30/07/2015 | Yazar: Zeynep Akkuş

‘Bir kadın olarak sus!’ çıkışı da iddia edildiği gibi ‘meclis disiplini gereği’ değil kendi dünya görüşünün disiplin anlayışı çerçevesinde kulaklarımızda patlamış bir had bildirmeden başka bir şey değil.

Zeynep Akkuş | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Zeynep Akkuş

Bakmayın, HDP Milletvekili Nursel Aydoğan’a “Hanımefendi sus! Bir kadın olarak sus!” diye kükremesinin hemen ardından “Yüce Meclis çatısı altında görev yapan hiçbir sayın milletvekiline sözlü veya fiili müdahalede bulunmak tarzım değildir” diye tweet atmasına ya da kendini “Meclis disiplini gereği söylenmiş bir sözdür” diyerek savunmaya çalışmasına; Bülent Arınç’ın tarzı, hele hele konu kadınlar olunca tarzı, hepimizin malumu. Çok şükür hafızamız kuvvetli. Çok şükür bu konuda başvurabileceğimiz medya arşivleri mevcut.

Mesela tam tamına bir yıl önce bugün, 30 Temmuz 2014 tarihli gazetelere, ünlü bir futbolcunun eşi hakkında sarf ettiği Kocasını bırakıp tatile çıkanlar, direği gördüğünde dayanamayıp direğe çıkanlar... Böyle bir hayatın içinde siz olabilirsiniz, size kızmanın ötesinde acıyabilirimşeklindeki sözleriyle haber olmuştu Arınç. Bunları söylemesinin birkaç gün öncesinde “Haya meselesi çok önemlidir. Kadında olsa daha da güzeldir. Erkekler için de haya geçerlidir. İffet çok önemli. Sadece bir isim değil, kadın için de bir süstür, iffet. Kadın da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacaksın” demiş, bu konuşmaların yaklaşık 13 ay öncesinde, Gezi direnişi sırasında bikiniyle protesto eyleminde bulunan bir başka genç kadına olan tepkilerini dile getirirken "Ben kendimi zor tutuyorum bir şey söylememek için” diye başladığı sözlerinin hemen arkasından belli ki kendini tutamamış ve verip veriştirmişti. 2013 Bütçesi görüşüldüğü sırada “Başbakan Vajina bekçiliğini bıraksın” diyen ve kendisine bakarak konuşup birtakım sorular yönelten CHP Milletvekili Aylin Nazlıaka’yı Bir evli bir bayan milletvekili, bir çocuğu olan milletvekili kendisiyle ilgili organını nasıl böyle açıkça konuşabilir, nasıl bundan yüzü kızarmaz” diyerek eleştirmekle kalmamış, bakışlarından rahatsız olduğunu belirtip Nazlıaka’dan konuşurken başka tarafa bakmasını isteyebilmişti.

Bülent Arınç sadece kadınların konuşmasından değil, kadınların yanında konuşmaktan da sıkıntı duyan biri. Mesela İstanbul’da düzenlenen LGBTİ Onur Yürüyüşü hakkındaki fikirleri sorulduğunda “birilerinin bunu onur haline getirmesi”nden bahsederken söze “Maalesef özellikle hanım kardeşlerimizin bulunduğu bir yerde söylemekten haya ediyorum ama” şeklinde girebiliyor. Kim bilir belki de bu, “Birazdan ayıp şeyler söyleyeceğim, siz hemen kulaklarınızı tıkayın” şeklinde babacan ve dostane bir uyarıdır kendince. Tabii aslında en güzeli o “hanım kardeşler”in orada hiç olmaması ama şimdilik elinden gelen bu.

