İnsan Hakları / Sağlık

Uluslararası AIDS Kongresi 2014’te İstanbul’da

Çarşamba, 7 Eylül 2011
Haber: Kaos GL
İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) Başkanı Murat Yalçıntaş, ICVB olarak, dünyanın en büyük ve saygın kongrelerinden biri olan Uluslararası AIDS Kongresi’ni Türkiye’ye getirmekten büyük mutluluk duyduklarını, İstanbul ve Türkiye için çok güzel bir iş yaptıklarını ifade etti.
 
Bu kongreyi İstanbul’a getirmek için uzun zamandır çalıştıklarını anlatan Yalçıntaş, bu çalışmaların sonucunda İstanbul’un, Melbourne ve Sao Paolo ile birlikte finale kalan üç kent arasında yer aldığını, daha sonra Uluslararası AIDS Derneği Konseyince 2014 kongresine ev sahipliği yapmak üzere seçildiğini belirtti.
 
Kongrenin seçilen kentte yapılabilmesi için Konseyin, o ülkenin hükümetinin onayı ve desteğini de aradığını bildiren Yalçıntaş, Uluslararası AIDS Derneği üyesi ve 2012-2014 döneminde başkanlığını yapacak Prof. Dr. Francoise Barre Sinoussi’nin de Türkiye’ye bu daveti almak üzere geldiğini kaydetti.
 
Prof. Dr. Sinoussi’nin Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile görüştüğünü dile getiren Yalçıntaş, her iki bakanın da daveti yinelediklerini ve Türkiye Cumhuriyeti olarak kongrenin İstanbul’da yapılmasını istediklerini Prof. Dr. Sinoussi’ye bildirdiklerini söyledi.
 
Konuya ilişkin resmi mektubun hazırlandığını kaydeden Yalçıntaş, Konseyin, gelecek ay Uganda’nın başkenti Kampala’da yapılacak yönetim kurulu toplantısında, İstanbul’un 2014 yılındaki kongreye ev sahipliği yapacağının ilan edileceğini belirtti. Yalçıntaş, söz konusu kongrenin ilk defa Müslüman bir ülkede gerçekleştirilecek olmasının da ayrı bir anlamı olduğunu ifade etti.
 
DÜNYACA ÜNLÜ İSİMLER DE KATILIYOR
İki yılda bir düzenlenen, 130 ülkeden yaklaşık 25 bin katılımcısı olan ve yaklaşık 2 bin civarında basın mensubu tarafından takip edilen Kongreye, konunun öneminden dolayı, her zaman dünya çapında önemli insanların devlet başkanlarının katılarak AIDS ile ilgili mesajlar verdiğini anlatan Yalçıntaş, önceki kongrelere, Nelson Mandela, Bill Clinton, Elton John, Bill Gates gibi isimlerin katıldığını ifade etti.
 
Böylesine büyük ve saygın bir kongrenin Türkiye’de yapılacak olmasının Türkiye açısından çok önemli bir prestij kazanımı olduğuna dikkati çeken Yalçıntaş, şunları kaydetti: ’’Bunun yanı sıra AIDS özellikle Afrika kıtasında çok yaygın bir hastalık. Türkiye de son zamanlarda ciddi bir Afrika açılımı gerçekleştirdi. Biz, kongrenin Türkiye’de yapılmasını Afrika açılımının bir ayağı olarak görüyoruz. Ayrıca biz İstanbul’u Avrupa’nın en önemli kongre merkezi haline getirmek istiyoruz. Bu kongre, daha sonra talip olacağımız kongreler için de çok önemli bir referans olacak. Ev sahipliği yaptığınız her kongre, sonrasında kendisinden daha büyük bir kongreyi size getirir. Örneğin Kongre Vadisi tamamlanmış olmasaydı bu kongreyi alamazdık. Daha önceki Su Kongresi, HABİTAT, NATO Zirvelerinden bir tecrübemiz olmasaydı bu kongreye ev sahipliği yapamazdık. Gelmeden önce bütün bunlara baktılar.’’
 
Yalçıntaş, ICVB Başkanlığı görevini ilk üstlendiği 2006 yılında İstanbul’un Dünya Kongre Kentleri sıralamasında 27. sırada yer aldığını, gerçekleştirdikleri çalışmalar sonucunda şu an ise 7. sıraya çıktığını belirtti.
 
İSTANBUL NEDEN SEÇİLDİ?
1983 yılında AIDS virüsünü keşfederek tıp tarihine adını yazdıran ve daha sonra Nobel Tıp Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Francoise Barre Sinoussi de Uluslararası AIDS Derneği Konseyi olarak, 2014’te gerçekleştirilecek Uluslararası AIDS Kongresi’nin 20’ncisine ev sahipliği için İstanbul’u seçmelerinin nedenlerini anlattı.
 
