29/07/2014 | Yazar: Tunca Özlen

Siyasi ölçeğini düzeni değiştirme mücadelesinden gettoları savunmaya daraltan devrimci-demokrasinin, ‘Gettoları değil tüm kenti istiyoruz’ diyen LGBT hareketinden öğrenecek çok şeyi var!

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Sarıgazi’de seks işçiliği yaptığı iddia edilen bir kadının, mahallede faaliyet gösteren devrimci bir örgütün, Cephe’nin hedefi olması üzerine başlayan, çoğu sosyal medya üzerinden sürdürülen tartışmalar pek çok noktada tıkanmış görünüyor. Madde madde giderek konuyu daha siyasi/ideolojik düzlemde ele almaya, nihayete ermesi kolay olmayan bu tartışmada farklı kesimler tarafından öne sürülen tezleri karşı argümanlar üreterek ele almaya çalışacağım.
 
1) Tez: Fuhuş sektöründe çalışan kişilerin “seks işçisi” olarak tanımlanması işçi kimliğini lekelediği gibi yapılan işi meşrulaştırır.  

Karşı-tez: Kapitalizmde sadece emek veya zihin gücü değil, bedenler ve beden üzerindeki bir takım haklar da metalaşmış, piyasanın konusu haline gelmiş durumda. Bir insanın bedeni üzerindeki kullanım hakkını cinsel ihtiyaçların giderilmesi için kiraya vermesi, çoğu durumda bu kişinin hayatta kalabilmek için bedeninden başka bir geçim aracına sahip olmamasının bir sonucudur. Ara katmanlarla birlikte temelde iki sınıflı bir tarif yapan marksizme göre bu insanların kategorik olarak burjuvazinin sınırları dâhilinde olmadıkları açık. Dolayısıyla seks işçilerinin sendika kurma, güvenli çalışma ve emeklilik gibi hakları görmezden gelinemez.
 
“İşçi sınıfının bir parçası iseler hangi sektöre giriyorlar” sorusunun yanıtı ise, doğrudan artı değer üretiminin bir parçası olmayan ancak bunun devamını sağlayan diğer iş kollarını içine alan hizmet sektöründe yatıyor. İnsanın fiziki ve manevi olarak kendisini yeniden üretebilmesi için özgürce karşılanması gereken cinsel ihtiyaçları toplumsal baskı, yasak ve tabular nedeniyle meta ilişkilerine konu olduğu müddetçe, fuhuş sektörü de varlığını sürdürecek gibi görünüyor.  Cinselliğin meta ilişkilerine konu olmaktan sıyrılarak, insan doğasının karmaşık ve zengin yapısının bir parçası olarak özgürlükler alanına çekilebilmesi, Yeni İnsan’ı yaratma mücadelesinde mesafe kat edilmesi ile mümkün olabilir.
 
2) Tez: Açık bir kuşatma altında bulunan devrimci mahallelerde devlet destekli sürdürülen dönüştürme/yozlaştırma operasyonunu durdurmak önce mahallelerimizi “temizlemekten” geçer.
 
Karşı-tez: Bu başlıkta bire bir benimsediğim bir yaklaşımı aktarmak istiyorum: “Devletin uzun süredir belirli yerelliklerde ve mahallelerde devrimci mücadeleyi zayıflatmak, gençleri siyasetten uzaklaştırmak için sistematik bir politika izlediğini biliyoruz. Fuhuşa itilen insanlarımızın sayısının artması ile işsizlik, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması ile gençleri tehdit eden geleceksizlik arasındaki bağlantının koparılması, devrimci güçlerin iktidar perspektifini yitirmelerinin kaçınılmaz bir sonucudur.” (Gökkuşağının Kızılı, Ezilenlere Yönelen Devrimci Şiddet Sosyalizmi Lekeler!)
 
Seks işçilerini mahallenizden kovarak fuhuş sektörünü ortadan kaldıramaz, cinselliğin metalaşmasının önüne geçemezsiniz. Solun alan savunması yapması, ancak ülke genelinde sürdürülen mücadeleye enerji katması durumunda doğru bir taktik olarak görülebilir. Bu bağlamda, siyasi ölçeğini düzeni değiştirme mücadelesinden gettoları savunmaya daraltan devrimci-demokrasinin, “Gettoları değil tüm kenti istiyoruz” diyen LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) hareketinden öğrenecek çok şeyi var!
 
3) Tez: Sosyalizmde aşılacağı söylenen seks işliğinin kapitalizmde tanımlı kılınması, bu tanım üzerinden belirli taleplerin sol tarafından sahiplenilmesi gerektiğinin savunulması çelişkidir.
 
Karşı-tez: Devrimcilerin kapitalizm koşullarında seks işçiliği ve seks işçilerinin talepleri karşısında geliştirmeleri gereken yaklaşım ile sosyalizme dair tahayyülleri arasında bağ kurmakta bariz biçimde sıkıntı yaşadıkları söylenebilir. Söz konusu bağı kurmayı gündemine almayan bazı çevrelere göre “temizliğin” devrimden sonraya bırakılmaması, başta mahallelerimizden başlamak üzere düzenin bu pisliğinin görüldüğü yerden kovulması gerekir.
 
