Kültür Sanat

Pergelin ayağı ve sarmaşık

29 Kasım 2009

Takvim düzeni herkes için aynı olsa da zaman herkesin içinde başka türlü ilerler. Aynı geçen yıllar insanlara aynı şeyleri öğretmez. Yavaş yavaş değişenlerle birdenbire olanların seyri herkesin hayatında aynı değildir. Bilinen şeyler bunlar; olsun, tekrarlıyoruz.

Yazıyla uğraşıyorsanız eğer zaman size başka bir yüzünü gösterir. İçinizde birikenle, kâğıtta bekleyenle hayalini kurduğunuz kitaplar arasında adeta havada asılı kalmış koridorlarda dolaşırsınız. Gençken size sonsuzmuş gibi gelen zamanın giderek uğultu kazanan nabzını duymaya başlarsınız. Yük indirme yaşlarıdır bunlar; elemelerin, fazlalıklardan kurtulmanın, enerjinizi, zamanınızı tutumlu kullanmanın, hayalleri ölçülü biçili kılmanın, yeni ufuk ayarı yapmanın yaşları. Önünüzde yaşanacak yılların yaşadığınız yıllar kadar olmayacağını bilmenin eşiğinde kendi içinizde çeşitli seçimlere, öncelikler sıralamasına zorlanırsınız.

Pergelin ayağını sapladığınız yerden çizdiğiniz dairede kendinize yeni bir ufuk ayarı edinirsiniz. Mutlaka ama mutlaka yapmanız gereken şeyler nelerdir? Olmazsa olmazlarınız. Yapmadan giderseniz gözünüz arkada kalacak olanlar. Öte yandan siz ne hesap yaparsanız yapın, hayallerinizi takvimlendirmeye, tasarılarınızı tarihlendirmeye çalışın, bir yerlerde boy veren yepyeni bir tohum sarmaşık olup pergelin ayağına tırmanmaya başlar. Sizi tazeler, gençleştirir, içinizde eskiyen hayaller arasında kendi toy varlığını dayatır. Sizden kendisine ayırmanız gereken zamanı, özeni, emeği ister. Hayat, bu hiç hesapta yoktu dediklerinizle yeniden hayat olur.
***
Bakıyorum da gençliğim ne kadar uzun sürmüş. 1996 yılında yayımlanan, onca verilmiş söz, onca başlangıç içeren Murathan'95 kitabını bugünkü aklımla yayımlayabilir miydim emin değilim. Zamana karşı bunca gözükaralığı, bunca kendine güveni nereden edindiğimi ben de bilmiyorum. Belki de aymazlık bazen hayırlı bir şeydir, bir kitaba vesile olur.
 
Mutlaka yapmanız gereken şeylerin dökümüne başladığınız yıllar aynı zamanda bazı şeylerin eksik, yarım kalacağını da kabullenmeye başladığınız yaşlar demektir. Ölçümünün derdine düştüğünüz hayat azıcık temenniye dönüşür. Olgunluk dediğiniz biraz da hüzünle gelir. Her hatırada çabuk nemlenen gözlerin düzayak hüznünden söz etmiyorum. Önemli olan zamanın, hüznünüze vakar ve dayanıklılık kazandırmasıdır; o da bugüne kadar nasıl yaşadığınızla, yaşamınızı hangi değerler, ilkeler ve doğrularla çattığınızla ilgilidir büyük ölçüde.
***
6 Ocak 2010'da İkinci Hayvan adlı şiir kitabım yayımlanıyor. Bakıyorum 10 yıl aynı evde yaşamışız onunla, hayaliyle.
 
Neredeyse tamamına yakını "Milliyet Sanat" dergisinde "Origami" başlığıyla yayımlanan kısa yazılardan, notlardan, fragmental parçalardan oluşan ve sanırım adı 227 Sayfa olacak deneme kitabı geliyor ardından.
 
Önümüzdeki yılın iki kitabı daha belli şimdiden. Stüdyo Kayıtları (deneme), Gelecek (şiir). 1999'da yayımlanan Doğduğum Yüzyıla Veda kitabımın arka kapak kulakçığında ileride yayımlamayı düşündüğüm şiir kitaplarımın adını sayarım. Eteğimdeki Taşlar, Erkekler için Divan, Bazı Yazlar Uzaktan Geçer, Timsah Sokak Şiirleri orada sayıp da zaman içinde tek tek yerine getirdiğim sözlere kefildir. O listede "Okuduğum Kitaplar" ve "Ot" adları da geçer; onlar da tek başlarına birer kitap olarak değil, Eteğimdeki Taşlar içinde birer bölüm olarak yer almışlardır.
İşte o kulakçıkta adı geçmeyen bir kitap Gelecek, yani pergelin ayağına tırmanan sarmaşıklardan.

Gelecek
olsun, Stüdyo Kayıtları olsun kabası şimdiden bitmiş kitaplar. Bir de diğerleri var, yalnızca Murathan'95'te yahut Elli Parça'da söz ettiklerimi kastetmiyorum. Kimi dosyalaşmaya, kimi hayalimde biçimlenmeye, silueti belirlenmeye başlamış diğerlerinden söz ediyorum. Hiç olmazsa onlar konusunda susmaya çalışıyorum.

Kendi içimde nelerle boğuşursam boğuşayım gene de pergelin ayağı kendince belirlenmiş önceliklere saplanmış olarak kendi dairesini katediyor; bana eskiye göre daha belirgin ama gene de pusları olan bir ufuk çiziyor.
 
23 Kasım 2009