Yaşam / Dünyadan

Çin’de büyük bilimsel sıçrama

Cuma, 23 Kasım 2001
Haber: Kaos GL
1949’da, Mao ve yoldaşlarının Halk Ordusu’yla iktidarı fethetmelerinden bu yana, Çin’de büyük bilimsel sıçrama yaşanıyor. On milyonlarca Çinli eşcinsel artık ‘sapık’ kabul edilmiyor!

KAOS GL

Muhittin Serinay

Çin bürokrasisinin memur psikologları eşcinselliğin ‘sapkınlık’ olmadığını açıkladı. Çin Psikiyatrlar Birliği, kendinden menkul kutsallığı ile şu ünlü hastalık teşhis el kitabının (Amerikancası DSM oluyor) yeni baskısında akıl hastalıkları listesinden eşcinselliği çıkarıyor. Çünkü Birlik, ‘Doğruyu Gerçeklerde Aramak’ gerektiğinden ‘eşcinselliğin sapkınlık olmadığını ve eşcinsellerin çoğunun normal bir yaşam sürdüğünü’ burjuvazinin psikiyatrlarından çeyrek yüzyıl sonra da olsa anlamış! Amerikan psikiyatr ve psikologları eşcinselliğin zihinsel bir hastalık olduğu görüşünün yanlış olduğunu 70’lerin ilk yarısında sırayla anlamışlardı!



Psikiyatri bunu hep yapıyor

Peki hangi bilimsel gelişmelerin ardından Çinli psikiyatrlar, eşcinselliği akıl hastalıkları listesinden çıkarmaya karar verdiler? Emin olabiliriz, hiç bir bilimsel gelişme olmadı! 9 Mart 2001 tarihli Radikal Gazetesindeki haberin başlığında olduğu gibi ‘Böyle Buyurdu Psikiyatri...’. Psikiyatrinin tarihi aynı zamanda eşcinsellere yönelik sistematik bir zulmün de tarihidir. Sanayi toplumu ile zayıflayan dinsel kıskacın yerini alan ve iktidara göbekten bağlı olan psikiyatri biliminin, eşcinsel bireyler üzerinde ilaç tedavisinden elektrik işkencesine kadar denemediği ‘bilimsel’ tedavi kalmış mıdır? Burjuva psikiyatrlarının beceremediği gibi, halkın üzerine çöreklenmiş bürokrasinin memur psikiyatrları da eşcinselliği ‘tedavi’ edememişlerdir. Çinli psikiyatrların almış oldukları karar, Çin yönetiminin girmiş olduğu yeni sürece olsa olsa ‘bilimsel katkı’ niteliğindedir! 68 toplumsal kalkışmasının bir parçası olarak gelişen Amerikan Eşcinsel Kurtuluş Hareketinin ardından, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin eşcinselliği hastalık kategorisinden çıkardığını hatırlayacak olursak söz konusu kararların ardındaki ‘bilimsel’ gelişmeleri de daha iyi anlamış oluruz. Aynı Amerikan Psikiyatrlar Birliği, eşcinselliği hastalık kategorisinden çıkardığı halde, Amerika’da hâlâ her yıl yüzlerce lezbiyen, gey ve biseksüel genç psikiyatri kurumlarına kapatılıyor ve cinsel yönelimlerini değiştirmeleri için ‘tedavi’ye tabi tutuluyorlar. Doktorların bu tedaviyi haklı göstermek için kullandıkları teşhislerden biri ‘cinsel kimlik bozukluğu’. Doktorlar böyle buyursalar da bizim açımızdan şüphesiz ki bu, sosyal olarak empoze edilen toplumsal cinsiyet rollerine veya heteroseksüel kurallara boyun eğmeyen genç insanları damgalamak anlamına gelmektedir. Zorunlu heteroseksüelliğe direnen gençlerin bilimsel olarak cezalandırılması ve hizaya sokulması! Psikiyatri bunu hep yapıyor: Yetişkinler için elden bir şey gelmiyor ama ağaç yaşken ne kadar eğsek kârdır!