Seks işçiliğini ister kapitalizm koşullarında bitirmeyi hedeflesin, ister sosyalizmle barışık bir çerçeveye yerleştirsin, iki eğilimin de ortak yönü bir işçilik biçimi olan seks işçiliğini tarihsel koşullardan koparması ve mutlaklaştırarak lanetlemesi veya kutsamasıdır.
 
Devrimci-demokratların “seks işçiliği” tabirini işçi sınıfına sürülmüş bir leke olarak görmekten vazgeçmeleri, liberallerin ise seks işçiliğinin kapitalizm koşullarında büründüğü biçimi mutlaklaştırma alışkanlıklarını terk etmeleri gerekiyor.
 
4) Tez: Bir düzen eleştirisine oturtulsa dahi insanların fuhuşa itildiklerini, mecbur bırakıldıklarını öne sürmek dahi “devrimci ahlakçılıktır”.  İnsanlar her zaman seks işçiliğine itilmezler, bunu tercih de edebilirler.
 
Karşı-tez: Burjuva ahlakçılığı bir taraftan tek eşli ve ancak en az üç çocuklu aileyi özendirir, topluma heteroseksizmi ve aile ideolojisini empoze ederken diğer taraftan uyguladığı neo-liberal politikalar sebebiyle dayattığı aile modelinin altını oyar; cinselliği sürekli baskı ve kontrol altında tutmaya çalışarak metalaşmasının yolunu döşer. Devrimciler burjuva ahlakının ikiyüzlü yapısını teşhir eder, asıl ahlaksızlığın emek ve beden sömürüsü olduğunu ortaya koyarken yeni bir ahlak anlayışının da temellerini atmış olurlar. Devrimci ahlak kisvesi altında burjuva ahlakını yeniden üreten örnekler ise, “ahlaksızlık” propagandası yapılarak değil hangi sınıfın çıkarlarına hizmet ettikleri açığa çıkarılarak mahkûm edilmelidir.   
 
Kapitalizm koşullarında insanların fuhuş yapmaya itildiklerini, seks işçiliği yapmaya mecbur bırakıldıklarını söylemenin gizli bir düşmanlık veya ahlakçılık ile damgalanması, düzenin aklanmasından başka bir şeye hizmet etmez. Bilhassa trans bireylerin eğitim ve istihdam süreçlerinden dışlanması, uygulanan neo-liberal politikalar, esnek ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, seks işçiliğinin bir tercih değil zorunluluk olmasının son derece nesnel dayanakları olduğunu gösterir. Burjuva toplumunda seks işçilerine yönelik dolaşıma sokulan bir takım gerici argümanlara karşı üretilen savunmacı pozisyonun, devrimcilerin seks işçiliğine dair geliştirmeleri gereken tarihsel perspektifi belirleme gücü yoktur.  
 
5) Tez: Seks işçiliğini diğer işçilik biçimlerinden ayıran özgün yönler yoktur. Dolayısıyla sosyalizmde de seks işçiliği olabilir. Buna karşı çıkarak sol, ahlakçılığını bir kez daha ele vermektedir.
 
Karşı-tez: Seks işçiliği, hizmet sektöründe yer alan diğer işçilik biçimlerinden pek çok yönden farklılık gösterir. Hizmet sektöründe çalışan diğer işçiler kapitalistlere beden veya zihin güçlerini kiralarken, seks işçilerinin çoğu zaman herhangi bir patron/pezevenk aracılığı olmaksızın bedeni üzerindeki tasarruf hakkını doğrudan müşterisine kiralar. Sömürü mekanizmasının kaçınılmaz sonucu olarak diğer işçiler emeğine yabancılaşırken, seks işçilerinde yabancılaşmaya konu olan bedenleri ve buna bağlı olarak benlikleridir. Çalışma koşulları ne kadar esnek ve güvencesiz olursa olsun diğer işçilerin tanımlı bir çalışma mekânı ve düzeni varken, seks işçileri bunlardan tamamen mahrum kalarak çalışırlar. Buraya kadar sıralanan tüm farklılıklar, seks işçilerinde sınıf bilincinin oluşmasını diğer işçilere kıyasla daha da zorlaştırmaktadır.
 
Dolayısıyla, tarihsel olarak fuhuş sektörünü ortadan kaldırmayı hedeflemeyen, seks işçiliği mutlaklaştıran, hatta kutsayan liberal bir yaklaşımın sınıfları ve sömürüyü ortadan kaldırma mücadelesi karşısında herhangi bir meşruiyeti olamaz. Sosyalizmde de bazı insanların seks işçiliğini pek ala tercih edebilecekleri önermesi, devrimcilerin seks işçiliğini ortaya çıkaran koşullarının tarihsel olarak ortadan kaldırılması gerektiği yönündeki ilkesel yaklaşımlarının baştan "ahlakçılık" olarak damgalanması, bir işçilik biçimi olarak seks işçiliğinin mutlaklaştırılmasıdır. Tarihsel çıkarları tüm işçilik biçimleriyle birlikte sınıfları ortadan kaldırmaktan geçen işçi sınıfının bu misyonunu sınırlayan tüm yaklaşımlar özünde gericidir. 

Etiketler:
Nefret