Ali Baydaş
|
|
Yazıları :
| 12-11-09 |
Dinsel Davranış Bozukluğu "Eşcinseller hep vardı, hep de var olacaklar. Bir gün başka bir dünyada, Diyanetin yerinde yeller eserken, herkes sevgisini de, inancını da özgürce yaşayacak." |
| 21-05-09 |
Tekbiiiiirrrr! 3. Evre Başladı! Eşcinseller için asıl tehlikenin, homofobi korkusunun islamofobiyi beslemek için kullanılması olduğuna inanıyorum. Darbe isteyenleri makulleştirmek olduğunu düşünüyorum. |
| 11-05-09 |
Eşcinsel Hareket ve İslâmofobi Hollanda’da 2002’de siyasete atılan, Müslüman göçmen düşmanı, eşcinsel politikacı Pim Fortuijn’ın etkisiyle, eşcinseller arasındaki islamofobi, yabancı düşmanlığı gibi eğilimler gözle görülür hale geldi. |
| 23-03-09 |
Darwin’in Kâbusu Gündüz Vassaf “Şüphem yok ki, İslam'da böyle bir yasak olsa, Batı basını, ‘dinlerinin kanunları yüzünden Müslümanlar dünyaya hastalık yayıyor’ diye, tekrarlar durur, onlarla kimse sevişmesin diye alarm çanları çalar, Güney Afrika'da beyaz ırkçı rejimin uyguladığı apartheid'i aratacak, olmadık önlemler almaya kalkışırlardı” diye yazmıştı bu konuda. |
| 08-03-09 |
Beni Saadet Partisi’ne almayın zaten! Yine de, bir siyasi partinin alenen ayrımcılığı savunması durumunda, şunu sormak gerekiyor: Bugün partinize almadığınız eşcinsel bireyler hakkında, bir gün iktidar olmanız durumunda ne yapmak niyetindesiniz? O zaman nerelere giremeyecek eşcinseller? En başta, özgür ve eşit yaşama haklarına saygı gösterilecek mi? Çoğunun şimdi yaptığı gibi, gizlenmeye mi zorlanacaklar? Partinizde şu anda hiç eşcinsel olmadığını mı sanıyorsunuz? |
| 24-02-09 |
Kuzuların Sekssizliği Kuzu gibi, anayasa profesörü olan birinin hukuk diploması aldığı okulda, toplumun bir cemaat olmadığını ve birey diye bir olgunun varlığını öğrenmemiş olması facianın bir boyutu. |
| 16-02-09 |
Gündemi sarsan bir eşcinsel Geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Şahin bir “sevgililer günü açılımı” yaparak, sadece evli olan tutuklu ve yakınlarına açık görüş saati bahşetti. Hani ayrımcılık yoktu Sayın Şahin? Eşcinsel tutuklularla sevgililerine yok mu görüş günü? Tabii ki, yok. Zaten kiminle dans ettiğimizi biliyoruz. |
Yorumları :
Toplam Yorum Sayısı:9











insan genel olarak zayıf bir varlık. hayatta kalma güdüsü, erdeme, ahlaki bir duruşa üstün geliyor. nadiren bu durum tersine dönüyor. bunu sağlayansa politik bilinç. bizim milliyetçi eşcinsellerimiz, devletçi alevilerimiz, erkekegemen zihniyetli kadınlarımız var. Stockholm sendromu en çok burada görülüyor çünkü bu topraklarda herkesin rehin alındığı, doğuştan devlete borçlu olduğu, potansiyel suçlu olduğu bir düzeni yaşıyoruz. genellikle unutuyoruz hala bir darbe anayasasıyla yönetildiğimizi.
