31/01/2012 | Yazar: Fatih Yalçınkaya

Greenpeace artık benim de derneğim, derneğin namına yakışmayan hareketleri bildirmeyi kendime görev bilirim.

Fatih Yalçınkaya | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Fatih Yalçınkaya
Merhaba ben Fatih Yalçınkaya Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyorum, azınlığa itilmiş bir gruba ait bir birey olduğum için sosyal sorumluluk projelerine ilgim bir hayli fazla, azınlık olduğunuzda gözlerinizdeki sis perdesi bir nebze kalkıyor ve bu da sizi merak etmeye yönlendiriyor.
 
Greenpeace ile tanışıklığım ’seninki kaç santim’ projesi ve Greenpeace’in medyada gördüğüm diğer yaratıcı eylemleriyle başladı. Oluşan bu olumlu imaj bende markaya karşı güvenirlik ve içinde yer alma isteği uyandırdı. Yüzyüze projesinin Antalya’da start aldığını ev arkadaşımdan duyduğumda markaya duyduğum güven ve gönüllü olarak da yapabileceğim bir işten para kazanabileceğim düşüncesi ve aynı zamanda işi öğrenip Kaos GL ye de bir proje olarak sunabilme ihtimali beni çok fazla düşünmeme gerek bırakmaksınız bir CV hazırlayarak işe başvurmaya yönlendirdi. Görüşmeler olumlu sonuçlandı;projeleri ve destek toplamak için uygulanan yöntemleri öğrenmek için eğitim programına davet edildim. İşte sorun tam olarak burada başladı. İzin verirseniz içinde yer almak istediğim bir projenin bireysel hatalar ve yine sorumlu bireylerin eleştiri kabul etmez deneyimsizliğiyle beni nasıl kendinden uzaklaştırdığından bahsedeyim.
 
Öncelikle G. hanımın proje için son derece iyi bir yüz olduğunu belirtmeliyim ancak yönetim ve eleştiri kabulü açısından bu sorumluluğu taşıyabilirliği üzerinde kafamda soru işaretleri oluştuğunu da belirtmem lazım. Eğitim toplantısında belirtmemiş olsam bile duyarlı olması gereken bir konuda belirttiğim halde yani beni umursamayarak yani bir ekip arkadaşına karşı duyarsız davranarak homofobik bir espriye göz yumdu,bununla ilgili konuştuğumda ise bunun sadece bir şaka olduğunu ve alınmamam; kelimeler üzerinde takılmamam gerektiğini söyledi. Eşcinselliğin belirli stereotipler üzerinden komedi unsuru halinde kullanılıp önemsizleştirilip dalga konusu haline getirilerek homofobinin bir salgın gibi yayıldığından haberi olmalı değil mi? Ertesi gün (pazar günü) kaynaşma amaçlı yaptığımız toplantıda (Castle Kafe’de) ise oturduğumuz ilk dakikalarında masada yaptığı kavgalardan bahseden bir Greenpeace gönüllüsüyle tanıştım evet doğru şiddetsizliği kendine kural edinmiş bir STK’nin üyesi kendini yaptığı bir kavgayla tanımlıyor! Nasıl korkusuz bir delikanlı olduğunu da kavgaya karışmayan bir arkadaşının korkaklığı üzerinden anlatıyor!!! Peki, G. hanımın buna tepkisi ne oldu dersiniz? Peki, sorumlumuz M. beyin?
 
Günün devamında ikinci bir aktivite olarak Işıklar’da bir kafede Guitar Hero oynamamızı önerdi M. Bey, eğitimi yaptığımız Işıklar’daki Leman Kafe’de daha ucuz bir yerde yemeyi önerdiğimiz halde kabul edilmediği için öğle yemeğini pahalı bir şekilde yiyip, akşama yine olumlu imaj bırakmak için katılmaya zorunlu hissettiğimiz Gizli Bahçe adlı barda bira içip ve yine projenin içinde yer almak için zorunlu hissettirilerek oturduğumuz Castle’da yemek yiyip ardından bir de Guitar Hero için para ödeyecektik!Projeye olan inancımızdan İçinde yer almak istediğimiz, bize gelir getirecek projenin takım elemanlarından biri olmak için ödememiz gereken bedellerdi sanırım bunlar!
 
