Medya

Sosyal medyada seks işçiliği “tartışması”nın seyri

Cuma, 19 Temmuz 2019
Haber: Kaos GL

KHK ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ’ın seks işçileriyle ilgili attığı “Bu işse, gönder eşini o da işçilik yapsın o zaman” demesinin üzerine neler oldu?

Sosyal medyada seks işçilerine dönük ayrımcı ifadelerin ardından bir tartışma yaşandı. KHK ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ, seks işçilerine yönelik “Bu işse, gönder eşini o da işçilik yapsın o zaman” dedi. Karadağ’ın bu paylaşımının ardından sosyal medyada seks işçilerini hedef alan paylaşımlar yapıldı. Seks işçileri; nefret ve ayrımcılığın hedefinde yer aldı. FEMEN Türkiye de bu ayrımcı kampanyaya katılanlar arasındaydı. Bütün bu süreçte yaşananları ve Pembe Hayat’ın seks işçilerinin haklarını hatırlattığı açıklamasını KaosGL.org için derledik.

Nasıl başladı?

Cumhuriyet gazetesi; Hollanda’nın başkenti Amsterdam’ın ilk kadın belediye başkanı Femke Halsema’nın, Red Light District (Kırmızı Fener Sokağı) ve çevresindeki genelevleri kapatma önerisinin ardından, 6 Temmuz’da seks işçilerinin tepkisini haberleştirdi. Habere göre seks işçilerinin yüzde 90'ı, genelevlerin kapatılması ya da taşınmasına karşı çıkıyor.

Gazetenin haberi Twitter hesabında yayınlamasının ardından KHK ile ihraç edilen öğretmen Acun Karadağ, cevap olarak “Seks işçiliği ne demek ya? Gönder eşini o da işçilik yapsın o zaman bu işse” dedi.

Karadağ’a gelen cevaplar ise “Seks işçiliği, işçiliktir, elinizi bedenlerimizden çekin”, “Seks işçiliği denebilir mi denemez mi tartışmaya açık ancak tweetiniz eril” ve “Haklısınız, beden satılamaz, bu bir işçilik olamaz” diyenler olarak üçe ayrıldı. Cevap olarak açık hesaplardan açılan tüm tweetleri buradan görebilirsiniz.

“Eşini gönder” tweeti, “seks işçiliği” ve “seks köleliği” tartışmasını alevlendirirken Karadağ ikisini aynı kefede yorumladı: “Bunun adı sex köleliğidir. Bir meslek, bir işçilik değildir. İnsan bedeninin zorla satılmasıdır. Kimse kimsenin bedenini satamaz. Bunu da bir sektör haline getiremez.  Ortadan kaldırmak için savaş vermediği sex köleliğini işçilik diye meşrulaştırmak da kimsenin haddi değildir.”

Seks işçilerini hedef gösterdiği, nefret söylemini örgütleyen tweete cevap verenlere ise “Fuhuş iyi bir şey değildir. Zor ya da kolay olması kötü olduğunu değiştirmez. Bir şeyi zor ya da kolay olmasına göre değil insana yakışır olup olmadığına göre doğru buluruz. İnsan bedeni satılık değildir. Meşrulaştırılamaz” dedi.

FEMEN’in ilk açıklaması

Kendini “Uluslararası feminist bir hareket” olarak tanımlayan FEMEN ise, Karadağ’ın tweetinin ardından gündemleşen konu “seks işçiliği” iken “seks endüstrisi faşizmdir” şeklinde bir açıklama getirdi:

“Fuhuş dünyanın en eski zulüm ve sömürüsüdür. Bir kez daha tüm feministleri fuhuşun karşısında, kadınların yanında yer almaya çağırıyoruz. Seks endüstrisi faşizmdir. EMEN, 2008’de Ukrayna’da kurulduğunda ataerkil sistemin 3 büyük temsilcisiyle mücadele etmeye başladı: Seks endüstrisi, din, diktatörlük. Bu konuda duruşumuzdan hiç taviz vermedik. Seks endüstrisi, din ve diktatörlükler kadınların özgürlüğünün karşısındaki en büyük 3 engeldir.”

Zürih’te bir duvar yazısı: “Seks işçilerinin damgalanmasına ve kriminalize edilmesine karşı mücadele etmeliyiz.”

