09/08/2009 | Yazar: Kahraman Gür

Gey-Lezbiyen Çalışmalarının Geleceği makalesi Scott McLemee tarafından hazırlandı ve "Inside Higher Education" dergisinde yayınlandı. Kahraman Gür, Stonewall’un 50.

Kahraman Gür | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Kahraman Gür

Gey-Lezbiyen Çalışmalarının Geleceği makalesi Scott McLemee tarafından hazırlandı ve "Inside Higher Education" dergisinde yayınlandı. Kahraman Gür, Stonewall’un 50. Yılında eşcinsel hakları tarihi nasıl olmalı, sorusuna cevap arayan makaleyi kaosgl.org icin cevirdi.

LGBT çalışmalarından akademisyenler L’yi G ve B’den ayıran, T’yi geride tutan, Q ve I’dan hiç bahsetmeyen normu tartışıyorlar...

Polis 28 Haziran 1969’un erken saatlerinde New York Greenwich Village’de Stonewall Inn barını bastığında bu sefer drag queen’ler sessiz kalmayacaktı. Bir hafta önce öldürülen Judy Garland bir yana, sürekli baskınlar zaten yeterince yorucuydu. O gün direndiler, kaldırım taşlarını söktüler, polis arabalarını taşladılar.
 
Bilirsiniz, o zaman Kara Panter Partisi, Gay Liberataion Front ile dayanışma içinde olduğunu açıklamıştı. İlginç, bugün 40 yıl sonra, siyah başkan Obama, kimi cumhuriyetçi heteroseksüellerin dahi içine dâhil olduğu büyük bir kitle tarafından eşcinsel evliliğine yeterince destek vermemekle eleştiriliyor.  
 
Bugün LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel ve Transeksüel) kısaltması yaygın olarak kullanılıyor. Bugünlerde ayrıca Q (questioning/sorguluyor) ve I (intersex) de katılınca içinden çıkılmaz duruma gelindi. Bundan 6 yıl önce Gey ve Lezbiyen tarihi üzerine bir araştırma yayınladığımda, bütün bu cinsel kimlikler üzerine yeterince bilgilendiğimi düşünmüştüm. Fakat daha birkaç gün önce Sherry Wolfe’in ‘Cinsellik ve Sosyalizm: LGBT Özgürlük Tarihi, Siyaseti ve Teorisi’adlı yeni kitabını okuyunca halen sindirmeye çalıştığım 1920’lerde Sovyet Rusya’da cinsiyet değiştirme operasyonlarının yapıldığı bilgisiyle karşılaştım. (Bu uygulama Stalinizm’in yerleşmesiyle askıya alınmıştı tabii ki). Kim tahmin edebilirdi bu operasyonların varlığını? Kim gerçekten? Böyle bir şey olduğunu hayal bile edebilir miydiniz?
 
En azandan ben hayal edemezdim. Sherry’nin tarihi çalışmasından sonra, Stonewall isyanının 40. yılında LGBT çalışmalarının geleceğini masaya yatırmanın iyi olacağını düşündüm. LGBT çalışmalarında bilinen akademisyenlere şu soruları sordum:
 
  • Stonewall isyanının 50. yılında LGBT akademik çalışmalarında ne gibi değişikler olmalı?
 
  • Akademide gelecek yıllarda meyvelerini alabileceğimiz umut verici yaklaşımlar var mı?
 
  • Üzerine çalışılmasının önemli olmadığı yaklaşım ve sorunlar var mı?
 
  • LGBT çalışmalarının yaygınlaşması ya da normalleşmesi yalnızca zaman ve değişim süreci mi?
 
Bir kaç kısa ama oldukça doyurucu ve provakatif cevap aldım. İşte LGBT çalışmaların ajandasında olması gereken konulara kısa bir bakış;
 
****
Claire Potter, Wesleyan Üniversitesinde profesör. 2008 yılında ‘Cinselliğin Tarihi’ dergisinde yayınladığı ‘Queer süpürgesi; Seks, Yalanlar, ve Siyasi Tarih1 makalesiyle, Audre Lorde ödülünü aldı.
 
