Yaşam

Otorite Karşıtı Olmanın Püf Noktaları

Cuma, 4 Şubat 2011
Otorite karşıtı olmak kolay iş değil. Teoriyi bilmekle iş bitmiyor; bilakis yeni başlıyor. Bir insan teoriyi silip süpürebilir, fark etmeden -bizdeki eğitim sistemi yüzünden- ezberleyebilir, hatta olmadı yazabilir bile ancak önemli olan, bu teoriyi ne kadar yaşama geçirdiğimiz. İşte bu oldukça zahmetli, insanın ruhu duymadan yoldan çıkma riski olan ve yaşam boyu sürecek bir edim.
 
Ülkemiz muhaliflerinin bu konudaki eksiklerini fark etmiş olduğumuzdan, otorite karşıtı olmanın püf noktalarını kamuyla paylaşalım ve bizim de çorbada tuzumuz olsun istedik. Yaşam, teori gibi değil. Teori, bir nevi matematik model. Varsayımlarını, ana kavramlarını, parametrelerini ve hedefini belirliyorsun; maket gemi yapar gibi, teorini yapıyorsun. Yaşamda ise o kadar çok kavram, o kadar çok parametre ve o kadar çok olasılık var ki, teori, şişede durduğu gibi durmuyor, bir yerinden çatlayıp dağılıveriyor. İşte bu zor zamanlarınızda, otorite karşıtı yaşamakla ilgili çeşitli püf noktalarını sizinle paylaşıp yanınızda olmak istedik. Burada vereceğimiz birkaç püf noktasını tekrarlaya tekrarlaya alışkanlığa dönüştürürseniz, bir süre sonra işin özünü kavrayıp farklı alanlarda kendi özgün metotlarınızı geliştirmeniz işten bile değil.
 
Otorite karşıtı olmakla ilgili birincil kilit kavram, “otorite karşıtı kalmak”. Konu her ne olursa olsun, önceliğiniz otorite karşıtı kalmak olmalı. Hiçbir şeyi kabul etmeyin. Bir görüş gözünüze makul gözükse bile, karşı çıkacağınız noktaları görmeye çalışın. Neme lazım işin içinde bir iktidar odağının parmağı olabilir; tedbirli olmakta fayda var. Bu kuralı nasıl uygulayacağım, diye soracak olursanız, cevap çok kolay. Diyelim bir eylem hazırlığı çalışması içindesiniz. Hiçbir öneriyi kabul etmeyin. Öneriler içinde muhakkak sorunlu bölgeler vardır. İlk dikkat edeceğiniz nokta, eylem çağrı metninin kapsayıcılığı olsun. Hiçbir eylem çağrı metni, tüm toplumsal sorunlara ve tüm toplumsal kesimlere hitap edemez. Bu, pratik gerekçelerle oluşan bir durum; tecrübelerimize güvenin. Her metnin bir eksiği vardır. Bu eksiklere yoğunlaşın. Metnin kendisi, uğraşmak/tartışmak için çok uzun ve detaylı olabilir. Başlığıyla da yetinebilirsiniz. Hele bir de duyuru için görsel bir malzeme kullanılacaksa, işiniz iyice kolaylaşır. Görsel mesajlar, anlam üretmek için yazılı mesajlardan daha zengin imkânlara sahiptirler. Karşı çıkacak bir unsur muhakkak bulursunuz. Yarattığınız tartışmalar eylemin yapılabilir hale gelmesini zorlaştırabilir. İçinizden bir ses, eylemin gerçekleşmesi için bir orta yol bulmanız konusunda vicdanınızı dürtebilir. Kanmayın! Malum kolay değil, bize sunulanı kabul etmek zorunda bırakıldığımız otoriter bir toplum içinde yaşıyoruz. İnsan alışkanlıklarına kurban gidebiliyor. Bir eylemin yapılmasından daha önemli bir şey varsa, o da sizin “otorite karşıtı kalmanız”.
 
Otoriteden arınma, temiz kalma konularında kendinizi geliştirdikten sonra atmanız gereken ikinci adım, “misafir kalmak”. Muhalif ortamlardaki iktidar ilişkilerini açığa çıkarmak için, misafir/gözlemci konumunuzu korumanız gerekir. Böylece sıkça başvuracağınız “burada iktidar var” cümlesini korkusuzca söyleyebilecek imkâna sahip olursunuz. “Ya iktidar yoksa?” diye endişe etmeyin; olmaması mümkün değil. Yeter ki siz işin içine girmeyin, misafir kalın ve belli bir mesafeden gözleyin; muhakkak her ortamda iktidar olduğunu göreceksiniz. İnsanlar birlikte bir şeyler yaratmaya ve oluşturmaya çalıştıklarında, illa ki birilerinin sesi daha çok çıkar. Tecrübelerimize güvenin. Kimi o konuda daha önce çalışmıştır ve deneyimlidir. Kimi çalışmayı çok sever ve kendini kaptırır. Kiminin kişiliği canlıdır; heyecanını ve tutkusunu gizleyemez. Bir de bakarsınız, hareket etme gayretindeki tüm bu insanların davranışlarında “iktidar vardır”. Bu insanların -bazen grubun yarısından çoğu onlardır- rahatlıkları ve kendi evlerinde bulaşık yıkıyormuş doğallığında çalışıyor olmaları, geri adım atmanıza neden olmasın. Aksine, bu doğalmış gibi görünen halleri, aslında ortama sahip olmalarından, yani iktidar olmalarından kaynaklanmaktadır. Siz duruma “misafir kalmaya” devam edin çünkü en temiz, en otorite karşıtı ve en sürekli karşı çıkmanızı sağlamaya müsait olan pozisyon, misafir pozisyonudur. Zaman içinde, farklı çalışmalar yürütürken bu kişiler değişebilir. Aman siz pozisyonunuzu değiştirmeyin! Her canlı ve hareket halinde gördüğünüz kişiyi işaret edin ve altını çizin: “Burada iktidar var.” Yalnız kalmaktan korkmayın çünkü sizin gibi misafir konumundan bakan birileri muhakkak vardır.
 
