları kapsayan toplum sağlığı merkezleri. En iyi örneklerinden biri Fenway, Boston’da. Hatta Fenway’in pek çok konuda uygulama rehberleri var; bir anlamda model olmuş durumda.

Fenway'in tasarladığı çok kişili, cinsiyetsiz tuvalet tanıtım görseli

Bir diğer örnek Callen-Lorde, New York’ta. Mazzoni Merkezi var sonra, Philadelphia’da. Los Angeles’ta var bir başka merkez. Tabii sadece Amerika ile sınırlı değil; Avrupa büyükşehirlerinde de küçüklü büyüklü benzerleri var; Londra’da, Barcelona’da, Amsterdam’da, Berlin’de... Bunlar tamamen LGBTİ+ popülasyona yönelik olarak hizmet veren, o topluluğun özellik ve önceliklerine göre hizmet planlayan sağlık kuruluşları. Bir de, genel sağlık sistemi içinde olan ama LGBTİ+ dostu olduğu bilinen merkezler var. Oralarda LGBTİ+’ların anlayacakları bir dilin işaretleri, izleri var. Bu muayenehanede minik bir gökkuşağı bayrağının görünen bir yerde bulunması olabilir, bekleme odalarında üzerinde gökkuşağı olan broşürler, posterler olabilir. O merkezlerden hizmet almaya giden herkes ayrımcı bir dille ya da tavırla karşılaşmayacağını bilir. Bu güvenceyle gider.

Elimizdekileri korumak ve mevzi kaybetmemek...

İyi örneklerin benzerleri Türkiye’de yapılabilir mi? Sağlık politikalarının nasıl değişmesi gerekir bu iyi örneklerin uygulanabilmesi için?

Elimizde birkaç tane iyi örnek var aslında. Daha önce de söylediğim birkaç belediyenin semt polikliniğinde ücretsiz ve anonim test hizmeti sunuluyor. Temelde HIV, Hepatit, sifiliz gibi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar için test hizmeti bunlar. Ayrıca belli saatlerde jinekoloji hizmetleri veriliyor ve pap-smear taraması da yapılıyor ücretsiz olarak; üstelik kimlik ibrazı gerekmediği için göçmen ve mülteci olanlar da yararlanabiliyor hizmetlerden. Bazı hastanelerde de anonim test hizmeti sunuluyor. Ayrıca LGBTİ+ dostu olduğunu bildiğimiz farklı branş uzmanları ve kurumlar var. Bu doktor ve kurumların bilgisi çeşitli bilgi ağları kanalıyla paylaşılıyor, listeler gözden geçiriliyor, belli aralıklarla güncelleniyor. Halk sağlığının önemsediği bütüncül bir hizmet anlayışıyla çalışan bir kurum olmasa da parçalı bir yapı var. Mesela Türk Tabipleri Birliği hekimler için ‘Hekimler İçin LGBT Sağlığı’ isimli bir broşür hazırladı. Herkes web üzerinden erişebiliyor. Aynı zamanda geniş çapta dağıtıldı da. Yani, biraz bilirseniz sistemde açılmış adacıklar var. Elbette bir gün daha iyisini hayal etmeye ve bu amaç için uğraşmaya devam edeceğiz. Daha güzel günlerde, daha güzel haberleri paylaşacağız.

Umutlusunuz?

Yakın bir gelecekte sağlık politikalarında istediğimiz yönde bir değişim beklemiyorum. Yani fazla iyimser değilim bu konuda. Bence şu dönemde en önemli kazanım elimizdekileri korumak ve mevzi kaybetmemek olabilir. Daha iyiyi beklemiyoruz ama daha da geri gitmeyelim. Kadın hareketindeki durum gibi. Elimizdekilere sıkı sıkı tutunalım, sahip çıkalım. Bu bile yeter.