25/07/2016 | Yazar: Hasan Kaba

Bu benden kaynaklı değildi gördüğüm kadarıyla. Senin kendinden kaçışındı. Yedi tepeli şehrin her köşesinde bir bekleyenden haberdar olmandı belki.

Hasan Kaba | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Hasan Kaba

Mutluyken yazmaktansa mutsuzken yazmak daha iyidir. Çünkü duygularının gideceği bir yer olmalı. Beyninizin, bedeninizin ve ruhunuzun huzur bulacağı bilinmeyen size ait olan yerlere. Yıllar önceydi çıkageldiğinde. Beklemediğim bir gecede. Tasarlanmamış ve hayallerimde koyabileceğim bir yer henüz hazırlanmamışken. Hafızamda ve hayatımda sağlam bir yere sahip olacak o gizemi ve çelişkileriyle. Tıpkı yaşam gibi bir derin soluk alışı ile bir derin nefes verişi misali. Her zaman öyle olmamış mıdır zaten, tam dipteyim dediğimiz anda yaşanan mucizeler... Gökyüzüne bakarken üzerimizden geçen göçebe kuşlardan düşmesini beklediğimiz bir şans tüyü. Bizi alıp hayallerimize ulaştırması hayali içinde olduğumuz totemler.

Fakat bunların hiçbiri olmamıştı senin geldiğin geceden önce.  Belki de gidişinden sonra inandım bunlara dönüşün için. Hepimiz için aynı değil midir zaten mutlu iken değil mutsuz iken beklemek mucizeleri? Aslında yakındır mutlu olacağımız kişiler hayatlarımıza. Hatta bazen dokunur ve bazen de hissederiz onları. Peki sorun nedir? Cevap: Onlar bilmezler bakmamızdaki ve dokunmamızdaki hislerimizi. Yoksa o gece de yine aynısı mı oldu? Hayır, her şey çok farkındalık içerisinde yaşanmıştı. Çıplak bedenler, kenetlenmiş eller ve bütünleşmiş iki bedendik. Böylesi mükemmel bir bütünleşmenin sabahında ayrı yataklarda farklı semtler de mi uyanmaktı mesele. Sanmam bu olmamalı. Bu bedenler bir bütün iken atan kalplerde aynı anda atıyor ve bir müzikal sesi çıkıyordu içimizden adeta. Loş ışıklar altında kenetlenmiş dudaklarımızdan süzülen bu müzikale eşlik eden sesler. Peki sonra neydi bu bitişin nedenleri veya sebebi her ne ise işte lanet olası nedeni. Yoksa ilk satırdaki mutsuzluktan mutluluğa olan geçiş miydi? Evet, sanırım korkularındı bu benden kaynaklı değildi gördüğüm kadarıyla. Senin kendinden kaçışındı. Yedi tepeli şehrin her köşesinde bir bekleyenden haberdar olmandı belki.

Bu şehrin en acımasız yönü her adımda hayallerine yardımcı olması ama şunu bilin isterim ki diğer yüzü tüm hayallerinizi de bir gecede elinizden almasıdır. Bir sigara dumanı misali içine çekerken görünmezsin fakat sizi üflediğinde dağılır ve geniş bir alana yayar. O geceki mutluluğumuz misali sadece sen ve ben iken sonrasındaki dağılışımızı tüm çevremizin farkına varışı gibi. Hayatlarımız ne kadar tutarsız olur bazen en mutlu günümüzün tarihini yazarız bir köşeye. Bir süre sonra yas günümüz olur o tarih. Biliyorum klasik bir nağmedir her insan da güçlü olmalıyız sözcüğü. Fakat unutmamak gerekir ki beynin hükmedemediği tek organdır kalp atmasını istemesi dışında. O yüzden mutsuzken yazmak daha kolaydır. Kalem akar gider beyaz sayfalar üzerinde bazen kederle bazen nefretle.

Bilinmeli ki yine severiz yine seviliriz. Ama ümid ederim ki heyecanımızı asla kaybetmeyiz. Kalemlerimiz ve sözcüklerimiz bu şehrin kirlenmişliklerinde kaybolmaz. Kalemlerimiz mutluluğumuzda da beyaz sayfalarda akar gider. Adeta bir martının gökyüzünü kaplamış kocaman beyaz bir bulutun altında süzülüşü misali. 


Etiketler:
Nefret