ciddiyse, çok vahim... 1 Aralık tartışmalarını izlemedim ama gerçekten 10. yıl marşı ve mehter takımını önerenler varsa, Allah akıl fikir versin derim. "bu yıl kaç lgbtt öldürüldüğünü, baskılardan yılmayacağımızı, başka bir dünya çağrımızı topluma en iyi duyurma yolumuz şebeklik yapmak" gibi bir motif midir bu yaklaşımın arkasındaki? "biz maskarayız, bizi öldürmeyin" yazılı pankartlar açarak, 10. yıl marşını da okursak, belki bizim zarasız olduğumuza ikna olurlar. bu arada, mehter takımının 10. yıl marşı okuması da absürdlüğün zirvesi yani, bravo! laikçi - muhafazakar çatışması işte böyle biter. hele mehteranlar iki adım ileri, bir adım geri "ceddin deden" diye kükrerken, birdenbire mantolarını çıkarıp, köçek kıyafetleriyle kıvırmaya başlarlarsa, izleyenleri şoktan çıkarmak ilanihaye mümkün olmayabilir. son olarak, deyyusun eşcinsel seks işçisi olduğunu nereden çıkardınız bilmem ama yanlış. karısını satan adama derler deyyus. geleneklere sahip çıkma düşüncesini tartışmak için yorum sınırlarını aşmam gerekir ki, bunu, yaşadığımız gündem içinde anlamsız ve gereksiz buluyorum.
yazıda not etmeyi unutmuşum. ilaç görselini facebook'dan aldım. kimin olduğunu bilmiyorum ama bir harfi değiştirdim :) fotoğrafı Onur Özcan çekmiş.
Kürşad ile anlaşamıyoruz bir türlü. dünyaya farklı yerlerden baktığımız için, bu durum doğal. AKP'nin insan hakları konusundaki tutarsızlığı bir gerçek. Sudan ve İran'daki rejimlerle işbirliği yaparken, bunların insan hakları ve demokrasi konusundaki rezil sicillerine gözleri kapamak düpedüz iki yüzlülük ama buna karşı çıkarken soruyu, "İran mı, İsrail mi?" diye sormak ne kadar anlamsız. böyle bir seçim yapmak neden gereksin? İsrail'in Filistin'i bir toplama kampına dönüştürmüş olması, işgali, zulmü, askeri saldırılarında öldürdüğü sivilleri görmezden gelip, "İran'dan daha demokrat" mı diyelim? Kürşad Kaosgl'deki şu yazıyı okumamış olmalı: http://kaosgl.org/icerik/israilin_imajini_duzeltmek_icin_filistinli_esci... lgbtt'lerin durumundan hareketle emperyalizmi-siyonizmi hoşgörmeye kalkanlar, şu yazımda alıntıladığım Ghassan Makaremin sözlerini de okumalı bence http://kaosgl.org/content/tekbiiiiirrrr-3-evre-basladi lgbtt bireylerin özgürlükleri, başka hakları katledenlerin elinden olmayacak. lütfedilmiş kısmi korumalarla, gettolarda ortodox Yahudilerin gazabından korunmaya ben özgürlük demem. başkalarının kanları elinden akan bir devletin verdiği özgürlükten utanırım. herkes özgür olmadan kimse özgür değildir. Perez'in, eşcinsellere yönelik saldırıyı telin ederken söylediği "farklılıklara saygı" mavalını mı övüyorsun Kürşad? hayretler içindeyim. bütün bir ülkeyi işgal etmiş, halkını tutsak almış bir devletin başkanının farklılıklara saygıdan söz etmesi, demokratikliğini mi gösteriyor? Kürşad herhalde Hürriyet'e transfer olur bu gidişle.
Çin'de izlenen tek çocuk politikası ve ataerkil kültür yüzünden aileler çok yaygın bir biçimde doğacak çocukları kızsa, kürtaj yaptırıyor diye okumuştum. bunun sonucu olarak, yakın bir gelecekte nüfusta kadın erkek dengesizliği oluşacağını ve çok sayıda erkeğin eş bulamayacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Çin'in nüfusunu göz önüne alarak, bu zorunlu bekar erkeklerin sayısının yüz milyonlarca olacağını düşünebiliriz. 1,5 milyarlık bir ülkede gey nüfusu zaten doğal olarak çok yüksek olmalı ama bir o kadar da baskı olduğundan bunlar şimdilik yer altında. insanların hapishane ve yatılı okul gibi sosyal koşullar nedeniyle de gey olabildiği malum. bu durumda zorunlu bekar erkeklerin çoğunun da gey olması oldukça mümkün. bunun oluşturacağı sosyal baskı, Çin Devleti'ni bu konuda daha demokratrik bir tavır almaya zorlayabilir.
