İnsan Hakları / Çalışma Hayatı

“Sırf eşcinsel olduğum için beni jet hızıyla ihraç ettiler”

20 Ağustos 2019

Kamuda çalışırken “Eşcinsel olduğuna dair ihbar var” denerek açığa alınan ve ardından jet hızıyla ihraç edilen Mehmet, yaşadıklarını KaosGL.org’a anlattı: “Ben şerefimle çalıştım, benim yaptığım işle ilgilenmediler. Özel hayatımla ilgilendiler ve haksız yere beni işten attılar. Ayrımcılık uyguladılar.”

Mehmet* 34 yaşında. 8 yıldır bir kamu kuruluşunda memur olarak çalışıyordu. Geçtiğimiz aylarda ihbar ve ardından özel hayatının gizliliğini ihlal ederek elde edilen bir bilgi ile işine son verildi. Mehmet’in işine son verilmesinin gerekçesi eşcinsel olmasıydı.

Her ne kadar eşcinsel olmak yasalarda suç olarak tanımlanmasa ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda da buna dair doğrudan bir ifade olmasa da birçok eşcinselin usulsüz bir şekilde çalışma hakkı gasp edilebiliyor. Mehmet de bunlardan biri.

Polis, muhtara sordu; kurum müdürü odasına çağırdı

Mehmet’in KaosGL.org’a aktardıklarına göre; her şey bundan 6 ay önce bir sivil polisin mahalle muhtarına gelmesi ve kendisini sorması ile başladı. Polis, muhtara “Böyle bir kişi var. Memur. Twitter’da eşcinsel olduğuna dair paylaşımlar yapılıyor” dedi.

Sivil polisin muhtar ile görüşmesinin ardından kurum müdürü Mehmet’i çağırdı ve “Eşcinsel olduğuna dair ihbar var. Biri seni şikayet etmiş, doğru mu” diye sordu. Mehmet, önce “Hayır böyle bir şey yok” dedi. Kurum müdürünün yanından ayrıldı. Müdür, Mehmet’i tekrar çağırdı ve “Savcılığın elinde sosyal medyadan kanıtlar var, kabul etsen iyi olur” dedi. Mehmet de, “Evet eşcinselim ancak bu durum doğuştan gelen bir durum ve mesleğimi yapmama engel değil” dedi. İfadesini kuruma verdi. Ardından açığa alındı.

Adlî soruşturma olmamasına rağmen ihraç!

Hakkında adlî bir soruşturma olmadığı, ortada bir suç da olmadığı için 3 ay açığa alındıktan sonra mesleğine dönmeyi bekliyordu. Ancak bu sefer keyfî bir şekilde tekrar açığa alındı. Çalıştığı kurumun bağlı olduğu Bakanlık’tan savunmasını yapması için kendisine tebligat geldi. Mehmet, yazılı savunmasını yaptı ve yazılı savunmasında sözlü savunma da yapmak istediğini söyledi. Ancak bakanlık sözlü savunmasını beklemeden kendisini jet hızıyla işten çıkardı. Meslekten ihraç edildi.

“Ben 8 sene işimi yaparken gayet ciddiydim. Şu an mı ciddiyetsiz oldum?”

Mehmet’in bütün bu süreç boyunca görüşme ve sözlü savunma verme talepleri işleme alınmadı. Mehmet, bu yaşadıklarını şöyle değerlendiriyor:

“Hakkımda bir dosya olduğu söyleniyor ancak ben dosya içeriğini bilmiyorum. Adlî bir soruşturma yok ama varmış gibi jet hızıyla ihraç ediliyorum. Koştura koştura beni anında kovdular. Ben yalvardım ifade vermek için, birileri ile görüşmek için… Hakkımdaki dosyayı görmek istedim. Dosyada resimler olduğu söyleniyor ama hiçbir şey bilmiyorum. Tarafıma iletmek zorundalar ancak bunu dahi bana göstermediler. En son bakanlık yüksek disiplin kurulu, tebligat gönderdi. Tebligatta da son savunmamın alınacağı; sözlü ya da yazılı savunma istediler. Ben de savunmamı yazdım. Ve sözlü savunma yapmak istediğimi söyledim. Benim sözlü savunmamı almadan çok hızlıca beni şutladılar.

“Başka nedenlerle atılan kişilerin süreçleri en az bir sene sürerken, sırf eşcinsel olduğum için beni jet hızıyla işten attılar. Ben “Allah” bile diyemeden çok kısa bir sürede atıldım. Avukatım açığa alınmaya itiraz etti ve Bakanlık ‘Memurluk ciddi bir meslektir, bu durum bu kişilerle değil ciddi memurlarla yürütülmelidir’ diye cevap verdi. Ben 8 sene işimi yaparken gayet ciddiydim. Şu an mı ciddiyetsiz oldum?

“34 yaşındayım ve bu süreçte saçlarım beyazladı. Normal bir insanın yapamayacağı zorlu bir iş yapıyordum kamuda. Ben şerefimle çalıştım, benim yaptığım işle ilgilenmediler. Özel hayatımla ilgilendiler ve haksız yere beni işten attılar. Ayrımcılık uyguladılar.”

Çalışma hakkında ilişkin detaylı bilgi için tıklayın: Hak-sız mıyız (!): Çalışma hakkı

“Kişiye uygulanan bariz bir ayrımcılık!”

Mehmet’in yaşadıklarını Kaos GL Hukuk Danışmanı Avukat Kerem Dikmen ise, “bariz bir ayrımcılık” olarak değerlendirdi. Av. Dikmen, Anayasa ve uluslararası sözleşmeleri hatırlatarak süreci şöyle değerlendirdi:

“Özel hayata saygı yükümlülüğü hem Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde devletler tarafından güvence altına alınması gereken bir yükümlülük. Ayrıca ayrımcılık anayasaya göre yasak. Sözleşmeye göre ise sözleşmere yer alan bir hak ihlali ayrımcılık nedeniyle gerçekleşiyorsa bu da ayrı bir ihlal. Memuriyetten çıkartılma süreçlerinde yasal düzenleme eşcinselliği bir çıkarma nedeni olarak düzenlemiyor. Ne var ki güvenlik güçleri ile diyanet işlerinde çalışmakta iken cinsel yönelimleri nedeniyle memuriyetten çıkartılanların yapmış oldukları bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesi, hak ihlali olmadığına karar verdi. Oysa bu kararlar anayasa ve sözleşmedeki yükümlülüklere aykırı idi. Kişilerin cinsel yönelimleri özel hayatlarının parçasıdır. İstihdam ilişkisinin sürdürülmesinde bu özel hayatın etken olmaması gerekir, nitekim somut olayda gayet haklı bir soru var. Hak sahibi mağdur, sekiz yıllık çalışması boyunca ciddi bir biçimde çalışıyordu da, cinsel yönelimine ilişkin bilgi rızası dışında amirlerince öğrenildiğinde mi bir anda ciddiyetten uzak bir çalışma rutinine girdi. Düz mantıkla tutarlı bir yanıt verilemeyecek bu soruya, hukuk mantığının da bir yanıtı yok, çünkü kişiye uygulanan bariz bir ayrımcılık.”

*Güvenlik gerekçesiyle, kendi isteği üzerine görüştüğümüz kişinin ismini değiştirdik.