Yaşam / Cinsellik

Cinsel Sapıklık Nedir?

15 Eylül 2009

Çok değil, 15-20 yıl öncesine kadar sapıklık konusunda genel olarak yapılan tanım şu şekildeydi: “Sapıklık, cinsel eğilimlerin normal ve heteroseksüel birleşmenin dışında tercih edilen bir tatmin şeklidir.” Günümüzde ise geçmişte sapıklık olarak bakılan pek çok duruma farklı bir açılardan bakılmaya başlanmasıyla bu tanım daha muğlâk bir hal almıştır.

Tercih kelimesi buradaki ayrımda önemlidir. Genç bir çiftin cinsel hayatlarını değişik ve çok daha erotik şekillerde yaşaması durumunda bu tutumlarına sapıkça bir davranış diyemeyiz. Aynı şekilde cinsel birleşme için bir eş yokluğunda mastürbasyon yapan bir bireyin de bu davranışında hiçbir sapıklık yoktur. Ancak çiftin bu normalin dışında sayılabilecek cinsel birleşmeleri veya kişinin mastürbasyon yapmayı reel cinsel birleşmelere tercih edecek duruma gelmesi ve bu durumlarının gündelik hayatlarını sıkıntıya sokması halinde bu gibi kimselerin cinsel davranışlarının normal olmadığını söyleyebiliriz.
 
Bu tercih kelimesini, sapıklık konusunu iyice anlayabilmek için çok iyi idrak etmemiz gerekmektedir. Zira bunu yanlış anladığımız takdirde, dünya nüfusunun büyük bir kısmına cinsi sapık olarak bakmak gerekir. Her insan içinde şu veya bu şekilde cinsi sapıklığın tohumlarını taşımaktadır. Yani sapıklık, mikrobik bir hastalık değil, sadece bazı hislerin ve baskıların altında ve bir dereceye kadar bütün insanların sahip olduğu bir içgüdüdür.
 
Halk arasında cinsel sapıklık olarak görülen durumları şöyle sıralayabiliriz: Röntgencilik, mastürbasyona düşkünlük, sadomazoşizm, pedofili (çocuklarla cinsel ilişkiye girme), teşhircilik, nekrofili (cesetlerle sevişme), çiftler arasında eş değiştirme, fetişizm, hipnofili (partneri uykudayken onunla cinsel ilişkiye girebilen kişi), histeri, vampirizm (kan emicilik), zoofili (hayvanlarla cinsel ilişkiye girme), homoseksüellik, transvestizm.
 
Öncelikle belirtmek gerekir ki saydığımız bu durumların tamamına her koşulda ‘sapıklık’ diyebilmemiz imkânsızdır. Bugün çok normal, sıradan bir muhabbetle andığımız pek çok konu (örneğin eşcinsellik) ya da pratik eskiden veya çok az süre öncesine kadar “sapıklık” olarak kayda geçiyor ve toplumca da dışlanıyordu.
 
Örneğin bugün, kişinin gündelik hayatını ve cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyemeyecek fetişleri kimseye zarar vermediği müddetçe yalnızca o kişinin cinsel hayatını renklendirecek fanteziler olarak görülmelidir. Ya da şu bir gerçek ki hepimiz az ya da çok, bir şekilde röntgenciyizdir. Bu böyle olmasa erkekler ne striptiz yapılan mekânlara gider ne de çıplak kadın resimleri olan dergileri satın alırlardı. Aynı şekilde hepimiz teşhirciyizdir. Bu böyle olmasa genç kızlar ne vücutlarına dar gelen kazakları giyerler, ne de mayo-bikini kullanırlardı. Ancak örneğin hoşlandığı insanlara cinsel organını göstermek için içinde bastırılamaz bir arzu duyan birey cinsi sapık olarak tanımlanabilir. Yine hepimizin içinde bir dereceye kadar gizli kalmış sadizm ve mazoşizm vardır. Aynı şekilde bütün insanların içinde, “kişi biseksüel doğar, cinsel yönelimi sonraki yıllarda gelişir” düşüncesiyle uyumlu olabilecek şekilde gizli kalmış bir “homoseksüellik” de mevcut olabilir. Tranvestizm ise kişinin biyolojik cinsiyetine bağlı olmaksızın gündelik hayatta ya da yatakta istediği kıyafetleri giymesi hali olarak görülebilir. Yani bütün bu söylediklerimiz bir dereceye kadar hepimizin hayatında olası durumlar olduğu için, bu durumlar bizim sapık olduğumuzu göstermez.
 
