10/10/2006 | Yazar: Kaos GL

Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) 1973 yılında eşcinselliğin artık ruhsal hastalık olarak sınıflandırılmayacağına karar verdi. Bu karar gey ve lezbiyen hareketi tarafından zafer olarak algılanmışsa da psikiyatrinin istismarı farklı biçimler alarak devam etti.

Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) 1973 yılında eşcinselliğin artık ruhsal hastalık olarak sınıflandırılmayacağına karar verdi. Bu karar gey ve lezbiyen hareketi tarafından zafer olarak algılanmışsa da psikiyatrinin istismarı farklı biçimler alarak devam etti.

KAOS GL

John Bolonder

Amerika Birleşik Devletleri’nde gey ve lezbiyen ergenlerin psikiyatrik istismarı ile ilgili şaşırtıcı olgular olmakla birlikte bu uygulamaların başka ülkelerde ne durumda olduğunu bilemiyoruz. Ama ABD’deki tedavi uygulamalarının diğer ülkelerde de uygulandığı, gelişmelerin izlendiği göz önüne alınırsa, yaygın uygulamalar olması şaşırtıcı olmaz.
Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) 1973 yılında eşcinselliğin artık ruhsal hastalık olarak sınıflandırılmayacağına karar verdi. Bu karar gey ve lezbiyen hareketi tarafından zafer olarak algılanmışsa da psikiyatrinin istismarı farklı biçimler alarak devam etti.

Cinsel Kimlik Bozukluğu ve gizli psikiyatrik homofobi:

1973 sonrasında, önceden uygulanmakta olan tedavi yöntemleri eşcinsellik dışında cinsel kimlik bozukluğu ve sınır kişilik bozukluğu gibi tanı kategorileri kullanılarak yapılmaya devam etti. Özellikle 18 yaş altındakiler bu gibi tanılar nedeniyle ailelerinin zoruyla yatırılıp tedavi görme riski altındadırlar.

Psikiyatrların ve klinik psikologların homofobilerinden sıyrılmaları için 1973’de alınan karar yeterli olmadı. 1987’de yapılan bir soruşturmada, beş klinik psikologdan birinin eşcinselliği ruhsal bozukluk olarak gördüğü ortaya konmuş (1). 1988’de yapılan bir çalışma da, terapistlerin %57’sinin heteroseksüel ilişki biçimini sağlıklı ve pozitif bir yaşam biçimi için tercih edilebilir olduğunu düşündüklerini göstermiş (2).

Amerika’da ve hemen tüm dünyada psikiyatrların tanı ve bilimsel çalışmalarda kullandıkları, psikiyatrik bozuklukları sınıflandıran ve tanı ölçütleri veren Psikiyatrik Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’nı (Diagnostic and Statistical Manual, DSM) hazırlayan alt komitelerde hâlâ homofobik psikiyatrlar çalışmaktadırlar.

1980’de gözden geçirilerek çıkarılan DSM-III’de ‘Çocuklukta Cinsel Kimlik Bozukluğu’ (CKB) adında yeni bir kategori eklenmişti. Cinsel kimlik, kişinin kendisini psikolojik olarak dişi ya da erkek hissetmesiyle ilişkili bir kavram. Biyolojik cinsiyetle psikolojik cinsiyet her zaman örtüşmez. Kadın kıyafetleri giymekten zevk alan ya da ameliyatla cinsiyet değiştirmek isteyen bir erkek bu tanıyı alabilir. DSM’nin sonraki her gözden geçirilmesinde bu tanı için öne sürülen ölçütler listesi daha uzun ve muğlak bir hal almış; böylece daha çok gey ve lezbiyen ergen bu kategori içinde değerlendirilebilmiştir. 1994’de DSM-IV ile bir önemli değişiklik daha yapılarak, çocukların bu durumdan rahatsız olmaları ve işlevselliklerinin bozulması ölçütleri ortadan kaldırılmış. DSM-III’te nadir görüldüğü söylenen ve yaygınlığı için %1 gibi bir rakam verilen durumun DSM-IV’te bildirilen yaygınlığı %2-5. Yani APA, CKB tanısını daha çok kişiyi kapsayacak şekilde genişletti. Bunlar da, bu tanı kategorisi altında eşcinsel gençlerin uygunsuz tedavi uygulamalarına maruz kalma riskini oldukça arttırdı.
CKB ile ilgili tecrübeli klinik psikolog George A.Rekers, CKB’de davranışçı terapilerin işe yaradığını öne sürerek, APA’nın tanı kategorileri arasından eşcinselliği çıkarma kararını gözden geçirmesini istemiştir. NIHM (National Institute of Mental Health, Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü) hükümete bağlı, klinik psikoloji ile ilgili araştırmalara da kaynak sağlayan bir kuruluştur ve CKB ile ilgili çalışmalar için 1970’den beri yaklaşık 1.5 milyon dolar sağlamıştır. Rekers’ın yaklaşık yarım milyon dolar destek aldığı iddia edilmektedir. Bunun yanı sıra birçok resmi ve özel kuruluş da bu konuyla ilgili çalışmalara finansal destek sağlamaktadır.
Eşcinsel ergenleri tedavi altına alma bahanesi olarak sıklıkla kullanılan diğer bir durum da Sınır Kişilik Bozukluğu. Bu bozukluğun özelliklerinden biri değişen/dönüşen/stabil olmayan özelliklere sahip olmaları, değişken mizaç gibi. Belirtilerinden biri ise ‘kişinin cinsel tercihleri ile ilgili karmaşa yaşaması’ (3).