Pembe Hayat’tan açık mektup

Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği, Acun Karadağ’ın tweet(ler)i ve FEMEN’in açıklamasından sonra öznelerin talepleri yok sayılarak üretilecek her argümanın orospufobik olacağını hatırlatarak, asıl sömürünün seks işçilerinin haklarının gözetilmemesinde olduğunu anlatan bir açıklama yayınladı:

“Seks işçiliği işçiliktir. Seks işçileri işçidir. Herhangi bir işçinin emek piyasasında maruz kaldığı sömürü ne ise, seks işçilerinin yaşadığı sömürü de aynı kökten beslenir. Sömürü mesleğin kendisinde değil; bu mesleği icra eden biz orospuların haklarını gözetmeyen devlet ve onun hukuk mekanizmalarında ve ekonomik sistemde gizlidir. Seks işçiliğini kriminalize eden, mücadele etmemiz gereken bir öcüye çeviren, karşısında durmamızı gerektiğini söyleyen tüm söylemler; doğrudan seks işçilerini de kriminalize eder ve orospufobi üretir. Seks işçiliği yalnızca cis (natrans) kadınların mesleği değildir. Aksine, her cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimden seks işçisi vardır ve halen çalışmaktadırlar. Orospulukla mücadele pratikte orospularla mücadeleye dönüşmektedir ve özneyi yok sayarak üretilecek her argüman orospufobiktir; bu mücadelenin kendisi de orospufobidir. Seks işçiliği ile ilgili üretilecek politikaların toplumu değil seks işçilerini gözeten noktadan olması gerekmektedir ve seks işçilerini özne olarak kabul etmeyen her türlü politika orospufobiktir. Bedenlerimiz bize aittir ve biz orospular kendi bedenlerimiz hakkındaki kararları kendimiz veririz. Bedenlerimize dair aldığımız kararlar ve mesleki tercihlerimiz sebebiyle ahlakçı tartışmalarınızın nesnesi olmayı reddediyoruz. Seks işçiliğinin yalnızca zorunlu/zorunda kalınan bir iş gibi ele alınması yanlıştır. Bugün çok sayıda orospu, hür iradesiyle ve isteyerek orospuluk yapmaktadır. Patronsuz ve pezevenksiz bir dünya hepimizin talebidir. Bugünkü ekonomik sistem içerisinde işçiler ve emekçiler için mücadele edilirken, nasıl ki, işçiler ve emekçiler gözetilerek ve mücadelenin özneleri olarak ele alınıyorsa; seks işçilerinin hakları için mücadele edilirken de seks işçileri özne olarak kabul edilmelidir. Seks işçiliğiyle, seks işçilerine karşı bir mücadele orospufobiktir. Özgür bir seks işçiliği mümkündür ve pezevenksiz bir dünya talebimiz kadar önemlidir. Orospufobi öldürür.”

Pembe Hayat ayrıca hak savunucularını seks işçilerine karşı değil seks işçiliğini kriminalize edenlere karşı mücadeleye davet etti:

“Bu mektup aynı zamanda tüm seks işçilerine, insan hakları savunucularına ve feminist harekete açık bir çağrıdır. Feministleri ve tüm nefret karşıtlarını seks işçiliğiyle ve seks işçileriyle mücadeleye değil; seks işçiliğini işçilik olarak görmeyen, kriminalize eden ahlakçı düşünceye karşı ahlaksızca mücadeleye davet ediyoruz.”

Açıklamanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

FEMEN’den ikinci açıklama

Pembe Hayat’ın seks işçilerinin haklarını savunan ve savunmaya çağıran açıklamasına cevap olarak FEMEN ilk açıklamadaki tavrını sürdürdü:

“‘Orospu’larla ilgili herhangi bir şey geçiyor mu açıklamamızda? Söylemleri çarpıttığınız ve insanları ‘-fobik’ etiketleriyle İslamcılar gibi susturmaya çalıştığınız için utanın. Fuhuş sektörünü eleştirmek fuhuş yapan kadınları eleştirmek değildir. Fuhuşun yasallaşması, normalleştirilmesi veya desteklenmesi fahişeleri/orospuları/‘seks işçilerini’ değil seks endüstrisini korur. Pezevenklerin ve müşterilerin korunduğu düzende fahişeler aynı sorunları yaşamaya devam eder. Fuhuşun en yaygın olduğu ülkelerden biri olan Ukrayna’da kurulan FEMEN, şunu açık bir şekilde ifade ediyor: Fuhuş, erkek egemenliğinin en saf ve net tezahüründen başka bir şey değildir. Fuhuş, eşit şartlarda meydana gelen bir cinsel birliktelik değildir. Kadının, para veren erkeğe zevk vermek amacıyla kullanılan bir nesneye dönüştüğü bir sistemdir. Fuhuş yapısı itibariyle iki sosyal gücün kullanıldığı bir alandır: Seks ve para. İsteyerek yaptığını söyleyen bazı kadınlar olsa da fuhuşun çoğunluğu ekonomik çaresizlikler, insan trafiği veya göçmenlik sonucunda buna mecbur kalan kadınlar tarafından yapıldığı istatistiksel bir bilgidir. Fuhuşun inatla bir ‘iş’ olduğunu iddia ediyorsanız öyle olsun! Fakat bunun kadınlar için en tehlikeli ve küçük düşürücü ‘iş’lerden biri olduğunu inkar etmeyin! Feministler olarak bu ‘iş’i kökünden yok etmek istiyoruz, herkesi romantik bakış açılarını terk etmeye çağırıyoruz.”