İnsan Hakları

Namus

Cuma, 7 Ağustos 2009
Yaşadığım bu coğrafyada cinsel yöneliminden dolayı öldürülen LGBT arkadaşlarımın töre icabı görülüp namusçu anlayışın kurbanı olduğu bir gerçek…
 
Birçok olay, olgu, kavram gibi namus da toplumsal cinsiyetçi bir bakış açısıyla değerlendirilen, uğruna cinayetler işlenen toplumsal bir sorun. Peki, namus ne? Namus deyince ne anlıyoruz?
 
Kurucu Öğesi: Eril zihniyet.
Doğum Yeri: Uygar toplum.
Doğum Tarihi: İnana-Enki mit zamanları.
Uyruğu: Tecavüz
Kültürü. Dili: Şiddet.
Kurbanı: Kadın ve erkek 
 
Şöyle bir google’ı açarak beş harfli bir kelime yazın (namus) görsellerde yada webde çıkan bir çok haberde kadınların yaşadıklarının kısa bir özeti olarak geçilmiş bir çok haber bulabilirsiniz. Ben de bunu deneyenlerdenim. Şöyle birkaç sayfa baktıktan sonra karşıma inanılmaz moral bozucu şeylerle karşılaştım. Şaşırtıcı olan ise Radikal gazetesinde Ahmet Yıldız için atılan başlıktı, '‘Türkiye’de ilk gey namus cinayeti’'. Bu başlık aslında Türkiye’deki namus olgusuna bakışımızın somut bir göstergesi halinde ve bu ilk demek gelmiyor içimden, ne kadına ne de LGBT bireylere.
Ve belki de bizim de artık çok iyi bildiğimiz ve üstüne basa basa söylediğimiz namus belasının sadece feodal toplumlarda değil ahlakçı anlayışın hüküm sürdüğü her yerde kendini görünür kılabildiği bir gerçek.

Bu noktada aslında yapılan bir anket sonucu göstermek gerek…
Namus Nedir? Namussuzluk Nedir?

Aşağıdaki anket KAMER'in 'Alışmayacağız: Namus Adına İşlenen Cinayetler 2003 Raporu'nda yer aldı.

Anket KAMER adına Dicle Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aytekin Sır ve ekibi tarafından yapıldı.

Ankette 'Namus nedir'' sorusuna çoktan aza doğru şu yanıtlar verildi:

'1-Karım, bacım, annem, ailem;

2-Kadınların iffeti;

3-Kadının cinselliği, bekâreti;

4-Kadınların toplumsal kurallara itaati;

5-Erkeğin şerefi haysiyeti;

6-Kadınların erkeklere itaati;

7-Dinin emrettiği.


'Namussuzluğun ne olduğu'' sorusuna ise çoktan aza doğru şu karşılıklar
alındı:
 
1-Kadının bekaretini kaybetmesi;

2-Kadının açık gezmesi;

3-Erkeklerle konuşması;

4-Âşık olması;

5-Ailenin istemediği birisi ile evlenmek isteme
 
6-İzinsiz dışarı çıkması;

7-Zina yapması;

8-Dedikoduya sebep olacak davranışlar sergilemesi;

9-Dili uzun olması;

10- Kadının bekâretini kaybetmesi, zina yapması'
 
Bu anket sonucunda görüyoruz ki verilen bu cevaplar heteroseksüel ilişkiler üzerine kurulu bir şiddet söylemi. 

Peki, biz LGBT’ler bunun neresindeyiz? Açıkçası her yerinde demek doğru olacaktır çünkü bizler görünür olduğumuz takdirde bu yasalar kendini göstermekten hiç çekinmeyecektir.
 
Heteroseksist anlayış binyıllardır kendi ahlakçı ve  namus söylemini yaşatmış ve kurallarını toplumlarda farklı biçimde ortaya  koymuştur. Biz LGBT ve kadınlar bundan binlerce yıldır payımıza düşeni ölümlerle şiddetle sürgünlere görmekteyi.
Hatırladığım kadarı ile seneler önce Batman’dan kadın intihar haberleri alırdım hemen her gün ve o dönemde çok köklü araştırmalar yapılmıyordu.

Yapılan yorumlar bölgedeki savaş koşullarından dolayı göç eden ailelerdeki kadınların şehirdeki yaşam ve psikolojik şiddetten dolayı hayatına son verdiğiydi ama şu an görüyoruz ki birçok kadın evinde yaşadığı erkek yani kardeşi, kocası ya da oğlu tarafından bir şekilde intihara sürükleniyordu (yukarıdaki anket açıklayıcı sanırım).

Belki  o dönemde bu kavramın içini dolduramasak da biz LGBT’ler, yaşamımızda nelerin ne denli korkutucu olabileceğinin farkına vardırılmıştık. Birçok arkadaşımız bunun adına dertleşmek ya da sohbet dese de biz ahlak ve namus kavramını evimize sokağımızda bize nasıl bir şiddet dilini gösterdiğini çok geç fark etmiştik. Çünkü bize uygulanan dilin on cümlesinden üçü namus ve ahlak içeriyordu yani namusunu ve ahlakını kaybedenler halinde bunu bütün çevre gözümüze sokmakta profesyonel bir ahlakçılıkla bize gelmeyi bir görev bilmiştir. Peki, şimdi neler mi değişiyor? Şimdi insan bedeni üzerinde ciddi hiyerarşiler yaratan bu iki kavram, insan bedeni üzerinde adeta cirit atar gibi ciddi ölümler yaşatıyor bize namus adına.
 
Yaşadığım kent Diyarbakır ve trajiktir ki yazıyı yazdığım gün NTV’de izlediğim haberde Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde töre cinayeti, bir kadın kocası tarafında öldürüldü… Koca ifadesinde şöyle diyor, eşim bizi terk eti ve kadın sığınma evine yerleşti ve biz öğrendik ki başka biri ile ilişkisi var… Aile kadını bulup öldürme kararı alır, koca da bunun uygulayıcısı haline gelerek bir kadının hayatına sön vermesi gereken kişidir artık…
 
Belki de bu denli, bu kadar sorunları yakından gören biri olarak yaşadığım bu coğrafyada cinsel yöneliminden dolayı öldürülen LGBT arkadaşlarımın töre icabı görülüp namusçu anlayışın kurbanı olduğu bir gerçek…

Konuşmak, anlatmak, namusu sorgulamak, ahlakı sorgulamak gerek artık… Bunu derdimiz, sorunumuz değil bunun bizim bedenimiz üzerinde nasıl oyunlar oynadığını görerek, genel ahlaksız sloganına daha güçlü bir ses katarak güç katarak yapmalıyız…