Eşcinsel gençliği etiketlemekte kullanılan diğer bir tanımsa ‘seks suçları’. ABD’de bir çok eyalette 18 yaşın altındakilerin birbirleriyle cinsel ilişkiye girmesi yasak. Aynı cinsten iki kişi cinsel ilişkiye girdiğinde cinsel suçlu olarak kabul edilip, tecavüz gibi suçlardan hüküm giymiş kişilerle birlikte tutulabilirler. Benzer bir uygulamaya heteroseksüel cinsel ilişki sonrasında sık rastlanılmaz.

San Francisco İnsan Hakları Komisyonu ve National Gay and Lesbian Task Force 1996’da CKB tanı kategorisinin kötüye kullanımını kınayan açıklamalarda bulundular.

Ergenlerin kendi istekleri dışında yatırılması

18 yaşından küçük birisi bu tanılardan herhangi birini aldığında kendi istekleri aleyhine yatırılabilirler. Bu ergenlerin yatırılmaları ya da tedavi görmeleri ile ilgili sorumluluk sıklıkla ebeveynlere aittir.

Ergenlerin fiziksel zor kullanılarak bile aileler tarafından tedavi kurumlarına sevk edilebildiği bilinmektedir. The San Francisco Bay Guardian gazetesinde, Thomas Mournian, ailesi tarafından günlüğü okunarak gey olduğu anlaşılan ‘Chad’in öyküsünü aktarmıştır. Polis tarafından odasından kelepçelenerek çıkartılan Chad, merdivenlerden sürüklenerek indirilerek ambulansa bindirilip tedavi merkezine gönderilmiştir.

Ulusal Lezbiyen Hakları Merkezi’nden avukat Shannon Minter, psikiyatrist Corydon Clark’tan (1992) şöyle bir alıntı yapmış; ‘Ergenlerin yataklı tedavi kurumlarına alınmasının yaklaşık %65’inin tıbbi gerekçesi yoktur’. Yasadışı maddi çıkar sağlayan doktorların da konuyla ilgili olduğu iddia edilmektedir. Minter’a göre ABD’nde her yıl yaklaşık 30.000 ergen bu kurumlara yatırılıyor, halen yatmakta olan 300.000 ergen var.

CKB ya da sınır kişilik bozukluğu nedeniyle yatırılarak tedavi edilmek tümüyle yasal bir uygulama. Bir psikiyatr tarafından aile, çocuklarının eşcinselliğinin tedavi edilebileceğine ikna edilmesi ardından bu tanılar altında yatırılmasına karşı izlenebilecek yasal bir prosedür yok. 1979’da alınan bir Yüksek Mahkeme kararıyla zorla yatırılmaların zalimce olmadıkları, alışılmadık cezai uygulama olarak kabul edilemeyeceklerine hükmedilmiştir. 1979’a kadar ergenlerin, ebeveynlerince onaylanan yatırılma kararlarının gözden geçirilmesi için çocuk-ergen mahkemelerine başvurma hakları vardı. Bu tarihten itibarense ebeveynlerin kararına itiraz edilemiyor. California’da biraz daha farklı gibi görünen bir düzenleme ile reşit olmayanların kendi yatış kararlarının ‘bağımsız gözlemci’ tarafından gözden geçirilmesini isteme hakları vardır. Ama gözlemci, kurumun kendi çalışanlarından biri olduğu ve yatış kararlarına sık muhalefet etmesi işini tehlikeye atabileceği için, kastedildiği gibi ‘bağımsız’ değildir.

