18/10/2014 | Yazar: Janset Kalan

Tutup da Şişli Belediyesi ibnelere, dönmelere, sevicilere vs. özel hizmet sunuyormuş demek cehalet ve art niyet.

Janset Kalan | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Janset Kalan
Ya kaç gündür haberlerini paylaştık falan. Haber yazım biçimleri arasında farklar olsa da hemen hemen aynı mesajı veriyorlardı: "Şişli’de LGBTİ’lere özel hizmet". Bu alt mesaj iyi işlenmişti metinlere. Ben ise rahatsızım bu algıdan.
 
Şişli Belediye Başkanı Sn. Hayri İnönü, yerel seçimler öncesi “LGBTİ Dostu Belediyecilik Protokolü”ne imza attı. Herhangi bir bağlayıcı yanı yok bu protokolün - hukuk nezdinde. Ancak bir "bona fide" (iyi niyet) paktı idi. Kendilerinin önyargısız olduğuna dair kanaat getirmek haddime değil, çünkü tanışmıyoruz. Ancak şunu çok net söyleyebilmek gerekir ki önyargılarından arınmış bir biçimde belediye başkanlık vazifesini ifa etmeye çabalıyor; özellikle de cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli ayrımcılıklar meselesinde.
 
Boysan Yakar‍ ise genç yaşına rağmen uzun yıllardır LGBTİ hareketi içerisinde mücadele eden, benim önemsediğim, politika üretebilen aktivistlerden. Bu çocuk meclis üyeliğine adaylığını koydu ancak Şişli’de CHP’nin parti içi birtakım dengeleri dolayısıyla yedek listede tutuldu. Fakat kendisi yılmadı, çabaladı ve o belediyenin içerisinde, seçim kampanyasında, cevval, cabbar var olma mücadelesine soyundu. Bugün Belediye Başkanı Özel Kalem Müdürü. Sadece LGBTİ’lerin meselelerine değil belediyeciliğe dair ne varsa politika üretmek, bilgilenmek ve uzlaşma yöntemleri öğrenmek üzerine tutum almış bir çalışan, bir siyasetçi. Üstelik protokolün imzacısı İstanbul’daki CHP’li diğer iki belediyeyle de usanmadan işbirliği yapmaya çalışıyor (Burada Beşiktaş Belediye Başkan danışmanlarından LGBTİ aktivisti ve keza cevval, cabbar, emektar kadın arkadaşımız Sedef Çakmak‍’ı anmam gerekiyor).
 
Üçüncü unsur ise, kimseler kusura bakmasın ama, SPoD LGBT‍ Derneği ve Sezen Yalçın‍. Sezen’i özellikle belirtmek istedim zira “Siyasi Temsil & Katılım Platformu” ve geçen sene ilk kez yapılan LGBTİ’ler için “Siyaset Akademisi”nin en önemli mimarlarından. SPoD derneği Şişli, Beşiktaş ve Kadıköy başta olmak üzere, talep eden belediyelere de, LGBTİ örgütlerine de "acaba" demeden danışmanlık sunuyor. Nitekim bu büyük önem arz ediyor. "Biz bu protokolü imzaladık, taleplerinizden haberdarız ama nasıl yapacağız?" bilinmezliğine çözüm üretiyor.
 
Şimdi bunca unsur, bunca dinamik ve korelasyon içerisinde tutup da Şişli Belediyesi ibnelere, dönmelere, sevicilere vs. özel hizmet sunuyormuş demek cehalet ve art niyet. Hayır, arkadaşım! Bizlere özel bir hizmet sunulmuyor; bilakis, mevcut hizmetlerin sunumunda ve pratiğinde cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli özel durumlar, farklar ve ihtiyaçların gözetilmesi için bir çaba sarf ediliyor.
 
Türkiye yasalarına göre yerel yönetimler ücretsiz sağlık hizmeti sunmakla yükümlüdür. Bu, belediyelerin hizmet alanı ve sorumluluğu olsa da pek çok yerde - yasal yaptırım ve denetim mekanizmasından yoksun olunduğu için- uygulanmıyor. Şişli Belediyesi ücretsiz hizmet sunan bir sağlık kabinine sahipmiş. Aksam 17:00’de kapısını kapatıp giden ve LGBTİ farkındalığı olmayan bir sağlık hizmeti sunuluyormuş. Bu değiştirilmek istenmiş ve çalışma saatleri özellikle trans kadınlar (ve gündüz görünürlük problemi nedeniyle çıkmak istemeyenler olabilir) düşünülerek yeniden düzenlenmiş. Sağlık hizmeti sunucularının LGBTİ farkındalığı için bir hizmet içi eğitim planlanmış ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar, korunma yöntemleri ve ücretsiz/anonim HIV testi gibi yeni hizmetler eklenmiş (ki bunların hiçbiri salt LGBTİ kimlikleri ilgilendirmiyor). Yani verilen hizmet "özel" bir hale getirilmemiş "eşitlikçi" ve "işlevsel" bir hale getirilmiş.
 
Bazı şeylerin okumalarını da, sunumlarını da çok titizlikle ve doğru yapmak önemli. Konuyla ilgili haberleri okuyan sıradan (belki homo/trans-fobik) yurttaşlar "ibnelere/dönmelere özel hizmet mi? niye? onlar bizden üstün mü?" algısı taşıyabilirken; LGBTİ’ler de "aaa, görüyor musunuz sadece bize hizmet edecek özel bir şey" diye düşünebilirler. Bu oldukça olağan bir hal Türkiye’de yaşayan yurttaşlar için. Aslında alışageldiğimiz algı yönetimi ve dezenformasyon kültürünün da bir parçası medya dilinde.
 
Ben bu çalışmaların giderek artacağı ve yaygınlaşacağı kanaatindeyim. Emek veren arkadaşlarıma - ki hangi şartlar altında, yıpranarak çalıştıklarını bilerek bunu söylüyorum - gerçekten çok teşekkürler. Bizlere "özel" olduğumuzu değil "eşit" olduğumuzu hissettirmek için çabalayan dostlarım onlar. 

Etiketler:
Nefret