Aslında bu günlerde LGBTQ çalışmalarında önemli bir değişim söz konusu. İronik ama 69 Stonewall isyanıyla başlayan ve 1996 yılında sonlanan (Amerikan Yüksek Mahkemesinin eşcinsellerin ayrımcılığa karşı korunması kararının alındığı yıl) eşcinsel özgürleşme hikâyesi yıkılıyor. Bugün büyük bir isyanın başlangıcı olarak aldığımız Stonewall aslında ne büyük bir dönüm noktası oldu ne de eşcinsellerin heteroseksüellerle eşit korunmasını sağlayacak bir sonu garantiledi.
 
Örneğin, ben queer tarihi çalışmasının ikinci yarısını San Francisco’da Compton kafedeki Stonewall’dan 3 yıl önce gerçekleşen isyanla başlatıyorum ve Senatör Larry Craig’in 2007’de Minapolis’de erkekler tuvaletinde tutuklanmasıyla sonlandırıyorum. LGBTQ özgürleşmesi henüz bitmedi ve çalışmalar çoğaldıkça daha da dallanıyor, bizi Stonewall ötesine taşıyor.
 
Benim görüşüme göre bir o kadar önemli alan, sosyal damgalama ve ayrımcılığın en yoğununa maruz kalan transgender ve transeksüel insanların durumlarında biz Stonewall’u kutlarken bir iyileşmenin olmamasıdır. Bu akademik alanda üzerine gidilmesi gereken bir konu.
 
Transgender çalışmalarında 10 yıl içinde görmek istediğim, gey ve lezbiyen çalışmalarında başlamış olan, yani özgürleşme hareketinin 20. yüzyıl Amerika’sının ötesine götüren derin yaklaşımın yaygınlaşması. Kıdemli akademisyenler büyük ihtimalle her zaman olduğu gibi ‘mümkün değil’ diyeceklerdir. Yaşayanlarla yapılan mülakatlar dışında yazılı kaynak yok diyecekler. Aynısını lezbiyen tarihi çalışmalarında, siyah kadınların tarihinde de söylemişlerdi ama bu alanlarda yanıldıkları kanıtlandı.
 
Ben ayrıca var olan trans çalışmalarının çoğu kez yüzeysel yürütüldüğünü ve gey ve lezbiyen çalışmalarıyla politik olarak ilişkilendirilerek yapılandırıldığını görüyorum. Bunun altını çizmek lazım çünkü trans bireylerin sorunları bu alanda okutulduğu iddia edilen derslerde ciddi olarak tartışılmamaktadır.
 
Son olarak 2019 (Stonewall’un 50. yılı) yılında LGBTQ alanında tez yazan yüksek lisans öğrencilerinin dürüst olarak geleneksel tarih işine sarıldıklarını görmek istiyorum. Bunun onlara gender tarihinden daha geniş bir perspektif ve işlerinde profesyonellik kazandıracağına inanıyorum.
****
 
Doug Ireland, Backchic’de köşe yazarı, New York kentinin en büyük LGBT haftalık gazetesi Gay City News’in editörü.
 
Üzülerek söylüyorum, Üniversitelerin gey ve lezbiyen çalışmalarından gelen bilgiler çok değerli değil, çoğu kez yüzeysel ve akademik dille yazıldığın için LGBT bireyler tarafından sindirilemiyor. Bizim tarihimizin yazımı bu programlarca yeterince sahiplenilmiyor.
 
Önemli bir Gey ve Lezbiyen tarihçisi olan Jonathan Ned Katz tarafından kurulan Out History3 web sayfası finansal olarak kesinlikle desteklenmeli. Aynı şekilde Windi City Times’in LGBT tarihi de genişletilmeli.
 
Nerden geldiğimizi ve nereye gittiğimizi bilmemiz gerekiyor. Ne yazık ki modern gey hareketinin ve özgürleşme hareketinin ölmesine pek dikkat çekilemiyor. Jeffrey Escoffier’in belirttiği gibi asimilasyoncu ‘bir gey yurttaş hareketi’ egemen olmuş durumda. Bu hareket çoğunlukla gey/lezbiyen evliliği için bütçe oluşturmaya odaklanmış ve eşcinselliği beyaz, çekirdek aileden oluşan, orta sınıf, zengin olarak sunmaktadır.
 
Benim bugünkü kurumsallaşmış gey hareketine başlıca eleştirim hareketin kendisini soyutlamasıdır. Bizim ulusal çaptaki büyük organizasyonlarımız, başka ülkelerde baskılanan queerlerle dayanışmayı ret etmekte, sadece ülke içine odaklanmakta. Biz uluslararası işbirliğine daha açık Avrupa’daki LGBT organizasyonlarından tam aksi yoldayız. 
 
