30/05/2012 | Yazar: Zeynep Akkuş

CHP milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Başbakan Erdoğan’ın başlattığı kürtaj ve sezaryen tartışmalarıyla ilgili olarak en yerinde ve en net cevabı verip ‘Vajina bekçiliğini bıraksın’ demesi üzerine, ahlak-namus bekçileri birer ikişer zuhur etti yine.

Zeynep Akkuş | Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Gökkuşağı Forumu Köşe Yazarı Zeynep Akkuş
CHP milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Başbakan Erdoğan’ın başlattığı kürtaj ve sezaryen tartışmalarıyla ilgili olarak en yerinde ve en net cevabı verip Vajina bekçiliğini bıraksın” demesi üzerine, ahlak-namus bekçileri birer ikişer zuhur etti yine.
 
Açılışı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek yaptı. Gökçek, twitter’da kapıştığı bir kadına “Sen çok mu kürtaj yaptırdın? Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu” diye sorarak son noktayı koyduğu tweetlerinin arasına “İnanamıyorum ve bu tabir karşısında yüzüm kızarıyor. Bir de bir tabir vardır; edep be birader.. Bir bayanın bu üslubunu kaç CHP’li kabul eder bilemiyorum” yorumunu da sıkıştırdı (Kadın milleti olarak nedense bu aralar muktedirleri pek bir şaşırtıyor, kızdırıyor, utançtan kıpkırmızı kesilmelerine yol açıyoruz).
 
Ardından önceki gün, Star gazetesi yazarlarından Ahmet Kekeç, aynı tartışmayla ilgili olarak Nazlıaka’nın “tartışmayı ‘apış arası’ örneğiyle çeşitlendirdiğini” yazdı1. “Sözcüğü tam yazamadığım, daha doğrusu yazmak istemediğim için ‘apış arası’ nitelemesini kullandım” diyen Kekeç’in “vajina” yazmaktan imtina edip “apış arası”na yönelmesi takdire şayan. Dün de Yeni Akit yazarı Asım Yenihaber, “Şimdi bir CHP’li kadın vekil kadınların tarafında imiş gibi ahkâm kesiyor. Hayır, düpedüz konuşsa, yanlış da olsa fikrini ifade etse; resmen ağzını bozuyor, iğrençleşiyor, müptezelleşiyor. Toplumun bir edebi var, hangi kelimelerin nerede ve nasıl kullanılacağı veya kullanılmayacağı hususunda. Kahvehane malayanisinde değiliz. (…) Ve bu kadınlar veya erkekler arası bir toplantı değil. (…) Bu bayanın konuşmasını hangi ‘hane’ye yakıştırırsınız siz? Ben işin içinden çıkamadım” şeklindeki sözleriyle aynen kendisinden beklendiği gibi yazdı2. Daha çok su kaldıracağı bariz olan bu tartışmada bakalım başka kimler sahne alacak ve hangi veciz alternatifleri sunacaklar bize…
 
Şunu hatırlatmakta fayda var ki, söz konusu organ tıpkı kalp, böbrek, karaciğer, mide, pankreas gibi her kadında mevcut. Adına ne derseniz deyin, isterseniz en masum, en “çağrışımsız” terimlerle anın ya da hiç anmayın fark etmez ama annenizin de, büyükannenizin de, kız kardeş(ler)inizin de, doğmuş ve doğacak olan kız(lar)ınızın da birer cinsiyet organı var ve tıp çevreleri buna “vajina” ya da “vajen” diyor (Tıpkı babanızın, dedenizin, erkek kardeş(ler)inizin, doğmuş ve doğacak olan oğul(lar)ınızın da birer cinsel organı olduğu ve ona da “penis” dendiği gibi). Kreşe giden dört yaşındaki yeğenim cinsellikle ilgili sorular sorarsa bu terimleri kullanarak cevap vermemiz tavsiye edildi bize. Yani sadece hekimlerin değil, eğitimcilerin de üzerinde anlaştığı terimler bunlar.
 
Ama tabii burada sorun, söylenen söz değil; bu sözü bir kadının söylemesi.
 
