04/07/2013 | Yazar: Yıldız Tar

Haziran ayaklanmasında barikatlarda çatışan LGBT’ler, Onur Yürüyüşü’nde ’Direniyoruz ayol’ sloganını yükselttiler.

Haziran ayaklanmasında barikatlarda çatışan LGBT’ler, Onur Yürüyüşü’nde ’Direniyoruz ayol’ sloganını yükselttiler.
 
LGBT mücadelesi bu topraklarda yeşermeye başladığı ilk günden itibaren diğer ezilen kesimlerin taleplerini sahiplendi. Öldürülen direnişçiler, devrimciler, eşcinsel ve translar için “Katil polis hesap verecek” sloganını Onur Yürüyüşü’nde gördüğümüz gibi Madımak, Roboski, Hrant anmalarında, 1 Mayıs meydanlarında görmek çok mu uzak ihtimal?
 
Lezbiyen, gey, biseksüel ve transların (LGBT) Onur Yürüyüşü, 30 Haziran pazar günü İstiklal Caddesi’nde gerçekleşti. ’Direnişin o biçimi’ pankartıyla yüz bine yakın kişi Taksim’de “Velev ki ibneyiz, alışın her yerdeyiz” diyerek yürüdü. Her sene haziran ayının son haftasında New York’ta günlerce devam eden Stonewall Ayaklanması’na ithafen gerçekleştirilen geleneksel onur yürüyüşüne, bu yıl Taksim direnişi ve Haziran ayaklanması damgasını vurdu.
STONEWALL’DAN TAKSİM’E DİRENİŞ SÜRÜYOR
ABD’nin homofobik ve transfobik politikalarının LGBT’lere yaşam alanı tanımadığı, eşcinsel ve transların gözaltı ve tutuklama terörüyle sindirildiği 1960’lı yıllarda, bir trans kadının “Artık yeter” demesi ve elindeki bira şişesini bir polisin kafasına fırlatmasıyla günlerce sürecek bir ayaklanmanın fitili ateşlenir. LGBT’lerin sıklıkla gittiği Stonewall isimli bara, 28 Haziran 1969’da polis her gece olduğu gibi yine baskın düzenler. Polis, barın içindeki LGBT’leri darp ederek gözaltına almaya çalışırken, bar çıkışında da kalabalık bir grup LGBT’lere destek olmak için toplanmaya başlar. Polisin baskısının bar çıkışında da sürmesi üzerine bir trans kadın kelepçelenmeyi reddeder. Elindeki bira şişesini polisin kafasına fırlatır. Böylece cin de şişeden çıkmış olur. Hızlıca örgütlenen eşcinsel ve transların karşı koyuşları, polisi barın içine sığınmak zorunda bırakır. Bunun üzerine bir sokak lambasını devirerek koçbaşı olarak kullanan eşcinsel ve translar, barın içine ’baskın’ düzenler.
 
O gece Stonewall’da başlayan direniş, New York sokaklarında kurulan barikatlarda devam eder. Trans kadınların başını çektiği LGBT’ler günlerce New York sokaklarında polisle çatışır. Topuklu ayakkabıların -polislerin de çok yakından fark ettiği üzere- artık yürümek dışında bir işlevi vardır. ’İbne, nonoş ve dönmeler’ ayaklanmıştır artık. Stonewall direnişi,  ABD tarihinde cinsel azınlıklara baskı uygulayan heteronormatif sisteme karşı ilk açık başkaldırı olarak tarihe geçer.
 
ZEKİ MÜREN’İN ASKERLERİYİZ
Aynı Stonewall ayaklanması gibi, ufak tefek görülen, önemsenmeyen meselelerden, 3-5 ağaçtan ötürü büyük bir ayaklanma yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Haziran ayaklanmasında barikatlarda çatışan LGBT’ler, Onur Yürüyüşü’nde ’Direniyoruz ayol’ sloganını yükselttiler. Direnişin etkisinin yoğun olarak hissedildiği yürüyüşte -her sene olduğu gibi- Kürt halkının, emekçilerin, kadınların kısacası tüm ezilenlerin mücadelesi yerini aldı.
 