Arınç’ın dünyasında bir edep, haya, iffet, namus soslarına bulanmış “bayan”lar, “hanım”lar, “hanım kardeş”ler var, bir de “kadın”lar. Hangi sıfatı nerede, ne zaman, kimler için seçeceğini çok iyi biliyor. Makbul olan hatun kişilerin hepsi “hanım, bayan, hanım kardeş”. “Kadın” ise dün tanık olduğumuz öfke patlamalarında kullandığı bir hakaret, azar, aşağılama ifadesi. Bizim gururla telaffuz ettiğimiz “kadın” sözcüğünü Arınç’ın ağzından duyduğunuz zaman anlayın ki beyefendi çok öfkelenmiş, bilin ki birazdan bir fırtına kopacak ve fırça yiyeceksiniz! Dünkü konuşması için “Hakkını yeme, iki kelime öncesinde hanımefendi de dedi” diye itiraz edecek olanlara hemen belirteyim, oradaki “hanımefendi” sözü, Arınç’ın meclis kürsüsünde -daha doğrusu her zaman, her yerde- sahnelediği hassas, duygusal, gözü yaşlı, kibar politikacı rolünün parçası olan bir replikti. Akabinde an geldi, film koptu, “Eeeh, yetti ama artık!” diyerek nazik-hassas politikacı personasını üstünden fırlatıp attı ve perdelemeye çalıştığı halde varlığını hep hissettiğimiz özünü, gerçek yüzünü gözlerimizin önüne seriverdi! Şimdiye kadar sergilemeye dikkat ettiği “politically correct” duruşu kapsamındaki “kızmıyorum, sadece üzülüyorum”, “sadece kadınlara değil erkeklere de söylüyorum”, “yapmayın ama ağlarım bak” tavırları da; çok kızdığı zaman verdiği “şeyini şey ettiğimin şeyi” gibi bilmem kaç bilinmeyenli denklemleri andıran salon beyefendisi nezaketini bozmama endişeli cevapları da bir anda yalan oluverdi.

Sonuçta, kadınlarla hiçbir zaman barışık olmamış, “Yüzüne baktığımız zaman yüzü hafifçe kızarabilecek, boynunu öne eğecek, gözünü bizden kaçırabilecek, iffet sembolü, haya sembolü kızlarımız”ın olduğu bir dünyanın hayaliyle yaşayan bir Bülent Arınç var karşımızda. O ve kafadarları, yakın çevrelerindeki kadınları daha çocuklarından itibaren aile içinde, kerameti kendinden menkul vakıflarda ya da denetimsiz Kuran kurslarında tornadan geçirerek diledikleri kıvama getirebiliyorlar. Kolay mı onların hanımlarından, bayanlarından birinin gözlerini kaçırmadan “vajina” diyebilmesi? Mümkün mü konuşan bir erkeğin sözünü kesip itiraz edebilmesi? Çevresinde ne olursa olsun susan kadınların olduğu bir bünyenin, tepkisini öfkeyle haykıran bir kadın karşısında kendini daha ne kadar tutması beklenebilir ki? Hal böyleyken, dünkü o “Bir kadın olarak sus!” çıkışı da iddia edildiği gibi “meclis disiplini gereği” değil kendi dünya görüşünün disiplin anlayışı çerçevesinde kulaklarımızda patlamış bir had bildirmeden başka bir şey değil. Açıkçası, “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” diyen Emrullah Efendi gibi, Bülent Arınç da şu haddini bilmez kadınlar olmasa ne güzel, mutlu-mesut-bahtiyar yaşayıp gidecek de işte olmuyor, olamıyor (Oldurtmuyoruz).

Yine de naçizane bir tavsiyede bulunayım. Bülent Arınç’ın bizim gibi sapkınların sözünü kale almayacağını biliyorum ama hiç olmazsa Tuğçe Kazaz’a kulak versin. AKP’yi attığı her adımda kayıtsız koşulsuz destekleyen, fikriyat ve neşriyat dünyamızın yükselen yeni yıldızı, maşallah IŞİD de dahil olmak üzere her konuda bir görüşü olan Tuğçe Hanım bile “Sn. Arınç'ın her ne sebeple olursa olsun, bir bayana, "bir kadın olarak sus" demesini, kesinlikle doğru bulmuyorum” diye tweet atıyorsa gidilen yol yanlıştır, vakit varken geri dönmekte sayısız fayda vardır.


Etiketler:
Nefret