Kültür Sanat

Roll Dergisine Buruk Veda

Cumartesi, 5 Aralık 2009
U2’dan sonra müziğe bakışımı şekillendiren ikinci isim Roll’dur. Evet Roll bir dergidir ama benim için bir rock grubu gibidir. Gibiydi demek istemiyorum çünkü içimdeki ses geri döneceklerini söylüyor, er ya da geç. 1996 yılının kasım ayında henüz 17 yaşımdayken elime geçen ilk sayısının heyecanını dün gibi hatırlıyorum. Sararmış bir kapak üzerinde Michael Stipe ve Kurt Cobain’in silüetleri… Diğer dergiler darılmasın ama ‘nihayet’ demiştim içimden. Nihayet hayalime yakın bir dergi ilk sayısıyla merhaba dedi bizlere. NME dergisinin zeki ve incelikli ama kimi zaman çok acımasız görünen seçici tavrı çeviriler yoluyla yeni bir nesil olan bizlere ulaşıyordu. Mojo dergisindeki sağlam röportajlar da keza. Eğer günümüzde bu kadar zeki ve seçici bir azınlık dinleyici kitlesi oluşmuşsa bu Roll dergisi sayesindedir. Hazır sunumlarla ve televizyonun dayatılarıyla yetinmeyen, müziğin aynı zamanda bir yaşam felsefesini yansıttığını ve muhalif bir tavrı olmasının anlamlı olacağını özümseten çok değer verdiğim bir dergiydi Roll. Kilerimde nerdeyse bütün eski sayıları halen durmakta. Renkli ve kuşe kâğıda baskılı ‘meslektaşları’ bir şaka gibi kaldılar yanında. Yıllar evvel Number One’dan Ömer Karacan’a ilk demo kasetimi götürmüştüm. Roll dergisi için ‘sıkıcı’ demişti. O an içimden ‘içerik değil janjanlı kâğıtla mı eğlenceli olunuyor’ diye düşünüp tebessüm etmiştim.

Edebiyatı da kenardaki şiir dizelerinden okuyucuya tattıran Roll dergisinde yer almak benim için bir onurdu. 2002 yılında Derya Bengi’nin sorularıyla hem terlemiş hem de röportajdan büyük keyif almıştım. Benimle yapılan en derin ve manalı röportaj olmuştu. Mp3.com ile nasıl tanındınız ve babanızdan ne anlamda etkilendiniz gibi sorulardan çok daha öteye gidilmişti çünkü.Herşeyi tersten okuyabilme yeteneğimden ilk Roll dergisine bahsetmiştim basında. Frank Margerin adlı Belçikalı çizgi karakteri Roll’a tanıtmak ve arkadaki sözlüğe kazandırmak bir gurur kaynağıydı benim için. Ne yazık ki hayat gailesi yüzünden ikinci röportajım yer alamadan yani ikinci albümüm çıkamadan kapandı güzelim dergimiz… Elbette bazen de eleştirdik ve kızdık Roll’a. Kimi zaman sadece kendi arzularına göre konular seçip bizlerin beğenilerini pek önemsemediklerini düşündük ve küstüğümüz anlar oldu. Belli grupları göğe çıkarırken bazılarını görmezden geldiklerini de hissettik. Daha sonra fark ettik ki Roll’un bu seçiciliği aslında tamamen kendilerine ve inandıkları değerlere karşı dürüst bir dergi ekibi olmalarındandı. Roll’un daha evvel Post Express dergisinin bir sayfasında yer alan ufak bir açılım olduğunu daha sonra öğrenmiştim.

Biliyorum ki sarardıkça güzelleşen dergiye sağlam bir yazı yazmak kolay değil. Bu satırlar da yeterli değil. İçimdeki burukluğu tarif etmem zor. Zaten 1997’den beri takip eden tüm okuyucular benim gibi hissediyorlardır. Sonradan keşfeden ve bağlanan okuyucuların da bir farkı yoktur eminim. Ekşi sözlük gibi yıkıcı bir devrim değildi Roll. Yapıcı bir devrimdi. Hepimizin kafasında yeni yollar ve çiçekler açmasına sebep oldu. Çoğu çeviriden oluşan bir dergi bu kadar samimi bir bağ kurabiliyorsa bunun sebebi duruşunun ve tavrının sağlamlığıdır. Benim kendimce en güzel cevabım bu yazıdan ziyade, ürettiklerimde kendi inandıklarımı ve tavrımı sergilemem oldu. Kaos dergisine yazarken durdurğum yerin daha iyi farkına vardım. İlk Roll röportajımda heyecanlı bir çocuktum, şarkı sözlerim benden daha olgundu.30 yaşımda, şarkı sözlerime ve Roll röportajıma tekrar dönüp baktığımda çok daha anlamlı buluyorum şimdiki yerimi. Yani durduğum yeri…

Roll, Hayalet Gemi, Post Express, Kaos, Amargi gibi muhalif oluşumlar daimi olmalı. Bir toplumun gelişmişliğinin ispatı farklı renklerin de var olduğunu gösteren, her şeyin daha güzel olabileceğine inanan, farklı alternatifler sunan oluşumların ve yayınların sayısının çokluğudur. Dilerim ani kan kaybımız bir an evvel son bulur ve bizlere enjekte edilmiş güzel değerler geri kazanılır.