İnsan Hakları

Ey ruj! Sen nelere kadirsin!

Pazartesi, 22 Şubat 2010

Bu satırların yazarı, çalıştığı ulusal gazetede "ruj" sürdüğü için olmadık baskılara maruz kaldı. Ruj inadı yüzünden sonunda hem kapı hem de cemiyet dışarı edildi. Defalarca şiddete maruz kaldı. Başvurduğu iş yerlerinden "Sizi işe alırız ama bir şartla, ruj aşkınızdan vazgeçeceksiniz" cevabını aldı. O da "serden geçerim yardan geçmem" misali ruj sürmekten vazgeçmediği için şu an ancak burada yazabiliyor.

 
Gazeteci Baki Koşar, 2006 Şubat'ında internetten tanıştığı genç tarafından onlarca kez bıçaklanarak öldürüldü. Koşar'ın cesedi evden gelen kokular üzerine fark edildi. Olay yeri inceleme ekibi Koşar'ın hunharca öldürülmeden az evvel aynanın karşısında rujunu tazelediğini tespit etti. Aylar sonra yakalanan zanlı, cinayeti itiraf edecek ancak önemli bir ayrıntının arkasına sığınacaktı. Zanlı ifadesinde, "Ben onun evine gittim. Baktım ki ruj sürenlerden. Tutturdu sen de ruj sür diye. O sırada cinnet geçirip öldürdüm" diyecekti. "Rujlu tahrikli" ifade sayesinde zanlı ufak bir ceza alacaktı. 
 
Hem zaten Baki Koşar öldürülmeden kısa bir süre önce çalıştığı CNN Türk'ten ruj sürdüğünü saklamak zorunda kaldığı için müdürü Çiğdem Anat tarafından kovulmamış mıydı? Anat daha sonra yaptığı açıklamada, "Ben Baki'nin ruj sürmesine değil, ruj sürdüğünü saklamasına kızdım" diyecekti. Sevgili Baki'nin ruj sevdası ölümle bitti, Çiğdem Anat şu sıralar, bol rujlu ve pullu 10 kadınımızla hayat dersleri vermekte hepimize.
 
İzmir'de 28 Şubat 2007'de 'Binnur' takma adlı travestinin iki bacağı ve başı testereyle kesilerek su istasyonuna atıldı. Yapılan otopside maktulün ruj sürdüğü ortaya çıktı.
 
Kocaeli'nde 5 Mayıs 2007'de Erhan Ö. ise Sadi D.'yi 'rujlu teklif'te bulunduğu için dokuz bıçak darbesiyle öldürdü. Ruj, Erhan Ö'ye "haksız tahrik" indirimi olarak döndü mü, bilinmez.
 
Konya'da 19 Ağustos 2007'de yalnız yaşadığı evinde boğazı ve kasığı kesilen üniversiteliyi, internette tanıştığı iki genç öldürdü. Elbette gençler ifadelerinde "Onunla internette tanıştık. Bize ruj sürdüğünü söyledi. Evine çağırdı. Bize de ruj teklif edince öldürdük" diyeceklerdi.
 
Ankara'da 19 Ekim 2007'de Fatih Karaduman, kendisine 'nonoş' - yani rujlu- diyen arkadaşı Nazım Çalışkan'ı keserle öldürdü.
 
2008 yazında peş peşe 4-5 kişinin önce boğazlanıp sonra kör kuyuya atıldıkları ortaya çıktı. Öldürülenlerin hepsi iş sahibi erkeklerdi. Medya günlerce "Kartalda seri katil" haberleriyle inledi. Olayın peşine takılan polis kısa sürede katili yakaladı. Medya seri katili küçük bir haberle geçiştirdi. Çünkü zanlı ifadesinde, "Ruj süren erkekleri gözüme kesiyordum. Gelin rujunuzu yanımda sürün diyerek onları kandırıyordum. Tenha bir yerde tam onlar ruj sürecekken ben onları bıçaklıyordum. Paralarını alıp onları kuyuya atıyordum" demişti.   
 
Ankara'da 10 Kasım 2008'de Eryaman davasının ilk şikâyetçilerinden transseksüel Dilek İnce, pompalı tüfekle öldürüldü. İnce ve arkadaşlarının oturduğu Eryaman’daki evler cinayet öncesi eli sopalı kişilerce basılıp evdekiler öldüresiye dövülmüştü. Gerekçe "ruj"dan başka bir şey değildi.
 
Bursa’nın merkez Yıldırım ilçesinde 23 Martta bir çöp konteynırının yanında çuval içinde başı kesik halde bulunan transseksüel Eda Yıldırım’ın katil zanlısını polis 2009 Ağustos’unda yakaladı. Zanlı ifadesinde "o gün Eda her zamankinden parlak bir ruj sürdüğü için kafasını gövdesinden ayırdım" diyecekti.
 
Yine 2009 yazında daha henüz 19 yaşında olan travesti Hadise kimliği belirsiz kişilerce bıçaklanarak katledildi. Hadisenin katil zanlıları yakalanmadı. Ama yapılan incelemede önemli bir ipucu ele geçirildi. O da ruj sürmüştü ve bu öldürülmesi için önemli bir nedendi.
 
11 Nisan 2009 Cumartesi sabaha karşı Ankara’da hunharca öldürülen Melek’in katili yakalandı. Zanlı ifadesinde maktulle para karşılığı seks konusunda anlaştığını, ancak eve gidince maktulün "ruj süren cinslere mensup olduğunu" anladığını ve bu yüzden aralarında çıkan kavga sırasında maktulü öldürdüğünü itiraf etti. Büyük ihtimalle zanlı bu ülkede "ruj sürenleri" öldürmenin ceza indirimi kapsamına girdiğini önceden öğrenmişti. 
 
Ahmet Yıldız üniversite öğrencisi bir geydi. Ahmet'in bu ülkedeki diğer erkeklerden bir farkı vardı, ruj sürerdi. Hatta ruj süren bir de sevgilisi vardı. Ama Ahmet'in Urfalı ailesi ruj sürmeyi kendilerine yakıştıramadı. İddialara göre aile meclisi Ahmet'in öldürülmesine karar verdi. Ve bilinen ilk "rujlu töre cinayeti" 2008 yılında böylece işlenmiş oldu. Hâlâ devam eden cinayetin davasında aile "ruj" iddialarını reddetmekte.
 
Ve son iki hafta içinde
 
Esra Erol'un programına bağlanan bir lezbiyen beraber "ruj" sürecekleri bir bayan aradığını söyledi. Erol "Hadi başka kapıya. Naşşş!!" diyerek kadıncağızı susturduktan kısa süre sonra Antalya'da Eda isimli travesti aynanın karşısında rujunu tazeledikten hemen sonra boğazı kesilerek öldürüldü.
 
Fatih Altaylı'ya "Türkiye'de eşcinseller ruj sürme ve seks hakkı istiyor" diyen Cemil İpekçi'ye ithaf olunur.
 
Ha bu arada tam da İpekçi bunları yumurtlarken Aycan isimli travesti de Fatih'te boğazı kesilerek öldürüldü. Aycan'ın ruj aşkını bilmem ki söylemeye gerek var mı?