Üçüncü adım: “kurumsallaşmaya karşı çıkmak”. Bu pek janjanlı, her zaman gündemde olan ve her takdirde otorite karşıtlığınızı bileyecek bir konu. Tıpkı her yapılan işte iktidar bulabileceğiniz gibi, kurumsallaşmaya giden bir yol da görebilirsiniz. Diyelim ki sürerliği olan bir kampanya planlanıyor veya periyodik olarak kutlanacak bir eylemlilik biçimi oluşuverdi bir gün. İşte size karşı çıkmak için bir fırsat! Devamlılığı olan her şeyde -bir zamanlar geçerli ve faydalı olsalar bile- zaman içinde zarar verici hale gelebilecek kararlar muhakkak verilir. Yapmanız gereken, bunları düzeltmek için çaba sarf etmek değil çünkü bu çok zor ve belki de hiçbir zaman tam manasıyla gerçekleştirilemeyecek bir girişim. Tecrübelerimize güvenin. En iyisi siz, kurumsallaşmaya toptan karşı çıkın. Kesinlikle yanılmayacaksınız ve zaman sizin doğru olduğunuzu gösterecek. Muhakkak bazı güncel kararlar, gelecekte geçerliliğini yitirecek. Bu durum sizin “Ben zaten söylemiştim.” altın anınızı garanti altına alacaktır. Birileri çıkıp kararın kendisini değil, zamanındaki koşullar üzerinden gerekçesini değerlendirerek, yeni duruma göre nasıl konum almak gerektiğini tartışmaya açabilir. Böyle bir risk var elbette. Ama endişe etmeyin! Nasıl olsa alınacak her yeni karar, gelecekte yeniden etkisiz ve hatta zararlı hale gelebilir. Siz, kurumsallaşmaya karşı çıkmanın en doğru yaklaşım olduğunu savunmaya devam edin. Bu yaklaşımda tutarlılığınızı korursanız, nasılsa siz haklı çıkacaksınız ve otorite karşıtlığınız hiç yara almamış olacak.
 
Bu noktalara dikkat ederek otorite karşıtlığınızı korumaya çalışırken, elbette ki çeşitli dirençlerle karşılaşacaksınız. Arkadaşlarınızdan, elinizi taşın altına sokmadığınız, hiç çalışmadığınız, çok konuştuğunuz ve yapıcı önerilerde bulunmadığınız gibi eleştiriler alabilirsiniz. Bu tepkiler çok doğal. Onlar, bir şeyler üretmeyi “otorite karşıtı kalmanın” önüne koyuyorlar; bu nedenle de pek çok hata yapıyorlar. Ama siz gerçeği biliyorsunuz! Önemli olan yapılanlar değil; onların yanlış olma riski her zaman var. Dünyadaki iktidarların yıkılması, sizin otorite karşıtlığınıza halel gelmemesine bağlı. Bu çizgiyi tutturabilir ve koruyabilirseniz, iktidar karşıtı teorileri yaşama geçirmiş olursunuz. O nedenle eleştiriler karşısında sağlam durun. Siz daha yaratıcı olabilirsiniz muhakkak ancak “Burada emek hiyerarşisi var!” diye karşı çıkmak, bu tür durumlar için sonucu test edilmiş ve epey garantili bir yöntem. Bu önermeyi seslendirdiğinizde, konunun odağı sizden başka yerlere kayacağı için, siz kendi yolunuzda sorunsuz yürümeye devam edebilirsiniz.
 
Yukarıda özetlediğimiz konularda ustalaştıktan sonra bir dönüm noktasına geleceksiniz. Girmiş olduğunuz tartışmalar sayesinde argümanlarınızı keskinleştirmiş ve kıvraklaştırmış olacağınız için, inanılırlığınız ve dinlenirliğiniz artacak. Geliştirdiğiniz yöntemler başkaları tarafından da kullanılır hale gelecek. Bundan daha sevinç verici bir şey olabilir mi? Nihayetinde bireysel çabalarınızın toplum içerisinde daha fazla etkisinin olabilmesi için, elbette başkalarının da aynı çabayı göstermesi gerekiyor. Hani bu biraz kurumsallaşma kokuyor gibi dursa da, endişe etmeyin. Sizin gibi düşünen ve davranan kişilerle bir bağlantınız olmak zorunda değil. Nasıl olsa olmayan bir şeyi yaratmak için değil, var olan şeylerdeki yanlışları göstermek için siyaset yapıyorsunuz. Dolayısıyla bir eylem/söylem birliği içinde olmanıza gerek yok. Siz herhangi bir siyaset yapma biçimini kurumsallaştırıyor falan değilsiniz. Nihai amacınız otorite karşıtı kalmak ve bunu da ziyadesiyle başarıyorsunuz. Ha bu arada eğer başka siyasetleri izlerseniz, tutturduğunuz yöntemin her tür siyasi akım içerisinde işe yaradığını da görebilirsiniz. Hal böyle olunca, insan şüpheye düşebilir tabii, “Benim siyasi çizgim neydi?” diye. Aman bu kurtların içinizi kemirmesine izin vermeyin! Ne de olsa siz bu yöntemi otorite karşıtı olmak için kullanıyorsunuz. Bundan daha yüce bir amaç olabilir mi?