İnsan Hakları / Sağlık

“HIV politikaları HIV’le yaşayan kişiler için üretilmeli”

Pazartesi, 24 Haziran 2019

HIV politikaları İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nda konuşuldu: “HIV’le yaşayanlar için, HIV’le yaşayanların ihtiyaçlarına göre politikalara ihtiyacımız var.”

İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, bugün (24 Haziran) başladı. 30 Haziran’a kadar devam edecek etkinliklerin ilk gününde “HIV Politikalarına Dair Queer Eleştiriler” tartışıldı.

Vault 34’teki panelde Halim Kır’ın yöneticiliğinde HIV aktivistleri Yunus Emre Demir ve Oğuzhan Latif Nuh konuştu.

Halim Kır açılış konuşmasında HIV politikaları belirlenirken HIV’le yaşayan kişilerin politika belirleme sürecinde yer almadığını belirtti.

“İhtiyaca uygun politikalar geliştirilmeli”

Ardından Oğuzhan Latif Nuh; kondom, PEP ve PREP gibi önlem yöntemlerinden bahsetti. Belirlenemeyen=Bulaştıramayan ifadesini anlatan Nuh şöyle devam etti:

“Kandaki viral yükü belirlenemeyen seviyeye düşmüş HIV’le yaşayan bir kişiden HIV aktarımının da mümkün olmadığı bilimsel deneylerle ortaya konulan bir gerçek. B=B’nin en önemli özelliği HIV tanısı alan kişilerin tanıdan sonra yaşadıkları depresyon ve kaygılarla mücadele etmesine de katkı sağlayan bir gerçek olması. Ve yine diğer yöntemlerden farklı olarak HIV’le yaşayan kişileri merkeze alıyor.”

Önlem politikalarında bireylerin kendi ihtiyaç ve yaşantılarına en uygun yöntemi seçme hakkı olduğunu hatırlatan Nuh, “Sağlık personellerinin bütün bilgileri herhangi bir önyargı olmadan kişilerle paylaşması ve bu önlem yöntemlerini kişilerin kendi ihtiyaçlarına göre belirlemesi gerekiyor” dedi.

Kondomlara uygulanan vergi oranının 2008 yılında düşmesine rağmen diğer ülkelere göre yine de çok yüksek olduğunu belirten Nuh, “Neden kondoma diğer ülkelere göre daha fazla vergi veriyoruz” diye sordu. Vajina kondomunun Türkiye’de olmamasını da eleştirdi.

Önlem politikalarının sadece kondom üzerinden konuşulmasını da eleştiren Nuh, “Önlem politikalarının ne işe yaradığını ve kime yönelik olduğunu da konuşmamız gerekiyor. Yine önlem politikaları HIV alanının çok küçük bir kısmı” şeklinde konuştu.

“Tedaviye başlama süresinin uzaması, sağlık hakkına erişimi engelliyor”

Yunus Emre Demir ise, Sağlık Bakanlığı’nın her sene HIV ile alakalı istatistikler yayınladığını hatırlatarak, “Bu sene yayınlanan istatistiğe göre heteroseksüel cinsel ilişki yoluyla HIV aktarımı yüzde 34 oranında iken eşcinsel ve biseksüel ilişki yoluyla aktarımda ise yüzde 14. Ancak bu veriler tanı aldığınızda devletin bir çalışanı olan doktorun sorusuna verilen yanıtla belirleniyor. Bu soruya yanıt vermemeyi tercih edebilir ya da kimliğinizi bir devlet görevlisine açmak istemeyebilirsiniz. Bu veriyi devlet, ‘LGBTİ+’ların HIV’le ilgili özel bir çalışmaya ihtiyacı yok’ diye yorumlayabiliyor” dedi.

Demir; HIV tanısı aldıktan sonra tedavi sürecinin nasıl ilerlediğini, doğrulama testinin nasıl ve ne kadar sürede yapıldığını anlattı. “Bu süreçlerin uzaması kişilerin tedaviye erişimini kısıtlıyor” dedi.

“Salondaki herkesi HIV negatif varsaymamak…”

Tedavinin bir amacının viral yükü düşürmek diğerinin ise bağışıklık hücrelerini arttırmak olduğunu hatırlatan Demir, sözlerine şöyle devam etti:

“Toplumdaki yoğun damgalama ve dışlamadan kaynaklı olarak HIV, sadece enfeksiyon bölümünün değil aynı zamanda ruh sağlığı birimlerinin de gündeminde olmalı.”

HIV politikasının HIV’le yaşayanlar için yapılması gerektiğini vurgulayan Demir, “Cinselliğe dair doğrudan komut veren bir politika damgalamayı arttıyor. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı eğitimleri PEP ve PrEP gibi yöntemleri de kapsamalı. Aynı şekilde bu içerikler üretilirken herkes HIV negatif var sayılmamalı. Aynı şekilde basın ve medya ayağına dair ayrımcılık raporlanmalı ve buna müdahale edilmeli.”