Peki, bu birbirimizi daha yakından tanımak için yapıldığını düşündüğüm toplantılar amacına ulaştı mı? Buna benim cevap vermeme gerek var mı?
 
Seçilen pahalı ve gürültülü yerlerde birbirimizi nasıl tanıyabiliriz? (Burada yakınlaşmak için kendi evimi bir toplanma noktası olarak önerdiğimi ve kabul edilmediğini bilmenizi isterim) Sadece G. hanımın şehrin farklı ve güzel yerlerini görmesi için gittiğimiz gürültülü mekânlarda (birbirimiz tanımak için olsa daha uygun ve sessiz mekanlar tercih edilmesi gerekirdi değil mi? herkesin ne kadar param var diye düşünmeden katılabileceği ve sesimi duyurabilir miyim korkusu yaşamadan konuşabileceği yerleri kastediyorum) bir takım elemanı olarak hissetmeyi bırakın nerdeyse umursanmadık.
 
Bunu eleştiri olarak G. hanıma sunduğumda aldığım cevap neydi sizce? Haklısın başka bir yer seçmeliydik mi? Hayır! Oraya herkes eğlenmek için gitti ve kimse kimseyle ilgilenmek zorunda değil oldu! Yanlış yer yanlış aktivite ve düzeltilmeye çalışıldığında ters tepen bir eleştiri! Umursanmadığım bir ortamda bulunmak istemediğimiz için mekândan arkadaşımızla beraber çıktık ve eve geldik, ben G. hanımı fazla tanımadığım için içinde yer aldığı projeden dolayı olgunluk ve bu olgunluk neticesinde yüklendiği sorumluluğun altından kalkabileceğini düşünürken G. hanımdan hareketimizin nedenine dair bir telefon aldık, duyduğumuz bir özeleştiri değildi! Bir özeleştiriden çokça uzaktı duyduğumuz! G. hanım artık bizimle çalışmak istemiyordu! Sosyal alanda yanlış yerler seçildiğini bunun birlikten çok ayrılık getireceği için bundan sonra sosyal planlara dâhil olmayacağımı ama profesyonel anlamda projeye duyduğum inanç dolayısıyla çalışmaya devam edeceğimi söylediğimde yanıt değişmedi.
 
G. hanım benimle çalışmak istemiyordu hala, bunun yazılı gerekçesini sunmasını talep ettim, amacım olayı sizinle paylaşmak ve gördüğüm bu aksaklığa bir çözüm bulmaktı, bunu da kabul etmedi ve ertesi gün (yani bugün) çalışmaya gelmemem gerektiğini söyleyerek telefonu kapattık.
 
Yaşadığımız iletişimsizlik nedeniyle motivasyonunun düşmesini istemediğim için (İstemedim çünkü Antalya’da yeni filizlenen bu oluşumun motivasyona ihtiyacı var) sorunu sadece kendimle ilişkilendirip ona dair olan inancımdan bahsettiğim bir kısa mesaj attım, ancak bu maili yazmak benim görevimdi.
 
Hala profesyonel olarak çalışmak istiyorum. Ama eğer devam edersem işi kimseye ayrımcılık uygulamadan ve feedbacklerle tam olarak tarafınızdan destek alarak ve kim olursa olsun projenin doğru yolda ilerlemesi için yapıcı eleştirilerime devam ederek, istiyorum.
 
Sonradan düşündüğümde gururla anacağım yi bir şey yapacağım, yaptığım şey beni mutlu edecek ve bunun sonucunda bir de para kazanacağım bu benim için iyiden çok çok öte. Yaz tatilinde var olduğunu düşündüğüm eğitimlerinize katılarak eksikliğini gördüğüm bu konuda ben de destek olabilirim. Greenpeace artık benim de derneğim, derneğin namına yakışmayan hareketleri bildirmeyi kendime görev bilirim.
 
*Özellikle Trakya’da içki içme fiili olarak yöre halkı tarafından kullanılan bu deyimi öğrenciler benimsemiş ve genele yaymıştır.

Etiketler:
Nefret