23/10/2013 | Yazar: O. Demet Yanardağ

Üç günde bir beyanı değişen insanların, beyanı esas değildir arkadaşlar. Benden size kötü bir haber: Onur Yürüyüşünde ruj sürmekle trans olunmuyor.

O. Demet Yanardağ | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı O. Demet Yanardağ
İnsan daha doğmadan başlar cinsiyet oluşumu, biz büyüdükçe şekillenir tavırlarımız. Üç yaşında bir çocuk düşünün; eğer çocuğun cinsiyeti erkekse, bunun bilincinde olmasa da farkındadır aslında. Erkek çocukları, genellikle çevresindeki erkekleri örnek alır.
 
Örneğin, anne ve babası arabaya biner. Babanın hep şoför koltuğunda oluşu, çocuğun zihnine işlemiştir ve arabalara ilgi duymaya başlar. Televizyonda gördüğü askerlerin geneli erkektir ve silaha, askerliğe merak salar... Toplumsal cinsiyet rollerini örnek almaya çalışır... Kız çocukları da, evciliğe-bebek bakmaya-makyaj falan yapmaya meraklıdır. Çünkü hemcinslerinin rollerini örnek almıştır.
 
Her çocuk gibi bir transeksüel de, toplumsal cinsiyet rollerini benimser. Trans kadınlar genellikle etek giymek, makyaj yapmak vs. gibi toplumun kadına biçtiği rolleri oynar. Transeksüellik bir cinsiyet kimliğidir ve çocukluktan itibaren toplumsal rollerin etkisiyle, hareketleri tavırları biçimlendirir. Tabii toplumsal baskı nedeniyle kendini kısıtlayabilir translar, ama nereye kadar? Tabii ki patlama noktasına kadar. Çünkü en iyi tiyatrocu bile ömrü boyunca rol yapamaz. Bir süre sonra, kendini kabul edip topluma isyan eder. Gizliden de olsa giyilir o topuklu ayakkabılar. Açık-saçık kıyafetler. Yıllarca kadınlığı yaşayamayan Trans kadının, artık her şeyi abartılıdır. Makyajlar daha çok belirgin olur...
 
Bunca toplum baskısına göğüs gererek, kendi olma çabasına giren trans kadına toplumun tepkisi de çok ağırdır. Bu kadar ezilmişlik altında, dönüşüme başladığında kadınların çektiği sıkıntıları da çekmeye başlar. Çünkü gittikçe toplumun algıladığı kadın formuna bürünmüştür. Translık deneyimi yanı sıra kadınlık deneyimi de yaşar.
 
Bunca acının ve keşmekeşin içinde bir de “trans olmak” furyası başlamıştır. Translık konuşulmaya başladığında, birçok insan çıkmış ve trans olduğunu iddia etmiştir. Hem de bir transın deneyimlerinden hiçbirini yaşamamasına rağmen trans olduğunu üstüne basa basa vurgulamaktadır. Toplumsal cinsiyet rollerini hiç benimsemeyen bir trans olur mu? Ya da bir heteroseksüel bir erkek-kadın ya da... Hepimiz toplumun bir parçası olduğumuz halde, cinsiyet rolleri nasıl olur da hiç içimize işlemez? Hali-tavrı-hareketleri hiç mi hiç ait olduğu cinsiyete benzemezken, bir kişi nasıl olur da kendini trans ilan eder? Politik olarak yapılan cinsiyet tanımları, sadece o cinsiyet kimliğine hakaret etmektir diye düşünüyorum. Yahu “transeksüellik” bir kimliktir. Bir varoluş biçimidir. Gündem değiştikçe ben transım diyenler, kuirim, cinsiyetsizim de demeye başladı. Cinsiyet kimliği değişmez arkadaşlar, en fazla yöneliminiz değişir ki bu da çok zordur. Politik açıdan cinsiyet değiştirip durmayın. Neyseniz o olun ki ben de şaşırmayayım... Karşıma çıkan birçok insan Trans olduğunu söylüyor ve ben şaşırıyorum. Siz Transsanız, ben neyim?
 
Üç günde bir beyanı değişen insanların, beyanı esas değildir arkadaşlar. Herkes olduğu gibi görünsün ya da translık, kuirlik, cinsiyetsizlik üzerinden prim yapmaya çalışmasın.
 
Zira birçok LGBT aktivistiyim diyen, kuir konuşulurken “KUİR” oluyor, cinsiyetsizlik konuşulurken “CİNSİYETSİZ” oluyor. Transeküellik konuşulurken de “TRANS” oluyor. Benden size kötü bir haber: Onur Yürüyüşünde ruj sürmekle trans olunmuyor.
 
Bırakın artık Translar üzerinden prim yapmayı. Biz, siz yokken de vardık! 

Etiketler:
Nefret