Bir kadının “vajina” demesinden rahatsız olanlar bilmelidirler ki, ister “el kadar bez parçası”yla örtülsün, ister kırk kat çaputun altına saklansın, “vajina”ya yokmuş gibi davranamazlar. Yokmuş gibi davrandıkça varlığını, -çoğu zaman da yokluğunu- daha fazla hissederler. Görmemeye, göstermemeye çalıştıkları o organ, bir zaman sonra kafalarını çevirdikleri her yerde gördükleri tek şey olur çıkar. Bütün kadınları yaşlarına bakmaksızın sadece ayaklı birer vajina olarak görmeye başlarlar. Kadının saçı da, serçe parmağı da, topuğu da, burnundaki sivilce de vajina etkisi uyandırmaya başlar. Sonunda öyle bir an gelir ki, yaşlı ninelerin, ilkokul öğrencisi kız çocukların ne zaman bittiğini, sıranın koyuna, keçiye, eşeğe, köpeğe ne zaman geldiğini kendilerinin de fark etmemiş olduğunu görürler… Ardından, başkalarının da kendileriyle aynı hislere kapıldığını düşünmeye başlar, kendi “kadınlarını” köşe bucak kaçırmaya, kat kat giysilerin altına saklamaya, yavaş yavaş yok saymaya, hiç etmeye başlarlar.
 
Bir kadının “vajina” demesinden rahatsız olanların aslında 7/24 akıllarından çıkarmadığı bu organ, “kadınları” için yasak bölgedir. Kendini tamamen “erkeği”ne teslim etmek zorunda kalmış olan kadın, diğer şeyler üzerinde edemediği gibi, tapusu nikaha kadar babasında, nikahtan sonra kocasında olan bedeni ve cinselliği üzerinde de hiçbir şekilde hak edemez. Eşiyle girdiği sağlıksız cinsel ilişkilerde aldığı yarım yamalak haz bile çok görüldüğünde, kuytu bir köşede her zaman hazırda bekletilen kadın sünnetine varacak çeşitlilikte çözüm yolları her daim mevcuttur.
 
Şartlar böyleyken bir kadının ağzından “vajina” sözcüğünün çıktığını duymak, kadını; bedeni ve cinselliği üzerinden tahakküm altına alan ve asırlardır bu düzenin sefasını sürenlerde, sarımsağın vampirlerde uyandırdığı etkiyi uyandırır. Bu “haddini bilmez kadın”ı kontrol edememek, sesini kesememek, sindirememek, cezalandıramamak daha da büyük öfke uyandırır. Ağız burun tıkansa, irin misali gözeneklerden fışkıracak bir öfkedir bu. Kendi kadınları olsa -gerçi onlar asla ve kat’a böyle bir densizlik yapma cüretinde bulunamaz ya- ne yapacaklarını iyi bilirler de daha, Nazlıaka örneğinde görüldüğü gibi, milletvekili olmasını sindiremedikleri bir kadının böyle bir söz söylemesi karşısında nereye, nasıl saldıracaklarını bilemez hale gelip ahlak, namus, terbiye kavramlarından medet ummaya, bu kadınları topluma şikâyet etmeye yeltenirler.
 
Oysa kadın ya da erkek, bir insanın, sindirim sistemi ya da böbreği hakkında konuşması ne kadar doğalsa, cinselliği ve cinsel organları hakkında konuşması da o kadar doğaldır. Elbette ki kadınlar olarak sabahtan akşama tek konumuz cinsellik ya da cinsel organlarımız değil ama birileri bütün oyun planlarını bizim bedenimiz, bizim cinselliğimiz üzerine kurarken, bizim de bizde olanı, bize ait olanı konuşmamız kadar doğal bir şey olamaz. İpe sapa gelmez, güdük, ilkel ahlak anlayışlarıyla bizleri terbiye etmeye kalkışanlara; onu beceremeyince türlü küfürler, hakaretler yağdıranlara, bizi birilerine şikâyet etme acizliğini sergileyenlere gerekli tepkiyi her zaman gösteririz.
 
(1) http://www.samanyoluhaber.com/yazar/ahmet-kekec/Kana-kan-istermis/764872/
(2) http://www.habervaktim.com/yazar/50985/chpnin_hanimlari.html

Etiketler:
Nefret