22/01/2013 | Yazar: Ege M. Diren

Bir ateisti ateist yapan en temel özelliğin bilimsel şüphecilik olduğunu düşünüyoruz. Eleştirel düşünceyi hayatında uygulamaya koymak isteyen biri için LGBT hareketinin bu kısa ama yoğun deneyiminden çıkarılacak çok sonuç var.

Ege M. Diren | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ege M. Diren
Bir ateistin (daha genel olarak, eleştirel düşünceye yakınlık duyan herhangi birinin) LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) mücadele tarihini müthiş bir heyecan duymadan okuması pek kolay değildir. Eleştirel düşüncenin nasıl çalıştığını gerçek dünyadan örneklemek isteyen biri için LGBT hareketinin gelişiminden daha zengin bir alan bulmak için çok uğraşmak gerekir.
 
Bilimsel yöntem, kavramların netleştirilmesi ve iddiaların retorikten arındırılmasıyla başlar, argümanların test edilebilir ve çürütülebilir hale getirilmesiyle devam eder. Eleştirel düşünce, argümanların dayandığı önkabulleri sorgulamakla başlar.
 
Örneğin: Cinsel ilişki ile üremenin aynı şeyler olup olmadığını sorarak başlayabiliriz. Sadece aynı organlarla yapılıyor diye, vajinal penetrasyonun tek manasının çoğalma olması gerekmeyebilir. Soruyu sorduktan sonra gerçek dünyaya göz atabilir, üremeyle sonuçlanmayan cinsellik deneyimleri görebiliriz. Yeri gelmişken: Cinsellik derken ne anlıyoruz? Erkekler genellikle vajinal penetrasyonla sonlanmayan cinsel deneyimi seks saymıyorlar.1Tesadüfe bak, Katolik Kilisesi de böyle düşünüyor. E ama aynı kilise öpüşmeyi, sarılmayı, birlikte uyumayı, oral seksi ve anal seksi zina saymıyor mu? Belki de cinsellik deyince üremeden daha fazlasını anlamak – hiç değilse mantıksal tutarlılık açısından – daha uygun olabilir. Acaba bir insanın kendi bedenini ve başkalarının bedenlerini tanımasının üreme dışı sosyal faydaları olabilir mi? Bu tanıma deneyiminin karşı cinsler arasında olması şart mıdır? Karşı cins demişken: Cinsiyet derken ne kast ediyoruz? Cinsel organın varlığı ile mi tanımlayacağız cinsiyeti? Ya da hormonların miktarı veya oranıyla mı? Öte yandan, bir insanın kadın bedeniyle doğması, onun kadın olarak yaşamasını neden gerektirir? (Kanatsız doğan insanın uçağa binmesi “doğasına aykırı” mıdır, yoksa uçağı icat etmek midir insanın doğası?) Bu arada, kadın olarak yaşamak ne demektir? Bir toplumun kadından beklediği davranışları sergilemek mi? Ya da kadın giysileri giyiyor olmak yeterli midir? En nihayetinde, bir kadını bir erkekten nasıl ayırt ederiz, hatta kalın çizgilerle ayırt edilebilir mi ki zaten?
 
Yukarıdaki uzun paragraf, kadın özgürlük hareketinden eşcinsel harekete, oradan trans bireylere ve son olarak kuir (queer)2 hareketine uzanan tartışma deneyimini bir bilimsel şüphecinin gözünden özetliyor.
 
Herhangi başka bir bilimsel/toplumsal tartışmada da benzer sorgulama sürecini gözlemlemek gayet mümkün elbette. Her cümle, birçok yeni soruya taşıyor bizi. Biz, lafı uzatmamak için, rastgele bir güzergâhı seçtik yukarıdaki o yol ayrımlarında. Kuir tartışmalarında konu dallanıp budaklanıyor ve yepyeni perspektifler açıyor. Eleştirel düşüncenin kendisi, kavramsal derinleşmeyi de beraberinde getiriyor.
 
Bu bağlamda, bir ateisti ateist yapan en temel özelliğin bilimsel şüphecilik olduğunu düşünüyoruz. Eleştirel düşünceyi hayatında uygulamaya koymak isteyen biri için LGBT hareketinin bu kısa (kısa derken LGBT hareketinin bir toplumsal hareket olarak 40-50 yıllık oluşunu kastediyoruz) ama yoğun deneyiminden çıkarılacak çok sonuç var. Eleştirel düşünce sadece ontolojik sorular için değil, hayatın her anında akılda tutulması gereken bir tutum. Nitekim, Greta Christina, şüpheciliğin toplumsal sorunlara da uygulanması gerektiğini savunuyor. Natalie Reed’in trans bireylerle dinin ilişkisini incelediği yazısında, bunun güzel bir örneğini görüyoruz.
 
Bizler ateizmi bir teolojik tercih olarak değil, tanrının varlığı hipotezinin eleştirel düşünce süzgecinden geçirilmesinin doğal sonucu olarak tarif ediyoruz. Bu süzgecin çok faydasını gördük; cinsiyetçi kabullerden mevcut mülkiyet ilişkilerine kadar birçok alanda da kullanılmasını öneriyoruz. Toplumsal ahlakın ve dogmaların en köklü tarihsel taşıyıcısı olan din ve dini kurumlara karşı mücadelemizi de bu geniş çerçevede kurguluyoruz.
 
1  Bkz. Hite Report on Male Sexuality, Shere Hite. Malesef bu ilham verici saha araştırmasının Türkçe çevirisi yok.
2  Kuir, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ile ilgili toplumsal normlara uymayan bireyler için kullanılıyor. Yani bir bakıma, heteroseksüel bir erkek olup yine de kuir olmak mümkün hatta cinsel hayatını renklendirmekle ilgili 15 dakika düşünen biri için gayet de olası bir durum.

Etiketler:
Nefret