İnsan Hakları / Sağlık

Mesleki alışkanlık: İğneyi hep ötekine batırmak

Çarşamba, 29 Mart 2006
"Türkiye’nin toplumsal yapısından kaynaklanan nedenlerden dolayı eşcinsel erkekler cinsel yönelimlerini ifade edemiyorlar. Bu ifade edememe hali eşcinsel bireylerin gündelik yaşamını da etkiliyor. Eşcinsel erkeklerin görünür olamaması, eşcinsel yurttaşların olmadığı anlamına gelmiyor elbette. Sorunlarını ifade etme noktasında eşcinsel bireylerin farklı mekanizmalardan kaynaklı sorunlar yaşadıklarının bir göstergesi bu."


KAOS GL


Umut Güner

Nisan 2004’ten beri Sağlık Bakanlığı’nın sekreterya desteğiyle oluşturulan Ulusal AIDS Koordinasyonu toplantılarına katılıyorum. Bu toplantıların sonucunda ‘Ulaşılması zor gruplara’ yönelik olarak Küresel Fon’a sunulacak bir proje hazırladık.

‘Ulaşılması zor gruplar’dan kasıt; erkek eşcinseller, damar içi madde bağımlıları, seks işçileri, mahkumlar ve HIV pozitifliler. Ancak, Türkiye’deki toplantılarda, ulaşılması zor gruplar kastedilirken sadece grubun özelliklerinden hareket ediliyor. Onlara ulaşılamama nedeni olarak da sadece bu grupların özellikleri gösteriliyor.

Oysa Türkiye’de sağlık kurumlarının eşcinsellere yönelik politikaları ve hizmetleri yok. Bu da keyfi uygulamaları beraberinde getiriyor. Sağlık kurumlarının ve personelinin eşcinsellere karşı önyargılı davranışları da eşcinsellerin cinsel sağlık hizmetlerinden faydalanmalarını engelliyor.

Cinsel sağlık alanında çalışan sivil toplum örgütleri ise genellikle eşcinsel vatandaşlardan habersiz heteroseksüel bireylere yönelik hizmetler sunuyor. Bunun yanında, eşcinsellik konusunda bilgi sahibi olunmamasının da etkisiyle homofobik tutumlar sergileyebiliyorlar.

Eğer aynı hastanede, aynı sivil toplum örgütünde birinin eşcinsel olabileceğini düşünmüyorsak gerçekten eşcinsellere ulaşmak zordur. Ama ne zaman ki girdiğimiz ortamlarda eşcinsellerin, biseksüellerin olabileceği bilgisiyle hareket ederiz, o zaman hem eşcinseller için hayat daha kolaylaşır hem de biz eşcinsellere daha rahat ulaşırız.

Eşcinselleri bir grup olarak bizden uzakta bir alanda tanımlarsak sadece kendimizi kandırmış oluruz. Çünkü eşcinseller her yerdedir.

Türkiye’nin toplumsal yapısından kaynaklanan nedenlerden dolayı eşcinsel erkekler cinsel yönelimlerini ifade edemiyorlar. Bu ifade edememe hali eşcinsel bireylerin gündelik yaşamını da etkiliyor. Eşcinsel erkeklerin görünür olamaması, eşcinsel yurttaşların olmadığı anlamına gelmiyor elbette. Sorunlarını ifade etme noktasında eşcinsel bireylerin farklı mekanizmalardan kaynaklı sorunlar yaşadıklarının bir göstergesi bu. Zirâ eşcinseller, cinsel yönelimlerini açıklamaları durumunda hayatın her alanında sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Böyle bir arka plan bilgisine sahip olan erkek eşcinseller, cinsel sağlık alanında yaşadıkları sorunları ifade etmekte güçlük çekiyor ve genellikle de bu sorunlarını kendi yöntemleriyle çözüyorlar: Sosyal güvenceden yararlanmak yerine ‘eşcinsel dostu’ eczaneler veya özel polikliniklerden yardım istemek gibi.

Türkiye’de ikinci kuşak surveyans çalışmalarının halen yapılmamış olması da HIV/AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusunda güvenilir bilgilere ulaşmamızı engelliyor. Bu da cinsel sağlık alanındaki istatistiklerin Türkiye gerçeğini yansıtmadığını ortaya koyuyor. HIV/AIDS ve cinsel yolla bulaşan hastalıklarda eşcinsel ilişkinin dağılımı hakkında net bilgiye ulaşılması da böylece önlenmiş oluyor! HIV/AIDS'ın eşcinsel ilişki yoluyla bulaşma oranı ‘az’ olmakla beraber ‘bulaşma yolunun bilinmediği’ durumların çok olması bu hastalığın eşcinsellerle ilişkilendirilmesine neden oluyor. Bu da yine zaman zaman akademisyenlerin ve araştırmacıların homofobik tutumlarıyla istatistiklerdeki ‘bulaşma yolu bilinmeyen’ hanesinin doğrudan eşcinsellere mal edilmesi sonucunu doğuruyor.
Eşcinsel erkeklerin cinsel sağlık alanında yaşadıkları sorunlar hakkında kişisel deneyim aktarımları ve Kaos GL Derneğine yapılan başvurular dışında elimizde net bir bilgi bulunmuyor. Cinsel sağlık alanında çalışan sivil toplum örgütleri ve sağlık kurumları eşcinsel bireylere ulaşmakta güçlük çekiyor. Eşcinsel bireyler de bu hizmetlerden nasıl faydalanabilecekleri konusunda benzer bir güçlük içinde.

Eşcinsellerin görünürlük sorunlarını da göz önünde bulundurduğumuzda eşcinsellerin cinsel sağlık alanında yaşadıkları sorunlar da görünmezliğe mahkum oluyor!

Homofobisini sorgulamayan sağlık kurumları, sivil toplum örgütleri ve sağlık personeline
ulaşmak bizim için daha zor olmakla beraber, cinsel sağlık hizmetlerinden faydalanmamızın da önünde bir engel teşkil ediyor.

Sivil toplum örgütleri ve sağlık kuruluşları, eşcinsellere nasıl ulaşabileceklerinin ipuçlarını hayatın içinde aramaya başladıklarında, eşcinseller cinsel sağlık alanında daha az sorun yaşayacaklardır.

İğneyi bu sefer kendimize batırmakla başlayalım işe...