09/06/2015 | Yazar: Ramazan Başar

‘Özgürlüğün savunulmasında dört tane kutu vardır: sabun kutusu, oy kutusu, jüri kutusu, mermi kutusu. ‘Lütfen’ bu sırayla kullanın.’

Ramazan Başar | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Ramazan Başar
“Özgürlüğün savunulmasında dört tane kutu vardır: sabun kutusu, oy kutusu, jüri kutusu, mermi kutusu. ‘Lütfen’ bu sırayla kullanın.”
 
ABD’li siyahların lider fikriyâtının büyük isimlerinden Frederick Douglass 1867’de kutuların üçüne referans vermiş: “Bir insanın hakları üç kutunun içindedir. Oy kutusu, jüri kutusu, mermi kutusu. Kimsenin derisinin rengi yüzünden oy kutusundan uzaklaştırılmasına izin vermeyin.” Douglass:
 
“1- (“soap box”)- Düşünce Özgürlüğü- Bir ahşap kasanın üstüne çıkıp söylev vermek: Hakların için sokak siyaseti yaparak, parti siyaseti dışında formlarla örgütlenerek, toplulukları ikna ederek başla diyor.
 
2- (“ballot box”)- Seçimler- Seni öyle dinlemiyorlar, hatta engel oluyorlarsa, seçimlere katıl: sandığa git. Haklarını gasp eden yasaları yapan ve koruyanların yerine sen seçil. Ya da senin çıkarlarını koruyabilecek olan birilerinin seçilmesi için çalış.
 
3- jury box”) - Yargı- Seçilmişler de, seçmenler de meseleyi kavrayamıyor, kavramayı reddediyorsa; ya da seçtiklerine siyaset yaptırılmıyorsa hukuk sistemini dene. Adaletsiz yasaları, kararları, uygulamaları mahkemelerde değiştirmeye çalış, haklarını ihlal eden devlet temsilcilerinin suçlu bulunması için uğraş.
 
4- (“ammo box”) -Savunma- Eğer hukuk sistemi de yozlaşmışsa, muktedirden yanaysa, haklarını almanın bir aracı olamayacak kadar senin karşındaysa, son bir savunma hattın kalıyor: En temel özgürlüklerini korumak için, silahlan!” Frederick Douglass
 
Türkiye tarihinde Kürtlere siyaset alanında açılan (daha çok hafif aralanan) mevkiler, özgürlüklerini ilk üç hatta, sonuç alıcı biçimde, savunabilmelerini sağlamadı.
 
Son 40 yılı düşünürsek, Kürt taleplerinin temsiliyeti için öne çıkan grupların oyun alanı üç hatta da her daim dar kaldı: Toplumsal hareket siyasetinde de (Kürt STK’larının ya da sokak faaliyetlerinin kriminalizasyonu), parti siyasetinde de (ardı ardına kapatılan partiler, hapsedilen siyasetçiler), hukuk mücadelesinde de (AİHM’de kazanılan davaların ülke içinde etkisi olmaması, faili meçhul cinayet davalarından kolektif haklarla ilgili davalara, “hak kazandırıcı” hukuk zaferleri elde edilmesinin önlenmesi) Kürt talepleri sınırlandırıldı.
 
Kürt Hareketi, 1984’ten beri geniş bir toplumsal tabana sahip olmasının sürmesini açıklayan şeylerden biri de, taleplerin diğer hatlarda doyurucu bir şekilde ifade edilmesinin önlenmesi değil mi?
 
Kürt sivil toplumunu disiplin altına almaya çalışan, parlamenter temsiliyet biçimlerini engelleyen, hak-yanlısı mahkeme kararlarının demokratikleştirici etkilerini önleyen ve aktivist Kürt hukukçuların tasfiyesine uğraşan bir abluka politikası var. Buna ek olarak, hukuk araçlarının pasifleştirme amacıyla saldırgan biçimde kullanılması var.
 
Gezi İsyanı ile Türkler’in empati yapmasını sağlamış ve önyargıların kırılmasına zemin hazırlamıştır. Fakat muktedirler, halklar arasına nifak sokarak sömürme ve yoksunlaştırma politikasından vazgeçmiyor.
 
Bu böyle giderse, talepte bulunma ve dönüştürme hatlarının daha önce olmadığı kadar sıkı kapanmasına yol açar.
 
Çocukların bombalanırken, avcunda özgürlüğünü savunmak için bir kutu mermiden başka bir şey kalmamışsa, ne yaparsın?
 
Kaynak: F. Douglass, aktaran; E.Göker 

Etiketler:
Nefret