Kültür Sanat

Baba, oğul ve karışık kaset

16 Nisan 2006
Haber: Kaos GL
Baba, oğul ve karışık kaset
Yönetmen, Jean Marc Vallee.
Jean Marc Vallee, Festival'de ilgi gören filmi 'C.R.A.Z.Y.'de, maço baba ve büyüme çağındaki gey oğul arasındaki ilişkiyi/çatışmayı anlatıyor.Erman Ata Uncu, Vallee'yle konuştu.

Kaos GL

Erman Ata Uncu

İstanbul Film Festivali'nin konuklu galalarından biri de Haziran'da gösterime girmesi beklenen 'C.R.A.Z.Y.'ninkiydi. Filmin festival gösterimi için Türkiye'ye gelen Quebec'li Jean Marc Vallee'nin yönettiği ve Kanada'nın neredeyse tüm önemli sinema ödüllerini silip süpüren, izleyicisini de bayağı memnun eden 'C.R.A.Z.Y.' 1960'lar Montreal'inde başlayan bir baba-oğul hikâyesi. Filmin Noel'de doğduğu için özel addedilen kahramanı Zachary, (Marc-Andre Grondin) büyüdükçe, korkuyla eşçinsel olduğunu farkediyor ve maço ama sevecen babasının gözüne girmek için yıllar boyunca cinsel yönelimini bastırıyor. Tabii 60'lardan 80'lere kadar gelen bir dönemi kapsayan yapımın, en büyük başvuru kaynaklarından biri de müzik. 'C.R.A.Z.Y.', Rolling Stones, Charles Aznavour, Jefferson Airplane, David Bowie, Cure gibi idollerin parçalarını pek görülmedik bir işlevsellikte hikâyesine yediriyor. İzleyiciye de 20 yıllık rock tarihi eşliğinde sıcak, eğlenceli ve etkileyici bir film izlemek düşüyor.

'C.R.A.Z.Y.'nin Emek Sineması'nda 11 Nisan'da yapılan galasındaki tavırlarıyla ve anlattıklarıyla (kendi oğlunun, filmin kahramanının çocukluğunu canlandırması gibi) filmi kadar sıcak bir izlenim bırakan Vallee ile müzikleri nasıl seçtiğini, hikâyenin gey mücadelesine nasıl bir katkıda bulunduğunu ve Quebec sinemasını konuştuk.

'C.R.A.Z.Y.', sadece Kanada'da 6 milyon dolar hasılat yaptı. Onlarca ödül aldı. Hikâyenin bu kadar tutulmasının sebebi sizce ne?

Bence çok güzel, etkileyici bir gerçek hikâye. Çok duygusal ve eğlenceli. Bu hikâyeden sihirli bir şeyler çıkartmak istedim. İzleyiciler, eleştirmenler ve endüstri de bu hikâyenin güzelliğini fark etti. Biz de kendimizi çok şanslı hissettik. Bu tür bir başarı tahmin edilemez. Tek yapabileceğiniz teşekkür etmektir.

Filmin otobiyografik yerleri de var değil mi?

Senaryoyu beraber yazdığım kişinin (François Boulay) hikâyesinden uyarlandı. Filmi onun gelişigüzel yazdığı anılarından yazdım. Bana bu tarzda yüz sayfa yazı verdi, ben de onlardan 'C.R.A.Z.Y.'yi ortaya çıkarttım.

Filmde müzik önemli bir yer tutuyor. Hem babanın hem de Zach'in müzikle ilgilerinin temaya katkısı ne?

