12/11/2014 | Yazar: Ali Erol

İranlı eşcinsellerin başına ne geldiyse devrimlerden geldi. Humeyni’nin İslam devrimi yetmemiş gibi ‘cinsiyet devrimi’ haberleri gelmeye devam ediyor.

İranlı eşcinsellerin başına ne geldiyse devrimlerden geldi. Humeyni’nin İslam devrimi yetmemiş gibi “cinsiyet devrimi” haberleri gelmeye devam ediyor.

İran, malum, büyük ve önemli bir ülke. Bu ülkedeki her gelişme örneğin günlük bir gazetenin her sayfasında (birinci sayfadan arka sayfaya, diplomasiden magazine, politikadan spor sayfasına kadar) bir haber olarak karşımıza çıkabiliyor.
 
Uluslararası yaygın medya organlarından New York Times’ın haberini Radikal gazetesi iki binlerin başında Türkiyeli gazete okurlarına “İran’ın cinsiyet devrimi” başlığı ile müjdeliyordu! On yıllık bir gecikmeyle de olsa BBC tarafından aslında “İran’ın eşcinselleri cinsiyet değiştirmeye zorladığı” eleştirel haberi geliyor ve meselenin özü nihayet anlaşılıyor!
 
Eşcinselleri idam eden İran İslam rejiminin “cinsiyet değiştirmek isteyenlerin ameliyat geçirip yeni kimlik almasına izin vermesi”nde bir “gariplik” görmeyen, haber içinde bir “haber” olabilir mi diye sorgulamayan yaklaşımı eleştirmiş ve İran’ın eşcinselliğe yaklaşımı değişmediğinden gündemden düşmeyen idamlar vesilesiyle 2006’da “escinsel_turkiye” e-grubunda tartışmış, Mahmoud Asgari ve Ayaz Marhoni adlarında iki gencin idamı vesilesiyle “OzgurlukcuSol” e-grubu ile de paylaşmıştım.
 
İslam devriminin bitiremediği işi "cinsiyet devrimi" hallediyor olmasın!
 
İranlı eşcinsellerin başına ne geldiyse “devrim”lerden geldi. Humeyni’nin İslam devrimi yetmemiş gibi sanki iyi bir gelişmeymişçesine “cinsiyet devrimi”nden haberdar ediliyoruz. İranlı eşcinseller üzerinde zindana atma, psikiyatri kliniklerine kapatma, idam edip fiziken ortadan kaldırma gibi rejimin denemediği yol  kalmış olabilir mi...
 
Ortada garip bir durum yok aslında!
 
İran, İslamcı bir rejim olarak meseleye "fıtrat"a göre yaklaşıyor. İnsan, "kadın" ve "erkek" olarak yaratıldı; nokta! Aslında bu aynı zamanda heteronormatif bir yaklaşım. Bu yaklaşım, bir erkeğin "erkek gibi", bir kadının "kadın gibi" olmayan davranışına müsaade etmiyor; İran’da olduğu gibi göz de yummuyor. Haliyle eşcinsellik kabul edilmiyor.
 
Diğer taraftan, İslamcı rejimin adı çıkmış, aynı zihniyet, maço erkek kültüründe de, bilimsel/akademik yaklaşımlarda karşımıza çıkmıyor mu; yaşayıp görmedik mi?
 
Baştan not düşeyim, elbette ki bazı insanlar eşcinsel, bazı insanlar travesti ya da transseksüel, bazı insanlar başka başka yönelimler ve cinsel kurulumlar halinde kendilerini var edebilirler. Yani hemen akla transfobi gelmez diye umarak devam edeyim; söz konusu zihniyet “eşcinsel”i kabul etmediğinde madem başka bir yol yok, o zaman tersinden "kadın gibi" ya da "erkek gibi" ol, diyor, ardından gelsin cinsiyet değiştirme operasyonu; İran’ın hetero erkek iktidarını matah kılan bu mu, sözüm ona "cinsiyet devrimi" bu mu...
 
Ya laçosun ya lubunya, ya aktifsindir ya pasif, ya “kadın”sındır ya “erkek”…
 
Türkiye’de erkek-erkeğe ve kadın-kadına aşk, gey-lezbiyen varoluşu daha yeni yeni oturuyor. Çok değil 20 yıl öncesine kadar Türkiye’nin kültürel iklimi de farklı sayılmazdı. -Bugün tamamen dönüştüğünü söylemiyorum.- Örneğin bir parkta vs bir ortamda "gey" olduğunu söylediğinde bu, yüzde 99 partnersiz kalacağın anlamına gelirdi! Çünkü ya laçosun ya lubunya, ya aktifsindir ya pasif, haliyle ya “kadın”sındır ya “erkek”; nokta!
 
Tartışmak bile abes olur; elbette ki transseksüellerin cinsiyet seçme hakları tanınmalı. Nokta!
 
Aynı şekilde, kültürel, sosyal-psikolojik yönlendirmelerle ya da devletin zoruyla erkek eşcinsellere yönelik baskı, düzelmeye zorlama olmadı “cinsiyet değiştirme” dayatması da kabul edilemez. Nokta!
 