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bürosu önünden geçerken “Yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atan yüz bine yakın kişi, ’tesadüf eseri’ Galatasaray Meydanı’nda toplanan Alperen Ocağı üyesi faşistlere de “Kürdistan faşizme mezar olacak”, “Her yer Lice, her yer direniş” ve “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” sloganlarıyla karşılık verdi. Geçen yıl da Trans Onur Yürüyüşü sırasında Taksim Meydanı’nda toplanan faşistler, yürüyüşe saldırmış ancak kitlenin karşı koyuşu ile polis koruması eşliğinde alandan ayrılmak zorunda kalmışlardı. Bu sene de yüz bine yakın kişinin yürüyüşü sırasında polis koruması eşliğinde Galatasaray Meydanı’nda kalakaldılar. ’Zeki Müren’in askerlerinin’ yürüyüşü faşistleri korkutmuş olacak ki, polis dostlarına sıkı sıkı sarılmak zorunda kaldılar.
 
YÜRÜYÜŞTE EZİLENLERİN BİRLİĞİ
LGBT mücadelesi bu topraklarda yeşermeye başladığı ilk günden itibaren, diğer ezilen kesimlerin taleplerini sahiplendi. Kendisinden gayri bir sorun olarak ele almadı bu talepleri. Şovenizmle, milliyetçilikle, cinsiyetçilikle, sınıfsal sömürüyle mücadeleye kendi içinden başladı hareket. Taksim direnişine de bu politik perspektifle yaklaşan LGBT Blok, alandaki LGBT olmayan özneleri de mücadeleye katmayı bildi. Bunların  pratik yansımalarını ise en net biçimde Onur Yürüyüşleri’nde gördük ve güçlenerek görmeye devam ediyoruz. Buna karşılık diğer ezilen kesimlerin -en azından- katledilen eşcinsel ve transları anmasını beklemek çok mu hayali? Öldürülen direnişçiler, devrimciler, eşcinsel ve translar için “Katil polis hesap verecek” sloganını, Onur Yürüyüşü’nde gördüğümüz gibi Madımak, Roboskiî Hrant anmalarında, 1 Mayıs meydanlarında görmek çok mu uzak ihtimal?
 
HOMOFOBİK DEVLET YIKACAĞIZ ELBET
Pazar günü İstiklal’de yeryüzünün lanetlileri yürüdü. Ezilen, hor görülen, katledilen, hasta ve sapkın kabul edilen, yaşama ve barınma gibi en temel haklarından mahrum bırakılan, gecenin karanlığına hapsedilen LGBT’ler, “İbneyim, dönmeyim ve bundan onur duyuyorum” diye haykırdı. Kendilerine ’çapulcu’ diyen Başbakan’a, “Hepimiz çapulcuyuz” diye karşılık veren direnişçilerin yaptığını bu topraklardaki LGBT mücadelesi yıllar önce yapmış ve kendisine ’ibne, dönme’ diyen ailesine, komşusuna, polise, devlete normalliğini kanıtlamak yerine, “Senin baskı, sömürü ve talana dayanan normallerini reddediyorum. İbneyim, dönmeyim ve bundan onur duyuyorum” diyerek meydan okumuştu. Bu meydan okuma, Haziran ayaklanmasının da etkisiyle büyük bir kitle hareketine evriliyor.
 
Burjuva medya ise LGBT’lerin özgürlük ve adalet taleplerini görmek yerine, ’renkli görüntülere’ bakıyor. LGBT mücadelesinin gökkuşağının şenliğin, direnişin, özgürlüğün bayrağı olduğunu görmek istemeyen medya, yıllardır takındığı tutumunu sürdürüyor ve LGBT’leri magazinleştirmeye devam ediyor. Devlet katliamları teşvik ediyor. Baskı, imha, inkâr ve asimilasyon politikaları neoliberal politikalar ve muhafazakârlaşma ile el ele verip LGBT’leri yok etmeye çalışıyor. Ancak sloganda da ifade edildiği üzere: Homofobik devlet, yıkacağız elbet! (Atılım Gazetesi)
 
Fotoğraf: Sevra Nihal Ünal

Etiketler:
Bayram