*Yuan Zhang’ın yönettiği ''‘Doğu Sarayı, Batı Sarayı - East Palace West Palace’'' adlı filmden

Doğruyu gerçeklerde aramak

1993 yılında gey aşkını açıkça betimlediğinden yasaklanan bir film için en üst düzeydeki ideolojik yayın olan ‘Doğruyu Gerçeklerde Aramak’ film hakkında sert bir yazı yazarak eşcinselliği iğrenç bir toplumsal olgu olarak anlatmıştı. Acaba hâlâ çıkıyorsa, 8 bin üyeli birliğin kararı için ne yazmıştır!

Komünistlerin 1949’da iktidara gelmeleriyle eşcinsellik Batı kaynaklı bir bela olarak tanımlanmıştı. (Erbakan da aynı şekilde düşünüyor!) Murat Belge’nin aktardığına göre Çinli yetkililer, ‘devrimden bu yana bizde böyle bir şey kalmadı’ demişler yıllar önce: İşte Halk Devriminin büyük başarısı!

1980’lerden itibaren dünyaya açılma siyasetini benimseyen Çin, Batı kültürü ile asıl olarak XIX. yüzyılla birlikte tanışıyor. Batı kültürünün XIX. yüzyılla birlikte Çin toplumuna sızmasıyla, eşcinsellik modern Çin’de hor görülmeye başlandı. Antik Çin’de ise eşcinselliğin yaygınlığı ve özel bir baskıya maruz kalmadığı biliniyor. Aynı şekilde Çin’i yöneten imparatorlardan on Han hanedanının eşcinselliği de bilinirdi. 1949’dan sonraki büyük yadsımadan bugünkü bilimsel kabule kadar da çeşitli adımlar atılmıştı. Büyük Çin toplumunda farklı bölgelerdeki fiili uygulamalar bir yana Yüksek Halk Mahkemesi yetişkin erkekler arasındaki eski anal seks yasağını yine 80’li yıllarda kaldırıyor. Yine aynı şekilde toplumsal engeller bir yana Kamu Güvenliği Bakanlığı aynı cinsten çiftlerin yaşama haklarını kamuoyu önünde tanıyor.

Eşcinselliğin yozlaşmış ve dejenere Batı toplumsal olgularından biri olduğunu söyleyen ve Çin’de eşcinsel olduğunu kabul etmeyen hükümet, bugün artık Çin’de eşcinsellerin varlığını resmen kabul ediyor. Nerden nereye: Açıktır ki bütün bu gelişmeler, toplumdaki fiili uygulamalar, yasal süreçteki değişimler ve en son psikiyatri kurumundaki değişimin hiç birisi Çin’e özgü değildir. Aynı süreçlerden değişik uygulamalarla başka toplumlar da geçti ve geçmekte. Koca bir toplumu tek bir üniformaya sokmak ya da toplumun yüzde 99’u şu, şu niteliklere sahip demek gerçekleri ortadan kaldırmıyor.

Çin Halk Cumhuriyeti, başta Sovyetler Birliği ile onun etki alanındaki sosyalist ülkeleri kıyasıya eleştirmiş ve revizyonist olarak nitelemişti. Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve diğer eski sosyalist ülkelerle birlikte ‘Batı’ yolculuğuna çıkması, Çin’i neredeyse tek bırakmıştı. 80’li yıllar birlikte kapitalizmi anmadan kapitalist dünyaya açılma politikası Çin’i nereye götürecek hep birlikte göreceğiz. Örneğin Türkiye’de, Romanya’da olduğu gibi Çin’de de, yanı başındaki on milyonlarca eşcinseli yadsıyarak bir sis perdesinin ardına iten zihniyet, resmi açılma politikaları beraberinde Çinli eşcinsellerin de açılmalarını getirdiğinde muhakkak ki ‘Batıya açıldık, böyle oldu’ diyeceklerdir. Çinli psikiyatrlar, ‘eşcinsellerin çoğunun normal bir yaşam sürdüğünü’ söylüyorlar. Çinli eşcinsel kardeşlerimiz sürmek istedikleri yaşamı sahip oldukları devasa kütle ile eninde sonunda yaratacaklardır. Bunun nasıl bir yaşam olacağını hep birlikte göreceğiz. Bununla birlikte şimdiden söyleyebiliriz ki sadece Çin toplumunu değiştirmekle kalmayacakları kesin.

Kaynak: Parmak gazetesi, Mart 2001, Sayı:2