Akademinin Gey ve Lezbiyen programları 2009 yılı itibariyle eşcinsellik karşıtı yasaların bulunduğu 86 ülkede bu eşcinsel karşıtı atmosferin bertaraf edilmesi yönünde gelişmeli. Bu ülkelerde gey/lezbiyen çalışmaları geliştirilmeli, akademi zorlukların aşılması yönünde yol gösterici olmalı.
 
Irak’ta radikal Şii’lerce sürdürülen ‘cinsel temizlik’ kampanyası altında birçok Iraklı queer öldürülmekte ve İran’da yönetim LGBT bireylere terör estirmektedir. LGBT çalışan akademisyenlerin bu insanlara yardım etme, onların tarih ve kültürünü ortaya koyma sorumluluğu vardır.
 
Heteroseksüel tarihçi Janet Afary, İran’daki 1500 yıllık Farsi kültürüne muazzam şekilde serpilmiş eşcinselliği kitaplaştırdı (Modern İran’da Cinsel Politikalar, Cambridge Üniversitesi Yayını)4. Bu çalışma İranlı queerlerin İran’ın tarihindeki eşcinselliği halktan gizlemeye çalışan dinci rejime karşı kullanacakları başucu kitabı olacak. Üniversiteler LGBT bireylerin ezildiği ülkelerdeki yazarların kitaplarına öncelik tanımalı. Son olarak MIT (Massachusetts Institute of Technology) ve Semiotex’te Faslı gey yazar Abdellah Taia’in ‘Salvation Army’ adlı kitabını yayınladılar. Bunları görmek umut verici.
 
Birçok ülkeye, homofobi ve homofobik yasalar koloni yıllarında batı tarafından ithal edildi. Bugün bunun aksi yönünde politikalar üreten akademisyenler artmaya başlıyor. Örneğin Colombia Üniversitesinden Joseph Massade ‘Uluslararası Gey’ terimini ortaya attı ve batı emperyalizminin nasıl bir parçası olunabileceğini gösterdi.
 
Birçok ülkede baskılanan queerlerin kendi tarih ve kültürlerinin yapılandırmasına on ayak olmak, kitaplarını ve çalışmalarını basmak küçük ama çok önemli bir adım olabilir. Ben kendi gazetecilik tecrübemden söyleyebilirim ki böyle bilgilerin paylaşılması yaşamları kurtarabilir.
Umut edelim ki insanların yaşamlarına ve mücadelelerine ulaşabilen akademik çalışmalar için bir 10 yıl daha beklememiz gerekmesin. 
****
 
Marcia M. Gallo, Yardımcı Doçent, Nevada üniversitesi, Las Vegas 5. Marcia, 2006 yılında kitabı ‘Başka Kızlar: Bilitis Kızlarının Tarihi ve Lezbiyen Hakları Hareketinin Doğuşu’6 ile Lambda edebiyat ödülünü almıştı.
 
Stonewall’un 50. Yılında eşcinsel hakları tarihi nasıl olmalı diye düşünürken, aklıma Audre Lorde’in 25 yıl önceki sözleri geldi; ‘Bilincin kenarındaki bir noktada, ‘Mitsel Norm’ dediğim bir şey vardır ve her birimiz bir şekilde bu normun dışında kaldığımızı biliriz’. Amerika’da bu ‘norm’ genellikle beyaz, zayıf, erkek, genç, heteroseksüel, Hıristiyan ve cebinde yeteri kadar parası olandır. Bu mitsel norm toplum içindeki dizginleyici güçtür. Bu gücün bir alanının dışında kalanlar, kendilerinin farklı olduğu alanı baskının temel nedeni olarak görürler ama kendilerinin de paylaştıkları diğer normlarda baskılayıcı gücün bir parçası olduklarını görmeyebiliyorlar.
 