Bu, sapıklığın bir hastalık olmayıp sadece iç baskılar yüzünden meydana gelen hissi birtakım davranışlar olduğu anlamına gelir. Eskiden, sapıklıkların bir sinir bozukluğundan ileri geldiği düşünülüyordu. Yahut da bu sapıklıkların ırsi olduğu ve bunların tedavisinin mümkün olmadığı kabul ediliyordu. Yani bir kimse ya sapık bir kişi ya da normal bir insandı. Yapılacak bütün teşhis ve tedavi bundan ibaretti.
 
Ancak şu an Freud ve Kinsey’in araştırmalarından edindiklerimizle de birlikte bu konuda oldukça bilgi sahibiyiz. Bugün psikolojik sapıklıkların genel olarak ırsi olmadıklarını biliyoruz. Ayrıca sapıklık konusunda çevrenin oynadığı rol de pek küçüktür. Bugün yine bildiklerimiz arasında fiziki sebeplerin sadece az sayıda vakada ruhi birtakım sorunlar meydana getirdiğidir. Sapıklık sonuç olarak yukarıda bahsettiğimiz sebeplerden ileri gelmemektedir.
 
Burada önemli olan ve belirtilmesi gereken bir nokta daha var. Bir insanı cinsi sapıklığa yönelten sebeplerin cinsi sebepler olduğu her zaman için doğru değildir. Aslında bu gibi kimseler ruhen hasta olan kişiler olabilir. Örneğin, yukarıda verdiğimiz spesifik örnekte ‘cinsel organını hoşlandığı kimselere göstermek için içinde bastırılamaz bir arzu duyan birey’ orta yaş krizinde olan bir erkektir. Bu kişi, yaşlandığından ve erkeklik kudretinin azaldığından öyle çok korkuyordu ki bu zamanla altşuurunda erkekliğini kanıtlama ihtiyacı doğurmuştur. Bunu da teşhir yoluyla yaparak, hem kendi kendine hem de beğendiği kimselere erkekliğini ispat edecekti. Bu gibi kimselerde cinsi eğilim ve zorlamalar bütün diğer baskılardan çok daha önemlidir. Fikri bozukluklar onları cinsiyet yönüne itmektedir.
 
Kadınlara erişemediği için veyahut kadınla ilişkide bulunmaktan kendinde gördüğü eksiklikler nedeniyle kaçınan heteroseksüel bir erkeğin erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi ve bu durumdan esasen hoşnut olmaması halinde bunun bu bireydeki ruhi bozukluklardan ileri geldiğini söyleyebiliriz. Çünkü bu kişi, eşcinsel değildir ve esasen erkeklerle ilişkiye girmekten de hoşnut değildir. Yalnızca cinsel tatminini sağlamak için erkeklerle beraber olur ve elinde olsa kadınlara yönelecektir. Ancak kendi korkuları yüzünden kadına yaklaşamaz, bu durumda bu kişinin psikolojik destek alması gerekecektir.
 
Yukarıda saydığımız halk arasında sapıklık olarak görülen durumların iyi şekilde anlaşılması için teker teker incelenmesi gerekir. Çünkü her şeyden evvel, cinsi sapık olarak tanımlanan bir bireyin onu bu duruma zorlayan sebepleri bilmek lazımdır. Bütün bunları öğrenip belirli bir sonuca vardıktan sonra, çocukları cinsel bakımdan olumlu bir şekilde yetiştirebiliriz. Zira insanlar ne kadar hoşgörülü olursa olsun, toplumda yerleşen belli tabular yüzünden bazı durumlarda yanlış bakış açısıyla bireyler direkt “sapık” olarak damgalanmaktadır. Gelecek nesillerin bu konularda daha bilgili ve anlayışlı olması için araştırmak ve okumak gerekir. Çünkü gerçek olan sapıklıklar kişi ve toplum için büyük sorun yaratan durumlardır ve bu durumlar da bilgisizlikten dolayı çözülemez hale gelmektedir.