Batı'daki islamofobiyle, bizde "olan biten"in farklı olduğunu düşünmüyorum. oradaki de sınıfsal ve ırkçı bir olgu, buradaki de. batıdaki Müslüman göçmenlerin güçsüz, bizdeyse Müslümanların, bir iktidar odağı olarak güçlü olmasına dayanarak, "Batıdaki islamofobi oryantalist ve haksız, bizdekiyse haklı bir nedene dayanıyor" gibi bir yaklaşım sağlıklı değil. meseleye, bir pratik değil, ilke olarak bakılmalı. senin eleştirinde de, sevgili Haktan, yazımda BirGün'e atfen yazdığım yaklaşım göze çarpıyor. sözde İslamcı AKP'nin iktidarda olmasına dayanan bir rahatsızlık ve endişe... peki, bu endişeyi geçerli kılacak neler yaptı AKP şeriata hizmet edecek ya da homofobiyi besleyecek, daha önceki muhafazakâr partilerden fazla olarak? lgbtt bireylere yönelik cinayetleri işleyenler sence Müslüman kimliği öne çıkanlar mı yoksa faşistler mi? İslamofobiyi Türkiye özelinde farklı değerlendirmiyorum çünkü bu, bugün AKP iktidarda olmasa da olacaktı. dünya genelinde neoconlar eliyle yaratılan, emperyalizme hizmet eden bir olgu bu. AKP'nin gerzekliklerini ve vahşi kapitalistliğini hoş görüyor da değilim elbette. bugün yaşamakta olduğumuz süreci belirleyen ikilemi şöyle görüyorum: 12 Eylül'ün ila nihaye sürmesini isteyen statükocu, ulusalcı - faşistler, reformlarla statükoyu bozmaya ve dünya kapitalizmine eklemlenmeye yeltenen AKP'nin şeriatçı olduğunu söyleyerek, sahip oldukları gücü bırakmamak için islamofobiyi besliyorlar. bu kampanyadan, bir çoklarımızın aileleri de etkileniyor, ne de olsa, kentli küçük burjuvalar olarak kemalizmi sorgulamaları gerekmemişti hiç. artık yaşları da elvermiyor. bu noktada, resmi ideolojinin bekçilerinin beni bölücülük ve şeriat masallarıyla uyutmaları artık mümkün değil.
http://www.fotograflarozgurdur.com/
gözlerim sizi aradı ama uzak kaldık bu sefer. DTP'ye destek olmak için onların önünden yürüdük, taa kortejin en arkasında. olsun, biz de "hepimiz eşcinseliz, hepimiz travestiyiz" diye bağırdık...
sevgili Aykan, bu, özellikle ilgimi çeken ve üzerine kafa yorduğum, yazı yazdığım bir konu olduğu için, yazını görünce heyecan duydum. Avrupa'daki Müslüman göçmenlerde görülen homofobinin 90'larda bir sorun olarak farkedilmesiyle, 11 Eylül sonrasında 'Medeniyetler Çatışması' safsatasının Batı kamuoyunun zihnini esir alması süreçleri bir şekilde örtüştü. sağ siyasi çizgiler hemen bu durumdan faydalanmak üzere, düne kadar düşman oldukları eşcinselleri savunur oldular. vizyonları yalnızca sisteme eklemlenmek, hoş görülmekten ibaret olan bazı eşcinsel hak örgütleri de, bu durumdan nemalanmak uğruna, başka bir ezilen gruba (Müslüman göçmenlere) düşmanlığı, homofobi karşıtlığı adına yapmakta beis görmediler. yazındaki örnekten de bunu görmek mümkün. bu tür örgütler militarizme filan zaten karşı olmadıklarından, eşcinsellerin de orduya alınması için mücadeleyi, bir eşitlik mücadelesi olarak görüyrlardı.
ormanı göremeyenler için durum kafa karıştırıcı olabilir. ard niyetlilerin kendilerini savunması içinse, bahane hazır: "homofobi karşıtlığı yapıyoruz." Mayıstaki Homofobi Karşıtı Buluşmada sunumumu bu konuda yapacağım. bence çok önemli bir konu çünkü, kimlik hareketlerinin temelindeki bir ayrımla ilgili de, çarpıcı bir gösterge: sisteme eklemlenmek -ve bu uğurda diğer ezilenlere bile düşmanlık yapar hale gelmek- ya da sistemi değiştirmek, yeni bir dünya yaratmak...
selam ve sevgiyle