18/01/2016 | Yazar: Fatma Merve Bursalı

"Bana ev işi yapmak teklif edildiğinde ise muhatabıma yumruk atmamak için kendimi zor tutuyorum."

Fatma Merve Bursalı | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Fatma Merve Bursalı

Türk kahvesi pişirmekten tutun da cam silmeye kadar tüm ev işlerinden nefret ediyorum. Ne zaman ev işi yapan birini görsem terliyorum, kalp atışım hızlanıyor, nefesim daralıyor. Bana ev işi yapmak teklif edildiğinde ise muhatabıma yumruk atmamak için kendimi zor tutuyorum. Bu durum hatırladığım kadarıyla en uzak geçmişimden beri bende var. Zaman zaman şiddeti azalıp çoğalsa da çok hassas olduğum dönemlerimde ilişkilerime zarar veren bir korku olmuştur. Bu korkumla yüzleşip onu aşabilmek için pek fırsatım olmadı.

Her zaman anlayışlı bir ailem oldu. Ebeveynlerimle beraber yaşarken rahattım. Benim ev işi görevlerimi ebeveynlerim, kardeşlerim veya ücretli ev yardımcısı yapardı. Üniversiteyi kazanıp da başka bir şehre yerleştiğimde ise, olabildiğince asgari ev işi prensibiyle yaşadım. Zaten öğrenci olduğum ve çoğunlukla dışarıda vakit geçirdiğim için evde yapılacak iş oluşmuyordu. Yalnızlıktan eşli yaşama geçiş yapmaya karar verdiğimde fobimin bu kadar sorun olacağını düşünmemiştim. Ne de olsa öğrenciyim ve yarı zamanlı işlerde çalışıyorum diye evde pek iş olacağını tahmin edemedim. Eşim, bir işte çalışmaktansa derslere yoğunlaşmamı, masraflarımızı kendisinin karşılayacağını tavsiye ettiğinde, bunun her üç öğünü lokantada yemek yemek ve eve ücretli temizlik işçisi geleceği olarak anladım. Zaten hem bedenen hem de ruhen tüketici bir işte çalıştığı için ev işlerini ona yükleyemezdim. O da benim masraflarımı da karşıladığı için her öğünü dışarıda yemeyi ve eve ücretli yardımcı getirmeyi reddetmekte haklıydı. Artık kaçış yoktu. Ev işlerini üstlenmeliydim.

İnsanlar, genelde, eşleriyle uyuşturucu ve kumar vb. bağımlılıkları, eve geç gelme, fiziksel veya psikolojik şiddet, kaba davranış, aşırı cimrilik veya cömertlik, seks gibi konularda tartışırlar ve boşanırlar. Benim şiddetli geçimsizlik gündemim ev işleri oldu. Özel yaşamımla ilgili daha fazla ayrıntı vermek istemezdim ama ya korkumla yüzleşecektim ya da hayat arkadaşımla yollarımı ayıracaktım. Onu çok seviyorum. Ve yüzleşmeye başladım.

Doğup büyüdüğüm çevredeki insanlar benim tembel, hımbıl, pasaklı olduğumu kabul edene kadar ev işleri konusunda çok baskı yaptılar. Kız dediğin annesiyle yemek yapar, evi süpürür ve kardeşlerine bakardı. Erkekler de gün boyunca çalışır, eve yorgun gelir ve evin kadın bireylerinin temizleyip hazırladığı evde dinlenir ve yemek yerdi. Kendime rol model olarak yakın çevredeki erkekleri temel aldım. Onları taklit ettim. Bu sefer de erkeksilikle (transfobik bir şekilde) suçlandım. Halbuki yaşıtım erkekler de okul okuyor, ders çalışıyor ve spor yapıyordu. Ama işedikleri tuvaleti temizlemiyor, çamaşırlarını yıkamıyor, yemeklerini hazırlamıyordu. Ben hem onlar gibi okula gitmek ama bu işleri de yapmak zorundaydım. İsyanım direnişle karşılandı. Bu direnişi kırana kadar çok yıprandım. Bu sürecin ev işleri fobisini bende oluşturduğuna inanıyorum.

Çocukken penceremi yaz kış açık bırakmaya çalışır ve bir gün Peter Pan'ın beni ziyaret edeceğine inanırdım. Artık büyüdüm ve Peter'in gelmeyeceğini biliyorum. Uğruna nice kişisel mücadeleler verdiğim kadın-erkek eşitliği davamın da ev işi yaparak düşmeyeceğini de. O direnişler çocukkendi. Çünkü çevremdeki insanlar toplumsal cinsiyet eşitliğini ve kadın haklarını bilmiyorlardı, benim sayemde öğrendiler. Çalışkanlığımın suistimal edilmeyeceğinden adım gibi emin olabilmeliyim. Çocukluğumun aksine kendimi savunabiliyorum ve "hayır" yanıtı vermeyi geliştirdim.

Korkumu yenmenin önemli bir adımı olarak bu itirafımı yazıyorum ve hatta yayınlıyorum. Umarım güzel bir açılış olur.


Etiketler:
Nefret