2019 yılına geldiğimizde, ihtiyacımız olan bu ‘mitsel norm’un üzerine derinlemesine gitmek, L’yi G ve B’den ayıran, T’yi geride tutan, Q ve I’dan hiç bahsetmeyen normu deşmek gerek. Gelecek on yılda, norm değerlerin yıkıcılığının ortaya konduğunu, eşit haklar ve sosyal adalet politikalarının sorgulandığı ve queer politikalarının yaratıcılık ve radikalizminin anlaşıldığını görmek isterdim. 
****
 
Christopher Phelps, Ohio Eyalet Üniversitesinde doçent. 2007 yılında ‘Sosyalizm ve Seks alanından göz ardı edilen bir belge7’ adlı makalesi Cinselliğin Tarihi dergisinde yayınlandı.
 
Eşcinsellik ile kapitalizmin arasındaki ilişkinin çözümlenmediğini savunacağım. John D'Emilio, David Halper ve başka akademisyenler, eşcinselliğin antik tarihe uzandığını gösterseler de, eşcinsellik modern bir olgudur. Cinsel yönelim ve kimlik olarak, eşcinsellik kapitalizm tarzı işçiliğin doğuşu, iş ve evin ayrılmasıyla yükselmiştir.
 
Bir önemli konu halen gizemini korumaktadır: Nasıl oldu da aynı üretim şekli hem eşcinselliğin yükselmesine hem de bastırılmasına neden oldu. McCarthistler ve günümüz kapitalizminin ateşli savunucusu Cumhuriyetçi partili sağcıların sürekli eşcinsellere saldırmalarına rağmen kapitalizm yaşamı eşcinselliğin doğuşuna nasıl gebe bıraktı?
 
Bu, 1950’lerin J. Edgar Hoover ve Roy Cohn günümüzde Ted Haggards ve Larry Craigs gibilerin hem eşcinselliği hem de homofobiyi yaşamaları ile benzetilebilir. Ben bunun kendinden nefretin ötesinde bir şey olduğunu düşünüyorum. Kültürel karışıklık gibi bir şey. Son 50 yıl içinde yaşanılan en büyük ekonomik kriz içindeyiz ve gey/lezbiyenlerin kabul edilme hareketi öyle görünüyor ki ilerliyor. Bugün bazı devletlerin ekonomik krizde eşcinsel evliliği onaylaması, 1930’ların ekonomik krizinde Nazi Almanya’sında eşcinsellerin günah keçisi ilan edilmesiyle sonlanmış ve geyler pembe üçgen takmaya zorlanmıştı. Bu ikilem nasıl açıklanabilinir? Ne zaman ve nasıl kapitalizm özgürleştirici veya yıkıcı olmaktadır?
 
Sırası gelmişken, eşcinsellik ve özellikle kapitalizme karşı sol üzerine de daha fazla kafa yormamız gerekmekte. Eşcinsel sivil haklarındaki birçok ilerleme anti-kapitalist solun mücadelesiyle gerçekleşti. Örneğin Mattachine topluluğu ve Gay Liberation Front gibi sol eşcinsel gruplar önemli adımlar attılar. Ayrıca 1930 ve 40’ların Marine Cooks, Stewards gibi sol sendikalarını da unutmamak gerek.
 
İlginç olanı, bu solcu geyler ancak partilerinin ve sendikalarının kendilerini baskıladığını görüp de istifa ettiklerinde eşcinsel hareketi için önemli adımları atabildiler. Gey Mattachine topluluğunun üyeleri eşcinselliği gerici çürüme gören komünist partisinden atılmışlardı. Sadece özgürlükçü sol, yani hem Anarşistler hem de liberal solcular Stalinist statükoyu yarıp partinin egemen anlayışını yıkabildiler.
 
Evet. Bu gizem halen güçlü şekilde çözülmeyi bekliyor. Kapitalizm eşcinselliği doğuruyor, ama aynı zamanda kapitalizm karşıtı özgürlükçülerde cinsel özgürlüğü geliştiriyor. Bu konunun derinlemesine kazınmasından faydalanacağımız açık.(AE)
 
1. Queer Hoover: Sex, Lies, and Political History, Journal of the History of Sexuality
2. Romer v. Evans, 1996
3. (http://www.outhistory.org/wiki/Main_Page)
4. Sexual Politics in Modern Iran, Cambridge University Press.
5. University of Nevada, Las Vegas.
6. Different Daughters: A History of the Daughters of Bilitis and the Rise of the Lesbian Rights Movement (Carroll & Graf).
7. ‘A Neglected Document on Socialism and Sex’, Journal of the History of Sexuality 


Etiketler:
Nefret