21/05/2012 | Yazar: Barış Sulu

Yıl olmuş 2012, ‘orta çağ zihniyeti’ ise hala mevcut, ‘kendinden olmayan herkesi sapık olarak niteleyen bir güruh’ var karşımızda. Kendi hayatında ‘evlilik müessesesi’ çok önemli bir yer teşkil ettiği için bu güruh eşcinselliği ‘evlilikten’ ibaret sanıyor.

Barış Sulu | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Barış Sulu
Eşcinselliğin hastalık olarak tanımlanmasını 22 yıl önce bıraktı Dünya Sağlık Örgütü. Bu nedenle her 17 Mayıs’ta yürüyoruz, bir nevi bayram, bir nevi “ben de varım, aranızdayım, haklarım da var” diyebilme şekli.
 
Ben de bireysel olarak “Aşık olma özgürlüğüm engellenemez” ve “Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans (LGBT) Hakları Bir Bütündür Bölünemez” yazılı pankartlarımla katıldım yürüyüşe dün (20 Mayıs Pazar).
 
Çünkü son birkaç gündür Yeni Anayasa’dan bahsedilmekte ve yıllardır dillendirdiğimiz “cinsel yönelim” ifadesi EŞİTLİK maddesi içerisinde tartışılmakta.
 
Ancak yıllardır bıkmadan/usanmadan dillendirdiğimiz hakları medya yarım yamalak anlamış ya da anlamak istediği gibi anlamış diyeyim. Haberler şöyle verilmekte:
 
“Eşcinsel evlilik hakkı da anayasaya girecek”, “Eşcinsel evliliği de kapsayan cinsel yönelim ifadesi eşitlik maddesinde tartışılıyor”, “BDP eşcinsel evlilikte ısrarcı”, “CHP ve BDP eşcinsellere evlilik istiyor”, “Eşcinsel evlilik anayasayı tıkadı”… gibi gibi.
 
Dikkatinizi çekti mi evlilik muhabbeti? Elbette çekti. “Cinsel yönelim” ifadesi sadece eşcinsel evliliği nasıl akla getiriyor söyleyeyim hemen ben size.
 
20 yıldır LGBT hareketin dillendirdiği lezbiyen, gey, biseksüel, trans bireylerin YAŞAM HAKKI, EĞİTİM HAKKI, SAĞLIK HAKKI, ÇALIŞMA/İSTİHDAM HAKKI bir anda es geçilip, konu (Obama da sağolsun) en popüler konuya; MEDENİ HAKLAR’a gidiyorsa, “eşcinseller ahlakımızı bozacak, aile yapımız yıkılacak, vah vah” diyerek, başka üçüncü cümle kuramayan orta çağ zihniyetinin hala tıkır tıkır çalıştığını gösterir.
 
Bizlere de 20 yıldır haykırdığımız haklarımızı tekrar tekrar, daha yüksek sesle haykırmak düşer. Şimdi tam zamanı.

Nihayet yeni bir anayasa yazılıyor.
Nihayet biz LGBT bireyleri koruyacak “cinsel yönelim, cinsiyet kimliği” ifadeleri dillendiriliyor.
Yıl olmuş 2012, “orta çağ zihniyeti” ise hala mevcut, “kendinden olmayan herkesi sapık olarak niteleyen bir güruh” var karşımızda. Kendi hayatında “evlilik müessesesi” çok önemli bir yer teşkil ettiği için bu güruh eşcinselliği “evlilikten” ibaret sanıyor.
 
Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği bakalım evlilik dışında neleri kapsayacak:
 
Yaşam Hakkı dedim, mesela, Türkiye 47 üyeli Avrupa Konseyi ülkesi arasında trans nefret cinayetlerinde ilk sırada, Dünyada ise 4. Sırada! Yaşam hakkını koruyan bir cümle çok mu yani şimdi yeni anayasada? “İnsanlar cinsel kimliklerinden dolayı öldürülmesin” diyoruz. Bunlar neden duyulmuyor? Bu cümle gayet basit değil mi?
 
Çalışma/İstihdam Hakkı dedim, Türkiye’de gey, lezbiyen olduğu için işten atılan ne kadar çok insan var biliyor musunuz? Transeksüel olduğu için iş verilmeyen ve seks işçiliğine sürüklenen kaç trans birey var biliyor musunuz? Bunlar neden konuşulmuyor?
 
Eğitim hakkı dedim, Eğitim hayatında lezbiyen, gey, biseksüel, trans çocukların durumları ne biliyor musunuz? Kaçı “farklı” olduğu hergün hissettirildiği için eğitim hayatından mahrum bırakılıyor biliyor musunuz? LGBT çocukların kaçı okullardaki zorbalıktan dolayı intihara sürükleniyor haberiniz var mı?
 
Sağlık hakkı dedim, sizler rahatça doktora giderken trans bireylerin cinsiyet kimliklerinden dolayı ayrımcılığa uğrayacaklarını bildikleri için komalık olana kadar doktora gidemediklerini biliyor musunuz?
 
Anayasada “cinsel yönelim, cinsiyet kimliği” işte bunlardan dolayı çok önemli! Sadece evlilik hakkı değil konuşulması gereken.
 
Kısacası “LGBT Hakları Bir Bütündür Bölünemez!”

Etiketler:
Nefret