İslamcı rejim, önce, iktidarı asla paylaşmaya yanaşmayacağı diğer muhalifleri ortadan kaldırmıştı. Ardından sıra eşcinsellere geldi. Çok acıların yaşandığını tahmin etmek zor değil; zaten eşcinseller ibreti âlem için cezalandırılıyor. En azından biliyoruz ki eşcinsellik gerçeğini ortadan kaldırmayı hiçbir iktidar şimdiye kadar beceremedi.
 
İran’a yönelik saldırılarda "eşcinselliğin" araçsallaştırılabileceğini akılda tutabiliriz…
 
Tamam İran İslam Rejimi affedilir gibi değil. Uygulamaları kabul edilemez. Aynı şekilde eşcinsellere yönelik uygulamalarını da eleştirmekten ve en azından tarihe not düşmekten geri durmayalım. Bununla birlikte bu uygulamaların, özellikle idam ritüellerinin uluslararası yaygın medya organlarında sunulma biçimlerine dikkat edelim. Eşcinsellere yönelik dünyanın pek çok bölgesinde ayrımcı uygulamalar ile zulüm politikaları görülürken bazı odakların İran’a başka hedefler için saldırılarında "eşcinselliği" araç olarak kullanabileceklerini de akılda tutabiliriz. From: Ali Erol To: escinsel_turkiye@yahoogroups.com Sent: Thursday, March 16, 2006 4:02 PM Subject: iran - Islam Devriminin Bitiremedigi Isi “Cinsiyet Devrimi” Hallediyor Olmasin!)
 
Unutmayacam ve hiçbir zaman da unutturmayacam!
 
İran yazışmaları söz konusu e-grupta tartışmanın hararetini hayli yükseltmişti. Benim tepkim kısaca şüphesiz ki birbirimizin yazdıklarına, görüşlerine katılmak zorunda değiliz, peki "eleştiri" veya karşı görüş adı altında ağzımıza her geleni söylemek zorunda mıyız demekten ibaret olmuş ve eklemiştim: Çok açık şekilde "bu uygulamalar affedilemez, kabul edilemez" diyorum. Üstüne bir de slogan atınca mı yazdıklarım daha inandırıcı olacak. Bazen İranlı mültecilerin de katıldığı 1 Mayıs mitinglerinde, savaş karşıtı mitinglerde zaten yeterince slogan atıyorum; duyguları, düşünceleri, görüşleri ifade etmenin bin bir tane yolu var, bu listede sakin sakin yazmak mümkünken niye bağırıp çağırayım. Tarihe not düşmekle ifade etmeye çalıştığım şuydu: "şimdilik elimden daha fazlası gelmiyor olabilir ama tüm bu yaşanılanları, olup bitenleri unutmayacam ve hiçbir zaman da unutturmayacam." Bu kadar. Tabii ki son olarak eklemiştim: Eşcinsel düşmanlarına, eşcinsellere zulmedenlere yönelik öfkemizi gerçekten zalimlere yöneltmenin yollarını arayalım. En zahmetsiz olanı seçip kendimize ve kendimizden olanlara yönelttiğimizde, içimizdeki öfke ne kadar büyük olursa olsun sadece zalimlerin işine yarayacaktır.
 
İran’da eşcinsel idamlarına hayır ama!
 
Mahmoud Asgari (16) ve Ayaz Marhoni’nin (18) İran’nın Meşhed şehrinde, 19 Temmuz 2005 tarihinde asılarak idam edilmeleri tam da ABD-İran arasındaki politikalara paralel tartışmalara yol açmıştı. “Cinsiyet devrimi”nden eşcinsellerin idamına birbirine karışan bu tartışmalar sadece eşcinsellerin bir e-grubunda değil solcuların yazıştığı bir e-grupta da yaşanmıştı. 
 
“Eğer İran mahkemesi bu iki genci sadece eşcinsel oldukları için öldürdülerse gayet tabii hepimizin buna karşı şiddetle karşı çıkmamız lazım. Fakat eğer bazı guruplar güncel problemleri istismar ediyorlarsa” diyerek kendini ifade eden bu yaklaşım aslında her dönem bir “güncel problem” bulur kendine!
 
İran, her açıdan "hassas" bir konu. Hele bir de eşcinsellik üzerinden gündeme geldiğinde işler çabucak karışabiliyor. Örneğin Ahmedinecad ile Bush’un üzerinde anlaştıkları ve hatta kol kola girmekte beis görmeyecekleri tek konu “eşcinsellik” olsa gerek…
 
E, tabii, “kampanya”nın ve/veya üzerinde ortaklaşmaya çağrılan konunun, ortak hassasiyetleri karşılayacak bir bileşkeye işaret etmesini beklemek de herkes açısından anlaşılabilir bir talep olabiliyor…
 
Neyse ki, İran’daki uygulamaları eleştirmek, bunlara karşı mücadele etmek ile son zamanlarda iyice ayyuka çıkan İran karşıtı koroda figüran olmak arasındaki farkı İranlı eşcinseller de Türkiyeli eşcinseller de ayırt edebiliyorlar. (From: Ali Erol To: OzgurlukcuSol@yahoogroups.com Cc: Kaos GL Koordinasyon Sent: Tuesday, July 18, 2006 6:54 PM Subject: iran ve escinsellik)

Etiketler:
Telegram