İnsan Hakları

TİHEK insan hakları ihlallerini meşrulaştırıyor

Pazartesi, 20 Mayıs 2019
Haber: Kaos GL

Kaos GL Derneği, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun LGBTİ+ hakları karşıtı tutumuna ilişkin basın açıklaması yayınladı. Açıklamanın tam metni şöyle:

Kısa adı TİHEK olan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, LGBTİ+’ları yok sayan bir kanun ile kuruldu ve yola çıktı. Bugün, kanununun ruhuna uygun olarak translara yönelik apaçık bir ayrımcılığa ilişkin başvuruyu reddetmekten çekinmeyen, düzenlediği sempozyumda LGBTİ+’lara yönelik apaçık nefret söylemlerinin dile getirildiği ve LGBTİ+ kişilerin insan onurlarının kutlandığı Onur Yürüyüşü esnasında üyesinin dahi homofobik açıklamalar yapmaktan çekinmediği bir “insan hakları” kurumu olarak icraatlarına devam ediyor.

Oysa TİHEK’in varlık nedeni toplumun en savunmasız kesimleri başta olmak üzere “herkesin” insan haklarının korunması ve teşvik edilmesidir. Bunu yaparken TİHEK, Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi belge ve içtihatlarını ve Türkiye Anayasası’nın ayrımcılık maddesini referans almalıdır. Nitekim TİHEK kanununun genel gerekçesinin ilk cümlesi de şudur: “İnsanlık onuruna yaraşır bir hayatın çerçevesini çizen temel hak ve hürriyetlerin korunması, geliştirilmesi ile bunlardan yararlanma bakımından hiç̧ kimsenin ayrımcılığa maruz kalmaması, eşit muamele görmesi, evrensel normlar kadar toplumumuzun dayandığı kök değerlerin ve ortak medeniyet mirasımızın asli bir unsurudur.”

Ancak, adı anılan ve LGBTİ+ kişilerin insan haklarını diğer herkes gibi koruma altına alan evrensel normlara rağmen, TİHEK kanununun ne maddelerinde ne de özel gerekçelerinde herhangi bir biçimde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılığa vurgu yapılmamıştır. Nitekim sivil toplum bu hali ile insan haklarının korunmasının değil insan hakları ihlallerinin kaynağı olacağını öngörmüştür ve Meclis görüşmeleri esnasında TİHEK’in kuruluş kanununa muhalefet şerhleri yazılmıştır. Bu durum, Meclisteki bütün yaklaşımların kanun metnine yansımadığını baştan ortaya koymuştur.

Maalesef TİHEK Türkiye toplumunun en yoğun ve şiddetli insan hakları ihlallerine maruz kalan toplumsal kesimlerinden LGBTİ+’ları sadece görmezden gelmekle kalmamaktadır. Bir kurul üyesi sosyal medyada “Onur mu ne onuru, ne aşkı! Aşk iki ayrı cins arasında olur.” şeklinde homofobik paylaşımda bulunmaktan çekinmemiştir. Bir başka örnek, kurulun düzenlediği “Uluslararası Ailenin Korunması Hakkı Sempozyumu” esnasında yaşanmıştır. Sempozyum konuşmacılarından Prof. Dr. Orhan Çeker’in “LGBT ve benzeri hayasızlıklar insan fıtratını, neslini ve aileyi yok etmeye yönelik girişimlerdir” şeklindeki homofobik beyanlarını ve bu beyanların TİHEK’in kurumsal sosyal medya hesaplarında paylaşılmasını bu kurulun yarattığı endişe verici ortamın bir yansıması olarak görüyoruz. Böylesi apaçık nefret söylemleri, LGBTİ+’ları hedef alan ve linçe, cinayete var insan hakları ihlallerinin hem kaynağıdır hem meşrulaştırıcısıdır.

Sivil topluma, kamu kurumlarına, Anayasal kurumlara, siyasi partilere ve Türkiye’nin tarafı olduğu uluslararası kuruluşlar ile Avrupa Birliği’ne sesleniyoruz: “Bu haliyle TİHEK insan hakları değerlerini ve ilkelerini referans alan bir ulusal insan hakları kurumu olmaktan son derece uzaktır. TİHEK, LGBTİ+ haklarını korumak bir yana, açıkça hedef almaktadır ve benzer amaçla kurulan kapsayıcı kurumlarla herhangi bir benzerliği yoktur. TİHEK, Türkiye’deki LGBTİ+ hak sahipleri için bu hali ile insan hakları ihlallerine karşı mücadele eden değil, onları meşrulaştıran ve kurumsallaştıran bir kurum anlamına gelmektedir ve insan hakları vizyonunda uluslararası sözleşmeler ile insan hakları hukukunu referans alan bir değişim sağlanmadığı müddetçe böyle olmaya devam edecektir.