06/12/2011 | Yazar: Buğra Tokmakoğlu

Bülent Ersoy ‘oğlum olsa askere göndermezdim’ dediğinde herkes tepki gösterip, gülmüştü anlamsızca… Ancak toplumda Bülent Ersoy gibi düşünen ve bunu yüksek sesle ifade edemeyen onca insan var.

Buğra Tokmakoğlu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Buğra Tokmakoğlu
Türkiye’de gündem çok sık değişiyor. Birileri düğmeye bastığı anda günlük tartışmalar bitiyor, yepyeni mecralara yönleniyor millet…
 
Dünyada ekonomik krizler oluyor, Orta Doğu’da anlaşılmaz ve hızına yetişilmez karışıklıklar dinmiyor, Kuzey Afrika genelindeki “demokrasi” arayışları devam ediyor. Dış politikada sıkıntılı günler geçiren ülkemiz daha bir yıl önce dost elini uzatıp, birlik beraberlik mesajları verdiği Suriye’ye sırt çeviriyor, “büyüklerinin” sözünü dinliyor…
 
Muhalefet yapması gereken Cumhuriyet Halk Partisi kendi içinden çıkan çatlak seslerle Türkiye gündemine ara ara girişler sağlarken, sosyal medya ve internette tartışma rekorları yaşayan askerlik konusu bir süre daha konuşulacak gibi.
Bedelliydi, vicdani ret meselesiydi derken onur kırıcı söylemler ve sözüm ona milliyetçi bakışlar vicdanları zedelemeye devam ediyor. Zira ülke gerçekleri ve genel çerçeveyi gözlemlemeyi başaramayan dar görüşlü zihniyetin iki-üç cümleyle özetlediği Türkiye’de, farklı bakış açıları ve doğrulara hiç mi hiç gerek olmuyor.
 
Askerlik konusunda düzenleme gereklidir
Henüz üzerinden bir yıl dahi geçmeden, 2002 yılında göreve geldiği günden itibaren üstüne basa basa bedelli askerlik gündemimizde yoktur diyen Başbakanın jet hızıyla bedelli askerlik düzenlemesini meclisten geçirmesine kimse anlam veremedi herhalde.  Dokuz yıldır görevde olan hükümetin ani bir kararla bedelliyi savunur hale gelmesi şaşırtıcıydı. Kaldı ki en son bir yıl önce Başbakan Erdoğan bedelli konusunda umutlanmayın mesajı vermişti.
 
Avrupa Birliği (AB) müzakereleri çerçevesinde defalarca ihtar aldığımız vicdani ret konusunu henüz tartışamadan raflara geri bıraktık. O da yakında daha yüksek sesle, mecburiyetten de olsa konuşulacak. AB yolunda aşmamız gereken ve uyum sağlamamız icap eden düzenlemelerden biridir kuşkusuz vicdani ret. İçeriğini bilmeden, ne olduğunu algılayamadan bağırarak karşı çıkmak ne kadar anlamlıdır onu da konuşalım.
***
Kredi kartıydı, peşin ödeme indirimiydi gibi internet geyikleriyle içi iyice boşaltılıp sulandırılan askerlik mevzusu her Türk gencinin canını sıkan bir konu. “Her Türk asker doğar” söylemiyle gaza getirilmeye çalışılan ve askere gitmekle erkeklik arasında bağ kuran zihniyetin pompaladığı bakış açısıyla yönlendirilen toplumumuz henüz bunları tartışacak olgunluğa erişemedi maalesef. Çünkü hala “Her Türk asker doğar” mantığını aşamadık biz.
 
Henüz 20’sinde birkaç aylık eğitim alıp silah dahi kullanmayı bilmeyen askerleri, hiç bilmediği coğrafyalarda terörün orta yerine bırakan ideolojileri sorgulamadan meydana gelen çatışmalarda verdiğimiz şehitlerin ardından ağlayanları izliyoruz sadece. Kimsenin cesaret edip de sorgulayamadığı askerlik sisteminde olabildiğince erken bir sürede profesyonelleşmeye gidilmelidir.
 
İşin eğitimini alan, teknik bilen maaş alan bilinçli ve kalifiye elemanlarla yapılmalıdır mücadele.
 
Bülent Ersoy “oğlum olsa askere göndermezdim” dediğinde herkes tepki gösterip, gülmüştü anlamsızca… Ancak toplumda Bülent Ersoy gibi düşünen ve bunu yüksek sesle ifade edemeyen onca insan var. 
 
Vatan sevgisini askeri gazinolarda yemek servisi yapan, asker eşlerine fön çeken ya da şarkı söyleyen TSK mensuplarıyla değil bu vatanın bir adım ilerlemesine katkı koymakla ölçebilir olsaydık belki, bu ülkede bir şeyler değişirdi o zaman…
İşte bu sebeplerden dolayı bedelli askerliği destekliyorum. Vicdani ret de konuşulmalı, ordunun profesyonelleşmesi de tartışılmalı…

Etiketler:
Nefret