Gökkuşağı Forumu

Sapma Günlüğüm 6: Pekin’de Kişisel Onur Yürüyüşü

Çarşamba, 17 Nisan 2019

“Pekin, aman tanrım, Pekin’deydik!

Gaomi Kuzeydoğu Bucağı’ndan gelen fakir bir gencin

18 Ocak 1978 tarihinde Pekin’de olabileceği kimin aklına gelirdi ki?”

Mo Yan – Değişim

Günlüğün bu bölümünde, onur duymanın, açılmanın, cinselliği yaşamanın ve karşılaşmaların Pekin’de de İstanbul Mis Sokak’taki gibi yaşandığını göstermek için Çin’deki kişisel onur yürüyüşümü soymak istiyorum. 8 Temmuz sabahı, erkenden uyanıp Çin Seddi’nin Badaling bölgesine gidiyorum. Haritada Pekin’in kuzeyine yükseliyorum. Efsaneye göre, hiçbir kahraman sedde tırmanmadan gerçek bir kahraman olamazmış. 21 yaşımda sedde tırmanıp gerçek bir kahraman oluyorum.

O yıl Onur Yürüyüşüne -ya da dağılışına- katılamayıp olayları, Okan ve Aslı’nın (mahlaslar) gözaltına alındığını, Ayla’nın (mahlas) plastik mermi yediğini Pekin’den takip etmiştim. Yine de “Her LGBTİ+ kendi başına bir onur yürüyüşüdür,” düsturundan hareketle ben de Pekin’e dağılıyorum ve kişisel onur yürüyüşümü Çin Seddi’nde gerçekleştiriyorum. Kafama gökkuşağının yamalı kutu renklerini giyinmiş bir şemsiye geçiriyorum ve yürüyorum. “Nefrete inat yaşasın hayat,” diye ünlüyorum. En tepeye varınca bir madalya satın alıyorum ve adımı yazdırıyorum: “8 Temmuz 2016 Cuma, Çin Seddi’ne tırmandım.” Yedi kule direnip sekizincide teleferiğe biniyorum ve setten aşağı iniyorum. “Direne direne bineceğiz teleferiğe!”

Çin Seddi’nde sadece Çin bayrağının dalgalanmasına müsaade var. Ben bir de korsan gökkuşağı bayrağı dalgalandırıyorum. Tayvanlı arkadaşım Karen’ın (mahlas) Tayvan bayrağıyla Çin’e girmesi yasak, aksi davranışta tutuklanır. Biz de geldiği üniversitenin bayrağını açıp dalgalandırıyoruz Çin Seddi’nde. Kişisel onur yürüyüşümün, gökkuşağından başka ikinci ve son bayrağı da bu oluyor.

Yürüyüşün akşamında parti olmalı. Ben de internetten biriyle tanışıp gece barda buluşmak üzere sözleşiyorum. Otelde, gece dışarı çıkacağımı Hollandalı arkadaşım Hans’a (mahlas) söylemek için odada dönüp duruyorum. Hans’a açılmak beni geriyor. Bir heteroseksüelle odamı paylaşıyorum, ama onu tanımıyorum. Bu yüzden, vereceği tepkiden çekiniyorum ve ona açılmak benim için bir olay haline geliyor. Kendimi rahatlatmak için önce Endonezyalı arkadaşım Desy’e (mahlas) bir mesaj atıyorum ve çok da istemediğim halde onu geceme davet ediyorum. Büyük bir tepki almıyorum, şaşırıyor, ama her şey olumlu. Üstelik gelemeyeceğini söylüyor, bu da olumlu. Desy’den cesaret alıp, bir yandan da büyütecek ne var ki duygusuyla tuvaletten çıkıp Hans’a “Bu akşam bir gece kulübüne gideceğim, ama seni davet edemem, çünkü o türden bir yer değil, bir gey bar,” diyorum. Hans şaşırıp “Tamamdır, başına bir şey gelirse telefonum açık olacak,” diyor. “Pekin’de gey barlar olduğunu bilmiyordum,” diye ekliyor. Bildiklerimi biraz anlatıyorum, Çin gey barları üzerine anlamsız kısa bir sohbetin ardından “O zaman çıkıyorum,” deyip kapıya yürüyorum. Arkamdan sesleniyor: “Have fun man!”

Önceki yıl İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşte polis barikatını geçebilmek için üstünde rengarenk “Pride” yazan duvağımla gökkuşağı bayrağımı saklayıp gizlenmiştim. Oysa bu yılki kişisel onur yürüyüşümde açılıyorum. Bunun verdiği tuhaf hisle odadan hızla iniyorum. Ürkek adımlarla otelden çıkıyorum, ama buluşma saatine daha çok var. YoGo Cafe’ye gidip bir Tsingtao açıyorum ve Türkiye’den arkadaşım Elif’le (mahlas) konuşuyorum. Zaman ilerliyor ve kişisel onur yürüyüşümün kapanış partisi gelip çatıyor. Türkiye’den beş saat ilerideyim.

Ted’le (mahlas) Destination isimli bir kulübün girişinde buluşuyoruz. Ben erken gelip ilk içkimle dolaşıyorken gelip beni buluyor. O da Tayvanlıymış, bana diğer barları göstermek istiyor. Sanlitun’un renkli gece hayatının içinden yürüyoruz. Beni Pekin’in en meşhur gey barlarından Funky’e götürüyor. Restorasyon olduğu için binanın sadece teras kısmı açık, orası da aklımdaki kapanışa uygun düşmüyor. Bir de Kyle var, ama ona uğramayıp Destination’a striptiz gösterisini izlemeye dönüyoruz. Üç Asyalı erkeğin karşımda dansını izlerken Ted de pantolonumun önünü kurcalıyor, ama cesurca değil, çekinerek. Gösteri bitince yukarı çıkıyoruz, bir bira alıp onu öpüyorum, utanıyor. Aşağı inince ona geceye burada onsuz devam etmek istediğimi söylüyorum.

Yürüyüş gecesi bulanıklaşmaya başlıyor. Ted gidiyor, birkaç kişiyle kesişip rastgele bir masada bir şeyler içiyorum, biriyle tanışıp muhabbet ediyorum, başka biri daha geliyor, içkiler değişiyor, hep beraber başka bir masaya gidiyoruz, masa eksiliyor, insanlar kayboluyor, sıkışıp dışarı çıkıyorum ve bir süre yalnız kalıyorum, içeri girip dans ediyorum, genç bir kız beni striptiz direğine itiyor, direkte dans ediyorum, kız bana arkadaşını gösteriyor, gidip öpüyorum, dans etmeye devam ediyorum, zemin sallanıyor, insanlar kayboluyor, başka bir çocuk giriyor, dans ediyoruz, muhabbetimiz duyulmuyor, onu yandaki odaya çağırıyorum, oynaşıyoruz, öpüşüyoruz, tuvalete çağırıyorum, yeterliymiş, sonraki gün Şangay’a dönüyormuş, bana WeChat kimliğini yazıyor, ben de ona numaramı veriyorum, tanıştığımıza çok memnunmuşuz, içeri dönüyorum, başka biri için kendimde enerji bulamayınca çıkıyorum, kalabalık kaybolmuş, güneş doğmuş, saat beşi geçerken otele varıyorum, uyuyorum…

Yıllar sonra, benzer gecelerde, birçok kez Mis Sokak’ta uyanıyorum.

10.12.2018, Kars, Milk Bar 

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.

**Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin 164. sayısında yayınlanmıştır.