Yaşam

"Ataerkil Sistemde Cinsellik Politik Konudur"

Cumartesi, 1 Temmuz 2006
Eşcinsellik toplumsal bir gerçeklik olarak tanınmaya başlandı. Ancak tanınma, homofobiyi ortadan kaldırmıyor. Politik çevreler, hatta feministler de eşcinselliği hoş karşılamaz. Yani homofobi, özgürleşmeci olduklarını söyleyen siyasal yapılarda zaten var.

KAOS GL

Birol Dinçel

1960'ların sonlarından bugüne dek önemli oranda büyüme gösteren ve tüm kıtalarda etkinliğini sürdüren gey-lezbiyen hareketi, cinsel özgürlük anlayışının toplumsal dönüşümün temel bir öğesi olduğunu feminist hareketle birlikte savunmuştur.

Gey ve lezbiyenler, hak ve taleplerinin karşılanması doğrultusunda birçok ülkede çeşitli reformların yapılmasını sağlamışlardır. Ancak birçok ülkede eşcinsellik halen suç olarak sayılmakta ve eşcinseller hapsedilebilmekte ya da idam edilebilmektedir.

Gey ve lezbiyenliğin yasaklandığı ülkeler ve evlilik hakkı

Eşcinselliğin yasadışı (1) olarak sayıldığı ülkelerin bazıları şunlardır; Afganistan, Angola, Bahreyn, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Etiyopya, Fas, Gine, Hindistan, İran, Kenya, Kuveyt, Lübnan, Nijerya, Nikaragua, Özbekistan, Pakistan, Sudan, Suriye, Suudi Arabistan ve Zimbabwe.

Bu ülkelerle birlikte Türkiye gibi birçok ülkenin hukuk sisteminde eşcinselliğe dair bir madde bulunmadığından eşcinsellik hukuk kapsamında değerlendirilemiyor.

Gey ve lezbiyenlere evlenme hakkının yasal olarak tanındığı ülkeler ise kronolojik olarak şöyledir; Danimarka (1989), Norveç (1993), İsveç (1994), Hollanda (2000), Almanya (2002), Belçika (2003), Arjantin (2003), İspanya (2005), Kanada (2005), Britanya (2005) ve Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) bazı eyaletleri.

LGBTT'lere ayrımcılık sürüyor

Bu ülkelerde yeni sayılabilecek bir tarihsel süreçte yürürlüğe girmiş olan 'evlenme hakkı'nı, Lambdaistanbul Lezbiyen, gey, biseksüel transseksüel ve travestileri (LGBTT) Derneği (Lambdaistanbul) hareketinin yasal bir kazanımı olarak görmek gerekir. Ancak hukuksal değişimler toplumsal tabana hızlı biçimde yansıyamıyor. Bu ülkelerde de yasalar hukuksal alanda işletilmesine karşın, toplumsal alanda gey ve lezbiyenlere yönelik ayrımcılık devam edebilmektedir.

Boyutları ve yaşanılış biçimleri farklılıklar taşısa da gey ve lezbiyenlere yönelik toplumsal ayrımcılık tüm ülkelerde yaşanmaktadır. Cinsel ayrımcılığın toplumsal boyutunda yer alan heteroseksizm ve ataerkillik, eşcinsellere yönelik ayrımcılık ile kadınlara yönelik ayrımcılık arasındaki bağı ve işbirliğini anlamamıza yardımcı olur.

Cinsel özgürlük hareketi

Heteroseksizme yönelik toplumsal mücadele, kadın özgürlük hareketinin açtığı kanallardan yolunu açabilmiş ve zamanla daha özgül bir mücadele platformuna dönüşmüştür.

LGBT cinsel özgürlük hareketi, toplumsal ve hukuksal mücadelesinin yanında, birçok ülkede kendi mücadele platformunu hoş karşılamayan emek hareketlerine yönelik de siyasal bir mücadele vermek durumunda kalmıştır. Örneğin, Kaos GL'nin katıldığı ilk 1 Mayıs eyleminde dağıttıkları ve siyasal olarak hazırlanmış olduğu açık olan bildiride şunlar yazmaktadır:

"Mehmet ile Ayşe grev meydanında nişanlanırken ve aşklarını mücadelelerine eklerken, o meydanda Ali'yi seven Ahmet'in; Ayşe'yi seven Hatice'nin olduğu hiç aklınıza geldi mi? Neler yaşadıklarını, hissettiklerini düşündünüz mü? Sokaklarda 'ibne' diyerek ardından gülünen, fıkralara konu edilerek aşağılanan, dayak atılan, kendini saklamak, heteroseksüel rolü yapmak zorunda kalan eşcinseller hiç uzakta değiller. (...)

