10/08/2013 | Yazar: Rahmi Öğdül

Gezi direnişi sırasında groteskleşen bedenleri, polis zoruyla kapalı birimlerden, modüllerden oluşan bir mobilya takımı olarak yeniden tasarlamaya koyuldu iktidar.

Gezi Parkı direnişi sırasında, çoğunlukla kadınların başrolde oynadığı bir sürü romantik imge üretildi: direnişin, isyanın, dayanışmanın imgeleri. Tüm başkaldırılar gibi romantik bir tarafı var Gezi Parkı direnişinin ve romantik imgelerin de başrolde olması kaçınılmazdı. Oysa direniş sırasında başka imgeler de ortaya çıktı ve romantizme gölge düşüren bu imgelerin karalanmaya çalışıldığını gördük. Bunlardan biri İstiklal Caddesi’nde polisler geri çekilirken bir eylemcinin caddesinin ortasında, ulu orta işemesiydi. Yanından geçen akrebe rağmen hiç istifini bozmadan işemesini sürdürüyordu bu eylemci.

Bu eylem Brüksel’deki kentin simgelerinden biri olan ünlü Manekin-Piss (İşeyen Çocuk Çeşmesi)’deki heykeli akla getiriyor ister istemez. Saray heykeltıraşı Jerome Duquesnoy tarafından gerçekleştirilmiş ve 1618 yılında şimdi bulunduğu noktaya yerleştirilmişti; o zamandan beri kentin en önemli referans noktalarından biri olmuş ve neredeyse kent bu minik heykelle birlikte anılır olmuştu. Mikail Bahtin, ‘Rabelais Ve Dünyası’ adlı kitabında bu heykeli orta çağların grotesk beden anlayışının bir simgesi olarak görüyor. Dışkılama ve çiş yapma grotesk gerçekçilikte aynı anda hem değerden düşürücü, yıkıcı hem de hayat verici ve yenileyici bir eylem olarak beliriyor, yani bir anlamda ölüm ve yaşam döngüsünü temsil ediyordu. Rabelais,’ Gargantua’ adlı kitabında Gargantua’nın üç ay, yedi gün, on üç saat, kırk yedi dakika işediğinden ve sonunda Rhone nehri ve yedi yüz geminin meydana geldiğinden söz eder. Grotesk beden, günümüzün kapalı bedenlerinin aksine, gözenekli, geçirgen yapısıyla evrenin akışlarıyla sürekli ilişki halinde olan bir bedendir. Ve karnaval zamanlarını, toplumsal tabakalaşmaların yıkıldığı, alt üst oluş anlarını simgeliyor.

Grotesk beden doğadaki akışlara duyarlı bir bedendir. Toplumsal alt üst oluşlarla doğadaki alt üst oluşların örtüşmesi rastlantı olmasa gerek. Tabakalaşmalara, hayatın akışını kesintiye uğratan kompartımanlaşmalara yönelik hem doğada hem de toplumda grotesk bir tavır vardır. Bahar aylarında doğada gerçekleşen sessiz devrimlere, gürültülü toplumsal devrimler eşlik etmektedir. Her ikisi de tabakalaşmaya, zenginliklerin belirli tabakalarda kilitli kalmasına karşı girişilen eylemlerdir. Bahar aylarında göllerde görünmez devrimler gerçekleşir mesela; sıcaklığa bağlı olarak yaz ve kış aylarında göl tabakalaşır. Oksijen bakımından zengin sular üst tabakada kilitli kalırken, besin maddelerince zengin sular ise en alt tabakada kilitlenir. Doğanın kuvvetleri ilkbahar ve sonbaharda bu tabakalaşmayı bozarak oksijen ve besin maddelerinin ortamda eşit olarak karışmasına ve sonuçta göllerde karnavalın yaşanmasına yol açar. Toplumda da benzer kuvvetler iş başındadır: 18 Mart 1871’de Paris Komünü, kemikleşmiş otoritenin, tabakalaşmanın bir reddiydi ve Guy Debord bu komünden “19. yüzyılın en büyük karnavalı” olarak söz ediyor. Doğada ve toplumda her türlü tabakalaşmaya, kemikleşmeye karşı grotesk kalkışmaların zaman bakımından örtüştüğünü görüyoruz. Gezi Direnişi’nin de bir bahar akşamı başladığını unutmayalım.

Yaz geldi; tüm meydanlar polis kuşatması altında; toplumsal akışların, bedenlerin birbirlerine karışmasını önlemek için setler çekerek toplumu yeniden tabakalaştırmaya çalışıyorlar. Gezi direnişi sırasında groteskleşen bedenleri, polis zoruyla kapalı birimlerden, modüllerden oluşan bir mobilya takımı olarak yeniden tasarlamaya koyuldu iktidar. Modüler bedenlere göre yeniden inşa edebileceğini düşünüyor mekânları. Kolayca taşıyıp istediği kombinasyonları yarabileceğini hayal edebiliyor hâlâ. Modüler bedenleri istediği yere otobüslerle taşıyıp mitingler yapabiliyor; ya da bir modüler bedeni istediği yerdeki istediği konutun içine yerleştirebiliyor.

İktidarın hızar makineleri grotesk bedenleri yeniden forma sokmaya çabalıyor. Norm teriminin 19. yüzyılda bir istatistik terimi haline gelmeden önce marongoz aleti olan gönye anlamında kullanıldığını biliyoruz. İktidar, direnen, ele avuca sığmayan grotesk bedenleri hizaya sokmak ve kolayca düzenleyebilmek için biçimlendirme, normalleştirme işlemine kaldığı yerden devam etse de İstiklal Caddesi’de işeyen eylemcinin grotesk imgesi tüm tabakalaşmaların alt üst edileceği karnaval imgesi olarak iktidarı rahatsız ediyor.

Etiketler: