08/04/2013 | Yazar: İnan Keser

Yaygın silahlı şiddetin Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkisine almasıyla yaşanan en önemli süreçlerden birisi zorunlu göç oldu

İnan Keser | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı İnan Keser
Yaygın silahlı şiddetin Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkisine almasıyla yaşanan en önemli süreçlerden birisi zorunlu göç oldu
 
Bilindiği gibi 1980 askeri darbesini takip eden 1984 yılında, Kürt milliyetçiliği ile Marksist solun özgün bir birleşimi olan Kürdistan İşçi Partisi/PKK, devlet güçlerine yönelik olarak silahlı şiddet eylemlerine başladı. 1990’lara gelindiğinde ise PKK üyeleri ile devlet güçleri ve onlara bağlı köy korucuları arasındaki silahlı çatışmalar, kimilerince ‘düşük yoğunluklu’ veya ‘gayri nizami savaş’ olarak nitelendirilen bir biçime doğru evrildi. Yaygın silahlı şiddetin Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkisine aldığı bu dönemde yaşanan en önemli süreçlerden birisi şüphesiz ki zorunlu göçtü.
 
Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da Boşaltılan Yerleşim Birimleri Nedeniyle Göç Eden Yurttaşlarımızın Sorunlarının Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Tespit Edilmesi adıyla kurulan Türkiye Büyük Millet Meclisi araştırma komisyonunun yayımladığı rapora göre, 1997 yılı itibariyle Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde ‘güvenlik güçleri’ tarafından boşaltılan köy sayısı 905, mezra sayısı 2.523, göç ettirlen insan sayısı 378.335 idi. Konuya ilişkin çalışma yapan diğer kuruluşlara göre ise bu süreçte göç ettirilen ya da göç etmek zorunda kalan insan sayısı çok daha fazlaydı. Göç-Der bu dönemde 3.500.000-4.000.000, Human Rights Watch 2.000.000, Türkiye İnsan Hakları Vakfı ve Türkiye Mimar Mühendisler Odaları Birliği 3.000.000 kişinin yaşam alanlarından ayrıldığını savunurken, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü gerçekleştirdiğ yarı-resmi araştırmada 953.680-1.201.200 sayısını telaffuz etti.
 
Bilindiği gibi göç ettirilen ya da göç etmek zorunda kalan insanlar, kısa sürede Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki il merkezleri ile İstanbul, Adana, İzmir, Mersin ve Bursa gibi Türkiye’nin batısında bulunan önemli şehirlere taşındı. Aynı zamanda göç hareketi Türkiye sınırlarını da aştı ve önemli sayıda insan başta Batı Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeye göç etti. Öyle ki sadece 1990’larda, çoğunluğu Kürt, tahmini 340.000 Türkiye vatandaşı Avrupa ülkelerine sığınma başvurusu yaptı ve yükselen bu göç dalgasına cevap olarak Avrupa ülkeleri sınır kontrollerini ve göçmenlik yasalarını sertleştirmek zorunda kaldı, örneğin Fransa 1993 yılında Kürt göçmenlere ilişkin yeni politika ve hedefleri yürürlüğe koydu. 2000-2003 yıllarına gelindiğinde ise Türkiye kökenliler gelişmiş ülkelere Irak ve Yugoslavyalılardan sonra en çok sığınma başvurusunda bulunanlardı ve Avrupa’da yaşayan bu Türkiye kökenlilerin tahmini olarak 620.000 kadarı Kürt’tü. 1990’ların başında Türkiye’nin Irak sınırına yakın yerleşimlerinden sayıları 12.000’e ulaşan bir nüfus kitlesi de gördükleri baskılar sonucunda Irak’ın kuzeyine göç etti. Bu göçmenlerin 2000’i Türkiye’ye geri dönmesine rağmen çoğunluğu, oluşturulan bir kaç kampa (Mahmur)  yerleşti ve yaşamlarını bugüne kadar bu kampta sürdürmek zorunda kaldı.

Etiketler:
Nefret