"Kadınların ikinci sınıf, eşcinsellerin üçüncü sınıf insan muamelesi görmesine neden olan aynı heteroseksist düzendir. Kadın arkadaşlarımızla ya birlikte mücadele edeceğiz ya da boşa kürek çekmeye devam edeceğiz. Evde çocuğunuz, işyerinde arkadaşınız, okulda öğrenciniz, kapitalizme karşı mücadelede yoldaşınız olan eşcinseli efendinin dili ve ahlâkıyla yargıladığınızın farkında mısınız?

"Biz eşcinseller Almanya'da Naziler tarafından katledildik, Rusya'da Stalin tarafından hapsedildik, Çin'de Mao tarafından yok sayıldık... Türkiye'de uğursuz bir ablukayla kuşatıldık. Heteroseksizm, özgüvenimizi ve onurumuzu ayaklar altına aldı, bizi maskelemeye çalıştı." (2)

Türkiye solunun LGBT'ye bakışı

Türkiye solu özelinde ifade edilecek olursa Türkiye solunun cinsel özgürlük siyasetine uzak olduğu açıktır. Oysa özellikle Almanya, Fransa ve İsveç gibi Avrupa ülkelerinde cinsel özgürlük politikaları, LGBT hareketinin politik etkisiyle birlikte başta o ülkelerin sosyalist partileri içerisinde oluşturulmaya ve savunulmaya başlanmıştır.

Heteroseksist ve ataerkil bir toplumsal sistemde cinsellik politik bir konudur; ancak sol politik hareketlerin bile toplumsal kurtuluş hedefleri doğrultusunda içinde bulundukları toplumun en geri değerlerini benimseyebilmesi cinsel özgürlük hareketini niceliksel olarak sınırlandırıp yalıtmıştır.

Eşcinsellerin 'kimlik'leri üzerinden örgütlenerek sosyal dışlamaya ve yok sayılmaya karşı çıkmaları, eşcinselliğin psiko-seksüel bir bozukluk olarak değerlendirilmesini yavaş yavaş ortadan kaldırmış ve böylece eşcinsellik bir toplumsal gerçeklik olarak tanınmaya başlanmıştır.

Feministlere de tepki

Tanınma durumu, homofobiyi ortadan kaldırmadığından ötürü, Türkiye'deki politik çevreler ve hatta feministlerin kendisi eşcinselliği ve eşcinsel hareketi hoş karşılamamaktadır. Yani homofobi, özgürleşmeci olduklarını ileri süren sivil toplum kuruluşlarının ve siyasal yapıların kendisinde zaten mevcuttur.

Toplumsal özgürleşme mücadelesinin evreleri olan bir gelişim süreci izlediğini düşünürsek, ilerleyen süreçlerle bu tutumun da aşılacağı kanısındayım. Nitekim feministler de Türkiye'de ilk ortaya çıktıklarında tepkiyle karşılaşmış ve önemsenmemişti. Bugün ise birçok üniversitede kadın araştırmaları kürsüleri bulunmaktadır. Türkiye'de artık, feminist araştırmalar akademi aracılığıyla gerçekleştirilebilmektedir.

Eşcinsel hareketin varlığı

Batı Avrupa'daki birçok önemli üniversitede yüksek lisans programı olarak kurumsallaşmış olan LGBT Araştırmaları (LGBT Studies), Batı Avrupa eşcinsel hareketlerinin tarihsel gelişim evreleri sonucunda elde ettiği akademik kurumsallaşmaya örnek verilebilir. Henüz oldukça yeni olan Türkiye'deki eşcinsel hareketin de önünde bu tarz gelişim potansiyelleri durmaktadır.

Homofobinin ve heteroseksizmin ortadan kaldırılması için özgürleşme yolunda mücadele veren bir eşcinsel hareketin varlığı gerek koşul; ancak yeter koşul değildir.

Toplumsal yapıdan ve insanlar arası ilişkilerden heteroseksizmin izini silebilmek zaman isteyen bir iştir ve bu yalnızca eşcinsellerin karşıt mücadele geliştirmesiyle alt edilebilecek basitlikte değildir.

Birlikte özgürleşme, heteroseksüel bireylerin de eşcinsellerle birlikte ataerkillik ve heteroseksizm karşıtı bir mücadelede yer almalarını gerektirir.

*(1) Tüm ülkelerin eşcinselliğe yönelik hukuki tutumunu ayrıntılı olarak incelemek için bkz: Vanessa Baird, Cinsel Çeşitlilik, Metis Yayınları.

*(2) Bildiriye, Kaos GL Arşivi 'nden ulaşılmıştır.

Kaynak: BİA, 1 Temmuz 2006