Kongreye ev sahipliği yapacak kenti seçerken birçok konuyu değerlendirdiklerini belirten Prof. Dr. Sinoussi, şunları kaydetti: ’’Gideceğimiz ülkeleri göz önüne aldığımızda Doğu Avrupa, Asya, Doğu Afrika gibi birçok bölge üzerine yoğunlaştık. Türkiye bütün Konsey yönetiminin ortak seçimi oldu. Birçok konuyu değerlendirdik. Öncelikle kriterlerimiz arasında gideceğimiz ülkenin hükümetinin böyle bir organizasyona destek vermesi çok önemliydi. Türkiye’nin düzenlediği diğer organizasyonlarda hükümetin destek verdiğini biliyorduk. Bunun dışında bir diğer önemli konu ise vize uygulamaları ve ülkeye giriş konularıydı. Birçok ülkeye giriş bu anlamda kolay değil. Türkiye’ye baktığımızda birçok üyemizin kolaylıkla gelebileceği bir ülke olduğunu gördük. Ayrıca bu kongreye, AIDS hastaları da geliyor. Türkiye bu anlamda herhangi bir kanuni kısıtlamanın olmadığı ülkelerden birisi. Bu da bizim için önemliydi.
 
’’DİĞER ÜLKELERE İYİ BİR ÖRNEK OLACAK’’
Bir önemli nokta da Türkiye, AIDS hastası sayısının çok az olduğu ve zamanında alınan doğru politik kararlarla, uygulanan koruma yöntemleriyle ve bilgilendirmeyle bunun sınırda tutulduğu bir ülke. Bu anlamda Kongreyi İstanbul’da yapmamızın diğer ülkelere ve dünyaya da iyi bir örnek teşkil edeceğini düşündük. Türkiye’nin bu anlamda, özellikle siyasi otoriteyi de arkasına alarak yaptığı çalışmalar çok önemli. Gizlemek, saklamak, yasaklamak bir noktaya ulaştırmıyor. Siyasi otoritenin desteğiyle Türkiye’nin AIDS ile mücadelede ulaştığı başarı bizim açımızdan önemli bir örnek.’’
 
Hastalığın yoğun olarak görüldüğü ülkeler arasında Afrika, Rusya ve Balkan ülkelerinin de bulunduğuna işaret eden Prof. Dr. Sinoussi, Türkiye’nin bu ülkelerle yakın ilişki içerisinde olmasının da kararlarında etkili olduğunu söyledi.
 
AIDS KONUSUNDA YAPILAN EN BÜYÜK KONGRE
Söz konusu kongrenin, AIDS konusunda yapılan en büyük kongre olduğunu belirten Prof. Dr. Sinoussi, ’’Bilimsel bir kongre, ama aynı zamanda da siyasi karar vericileri, medyayı ve ilgili diğer bütün kuruluşları da bu konuda bilinçlendirmek ve tıp olanaklarının, imkânların bütün dünyada ihtiyaç sahiplerine yayılmasını sağlaması konusunda sesimizi duyurmak istediğimiz, bu sebeple de iki yılda bir yaptığımız bir etkinlik. Bunları sağlamak adına bizim için önemli bir fırsat’’ dedi.
 
AIDS’le mücadelede gelinen noktada en önemli hedefin, hastalığın anneden çocuğa geçmesini önlemek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Sinoussi, bunun mümkün olduğunu, Avrupa ve ABD’de gerçekleştirildiğini söyledi. Birleşmiş Milletlerin 2015 Milenyum Hedefleri arasında hastalığın anneden çocuğa geçme vakalarının durdurulmasının yer aldığını dile getiren Prof. Dr. Sinoussi, ’’Bundan 1 yıl önce 2014’te Türkiye’de yapacağımız kongrede bu mesajı vermek bizim açımızdan çok önemli’’ dedi.
 
Kongrenin hedefleri arasında, tüm ülkelerde kamuya ve ilgili kurumlara, AIDS hastalarının tıp olanaklarından faydalanması gerektiği konusunu kabul ettirmek olduğunu bildirdi.
 
AIDS İLE MÜCADELEDE YAPILACAK ÇOK ŞEY VAR
Prof. Dr. Sinoussi, AIDS ile mücadele konusunda daha yapılması gereken çok şey olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: ’’Öncelikle tedavi olanaklarına dünyadaki bütün hastaların ulaşabilmesi
sağlanmalı. Maalesef ulaşamıyorlar. Dışlanmalarına engel olunmalı, ayrımcılık engellenmeli. Özellikle bilginin ulaştırılmasında ve insanların konuya karşı duyarlılığının artırılmasında medyaya önemli görevler düşüyor. Sokaktaki insanın dışında da politik açıdan karar vericilere ulaşmakta.
 
Bugün kullandığımız tedavi yöntemleri gelecekte de kullanacağımız tedavi yöntemleri olmayacak. Klinik araştırmalar devam ediyor. Biz AIDS ile ilgili bir araştırma yaparken, diğer bütün hastalıkların üzerinde de araştırma yapmış oluyoruz. Bu hastalığın belirtileri Alzheimer, kanser ve diğer metabolizma hastalıklarıyla çok büyük benzerlikler gösteriyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde hem bu hastalığı tespit hem de tedavi etmenin yöntemlerini araştırıyor olmamız lazım.’’ (AA)