Gökkuşağı Forumu

Deli kadına selam olsun!

11 Haziran 2019

Herkes gibi beni de Ayşen Gruda’nın vefatı derinden etkiledi.

Büyük bir kadın sanatçı olması dışında, yaşamdaki duruşuyla, yarattığı “öteki” kadın karakteriyle başımıza taç oldu. Öteki derken, klasik Yeşilçam kadın portrelerinden uzak, hem komik, hem cüretkâr hem de dişil tavrıyla Türk halkına yeni bir akım kazandırmış olmasıydı. Tiyatroda daha görünür olmasına rağmen sinemada yan karakterlere sıkıştırılması, ne onu ne de yarattığı kadın karakterlerin sindirilmesine izin vermedi. Hatta daha parlamasına ve gözle görünür olmasına sebep oldu. Burada görünür olmanın altını çiziyorum çünkü, fiziksel olarak genel geçer güzellik algısından uzak olmasına rağmen filmin diğer ana karakterleri arasında sıyrılabilmek ustalık işiydi. Bunda Ayşen Gruda’ya bahşedilmiş yeteneğin ve onun bu yeteneği zekice kullanabilmesinin rolü büyük. Ama asıl meziyet, o cevheri keşfedip, bizle paylaşan Erten Eğilmez’e ait.

Eğilmez’in, Yeşilçam’a ve bize kazandırdıklarını görmezden gelmek haksızlık olur. Bugün televizyon ekranlarında sürekli yayınlanan ve sanki ilk kez izleniyormuş gibi ilgi toplayan filmlerin mimarlarından biri, Ertem Eğilmez’dir. Goodard ve Bertolucci gibi çağdaşları, dünyayı kasıp kavururken, Eğilmez’in kendi küçük memleketinde, fakir ama mutlu insanların samimi ve sevecen hallerini içtenlikle sergilemesi, kendisini çoktan ayrı bir kategoriye konumlandırmıştır hiç şüphesiz. Filmlerinde yer alan her oyuncuyu istisnasız, adam kayırmadan tanıyor ve beğeniyorsak bunu, ustanın emeğine ve becerisine borçluyuz.

Eserlerinde çokça işlediği ve beslendiği aile kurumunu ironik bir şekilde eleştirmek, köklü bir sanat geleneğinin ürünüydü. İşte Ayşen Gruda, bu köklü geleneğin bir parçası olduğu için farklılığını ve farkındalığını ortaya koyabilmişti. Aksi takdirde sıradan bir oyuncu olarak anılması kaçınılmaz olurdu. Aynı Gruda’nın set aralarında, herkesin kendi köşesine çekildiği vakitte, senaryoyu defalarca incelediği ve bu sayede dramaturjinin ne kadar önemli olduğunu keşfetmesi, anekdotları arasında yer alacaktı. Bu birikimin Ayşen Gruda’nın hafızamızda yer etmesinde etkisi büyük olacaktı.

Ayşen Gruda’ya biçilen roller, o kadar özgün ve sıradışıydı ki, hiç garipsenmeyen ama farklılığı her daim tescil edilen türden olacaktı. Bu farklılığın en önemli göstergesi, cinselliği, toplumsal kadın rolleri dışında, cüretkâr bir dille sergilemesiydi. Türk sinemasındaki klişe seksi kadın imgesinin alt üst edilip, karikatürize bir erotizmle can bulan kadın karakterler ne menem bir kurnazlık ne menem bir kuir’likti. Bence Vahi Öz’den sonra, gelmiş geçmiş en kuir karakterler, Ayşen Gruda tarafından canlandırılmıştır. Ne yazık ki kendisini tiyatroda izleyememek büyük bir talihsizlikti. Döneminin kabare ve müzikallerini gene televizyondan izleme imkânı bulmak bir teselliydi. Oyunculuğunu ekrandan taştığını görmemek nerdeyse imkânsızdı. 

Ayşen Gruda’nın sahne kadar sahne dışında yansıttığı kimliği de hayranlık uyandırmıştır. Muzip ve bir o kadar arıza havası buna en iyi örnektir. Bir televizyon söyleşisinde, “Domates güzeli denmesinden rahatsız mısınız?” sorusuna, “bana kimse domates güzeli demiyor, siz diyorsunuz” diyecek ve şöyle devam edecekti: “Rahatsız değilim. Çünkü o dişi bir şarloydu. Ben içimdeki kavukluyu yakaladım onunla. Onun için hiç rahatsız değilim. Diyebilirsin. Ben sana hıyar güzeli diyebilir miyim? Bak ikimizden ne güzel salata olur”.

Hakkında cilt cilt kitaplar yazılması gereken ve 74 yıllık ömrüne sayısız başarı sığdıran Ayşen Gruda, böyle de lafı gediğine oturtan, muzip, politik, seksi ve her daim başımızın tacı bir sanat insanıdır. Nurlar içinde uyu Domates Güzeli!

Kaos GL dergisine nasıl ulaşabilirsiniz?

Bu yazı ilk olarak Kaos GL dergisinin 165. sayısında yayınlanmıştır. Dergiye; online aboneler dergi websitesinden ulaşabilir. Basılı halini edinmek isteyenler ise önümüzdeki haftadan itibaren kitapçılardan yeni sayıyı satın alabilirler. Dergiyi internetten satın almak için ise Notabene yayınları ile iletişime geçebilirsiniz.

*KaosGL.org Gökkuşağı Forumu’nda yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Yazının KaosGL.org’ta yayınlanmış olması köşe yazılarındaki görüşlerin KaosGL.org’un görüşlerini yansıttığı anlamına gelmemektedir.