Filme imzamı atmanın yoluydu. Müzik karakterler için olduğu kadar, film için de önemli. Böyle bir soundtrack olmadan film de şimdiki gibi olamazdı. Doğru karakterleri tanımlayıp bulmak, doğru tonu ortaya çıkartmak için uygun parçaları ve şarkı sözlerini bulmaya çalıştım. Müzik kesinlikle temaya da hikâyeye de hizmet ediyor. Çünkü babayla oğlun paylaştıkları şey, müzik sevgileri. Onları bir araya getiren de bu. Çocuk babasına kızıp onun plaklarından birini kırıyor. Kırdığı Patsy Cline plağının ne kadar ender bulunduğu konusunda fikri yok. Hitchcock'un deyimiyle bu plak, filmin MacGuffin'i. Hitchcock, karakterlerinin film boyunca aradığı öğeyi MacGuffin olarak adlandırmıştı. Çocuk da babasına geri verebilmek için o plağı arıyor. Çünkü plağı bulursa babasıyla ilişkisinin yeniden düzeleceğini, tıpkı küçükken olduğu gibi beraber patates kızartması yemeye gideceklerini düşünüyor. Yani filmle ilgili her şeyi belirliyor. Çok önemli bir şey de, 'C.R.A.Z.Y.'yi izleyiciye temelde müzikle aktarılan iki saatlik bir duygusal süreç sunmak için yapmam. Bu yüzden filmdeki parçaları tıpkı gençliğimde karma kasetleri hazırladığımda yaptığım gibi seçtim.

Yani müzikleri önceden mi seçtiniz?

Evet. Parçaları titizlikle seçtim. O karma kasetleri genelde kızlar için hazırlardım. Onları tavlamaya çalışırdım. Burada da iki saatlik müzikal bir duygu vererek izleyiciyi tavlamaya çalıştım.

'Brokeback Dağı'nın yarattığı olay, sizin filminizin gişedeki başarısı... Artık ana akım, gey temaları kabul etmeye mi başladı?

Muhtemelen ABD'de değil. Filmi ABD'ye satmadık. Ama 'C.R.A.Z.Y.', Türkiye'nin de dahil olduğu 50 ülkeye satıldı. Niyetim gey mücadelesine hizmet etmek değildi ama filmin bunu yaptığını gördüm. Bu geyliğini açıklamakla ilgili bir film veya bir gey filmi değil. Konu edilen, bir baba oğul ilişkisi, onların arasındaki sevgi. Tabii ki bu baba oğul ilişkisinin altında bir gey meselesi var. Quebec ve Kanada'da ailelerine gey olduklarını açıklamak için filmi kullanan genç insanlar olduğunu biliyorum. Belki dünyada da aynısı olacak. Ama bugün geylik 60'larda ve 70'lerde olduğu kadar tabu değil. Kanada'daki yetişkin gey erkeklerin böyle bir problemi yok. Ama ergenler için durum farklı. Bugün bile 13, 14 yaşında birisi için gey olmak ve bunu yaşamak cehennemden farksız. Filmi çekmeden önce bunu bilmiyordum. Şimdi filmle ilgili duyumlarımdan biliyorum ki, bu hâlâ zor bir durum ve 13 - 16 yaş arasındaki geylerin intihar oranı hayli yüksek.

Son olarak, Kanada'da Quebec'ten çıkan Fransızca filmler, ülkenin geri kalanında dil engelini aşabiliyor mu?

Hayır. Birbirinden ayrı iki topluluk var. Bir tarafta İngiliz kökenli Kanadalılar, diğer tarafta Fransız kökenli Kanadalılar. Onlar Fransız kökenlilerle, biz de İngiliz kökenlilerle ilgili pek bir şey bilmiyoruz. Tabii ki benim gibi endüstriden birisi İngiliz Kanadalılarının sinemasını biliyor. Diğer tarafın endüstrisindekiler de Fransız Kanadalı sinemasından haberdar. Ama genele vurduğunuzda durum böyle değil.

Peki ya 'C.R.A.Z.Y.' için durum nasıl?

'C.R.A.Z.Y.' hakkında bilgileri var. Çünkü her yerde bizden bahsedildi. Ama çok fazla görme şansları olmadı. Çünkü Kanada'nın Quebec dışındaki yerlerinde az sayıda salonda gösterildi. İngiliz kökenli Kanadalılar yabancı filmlere gitmez. Benim filmim 'C.R.A.Z.Y.' de yabancı film olarak kabul ediliyor. Bu zihniyeti değiştirmeliyiz. Altyazılı film seyretmek için çaba harcamalıyız. Fransız Kanadalılarının da İngiliz Kanadalılarının da yapması gereken bu, zihinleri ve görüş alanlarını açmak.

Kaynak: Radikal İki, 16 Nisan 2006