Dönüştürme Tedavileri

Yatışı yapılan ergenler eşcinselden heteroseksüele dönmelerini hedefleyen bir takım tedavi uygulamasına maruz kalırlar. Bu dönüştürme tedavisi ilaç, hormon tedavileri, cerrahi, hipnoz, psikoterapi ve tiksindirme tedavisi gibi yöntemleri içerir. Tiksindirme tedavisinde amaç istenmeyen davranışı olumsuz, rahatsızlık ve tiksinti uyandıracak bir uyaranla kişinin eşleştirmesini sağlayarak davranışını tercih etmemeyi öğretmektir. Bunlara bir örnek olarak pletismograf, penise takılan halka şeklinde, cinsel uyarılmaya duyarlı ve uyarılmaya yanıt olarak elektrik şokları veren bir alettir. Eşcinsel erkeğe çıplak erkek resimleri gösterilerek her uyarıldığında penisine elektrik akımı alması sağlanır. Bazı merkezlerde uygulanan başka bir tedavi yönteminde yatağa bağlanan ergeni çevreleyen erişkin tedavi ekibi, eşcinselliği aşağılayan ve eşcinsel olmayı tercih ederek ailesini nasıl kırdığını anlatan ifadelerle bağırırlar (4).

Amerikan Psikoloji Birliği, Amerikan Psikanaliz Birliği ve Amerikan Psikiyatri Birliği dönüştürme tedavisini reddeden açıklamalar yaptılar. Ama bu yöntemleri tercih eden kurumlara bu birlikler engel olamaz, özellikle de DSM’de tanınmış bozukluklar bahane edilerek eşcinsellik tedavi edilmeye çalışılıyorsa.

İçerdeki koşullar

Değinilen tedavi yaklaşımları belli kurumlara özgü olmamakla birlikte, ergenlerin CKB adı altında tedavi edilmeye çalışıldıkları belli başlı birkaç kuruluştan bahsetmek gerekir. Utah’ta, daha önce Rivendell olarak bilinen Copper Hill Center bunların başında gelir. Buradaki uygulamalara maruz kalanlarla ilgili en ünlü öykü Lyn Duff’a aittir. 17 yaşındaki lezbiyen kız, 6 ayını bu merkezde geçirmiş, bu süre zarfında yalıtım odalarında tutulmuş, ağır psikiyatrik ilaçlar kullanmış, cinselliği iğrenç göstermeye yönelik davranışçı tedavi uygulanmış, diş fırçasıyla döşemeleri temizlemek gibi cezalara maruz kalmıştır. Hipnoz denenmiş, çıplak kadın fotoğraflarına bakarken çamaşır suyu koklamaya zorlanmıştır. Daha sonra bu kurumdan kaçmıştır. Duff orada birlikte kaldığı iki kişinin çıktıktan sonra intihar ettiğini anlatmaktadır. San Francisco’da ‘Psikiyatrik İstismara Karşı Öğrenciler’ adlı bir grup kurmuştur ve halen aktif olarak çalışmaktadır.

Copper Hill yönetiminden Jared Balmer bu iddiaları inkar etse de, doğruluklarına işaret eden birçok bulgu vardır. Halen bu merkezin broşürlerinde tanıtımını yaptığı bir programla, ‘sapkın cinsel uyarılma biçimlerinin davranışçı-bilişsel tekniklerle ortadan kaldırıldığı’ iddia edilmektedir.

Benzer bir merkez olan Alabama Klinik Okulu, web sitelerinde ‘sapkın cinsel uyarılmaların cinsel suçlara yönelik tedavi yöntemleri ile ortadan kaldırılabileceğini’ duyurmaktadır. Yöntemlerini bilişsel-davranışçı ilkelere dayandıran merkezin duyurularında, 24 saat gözetim, kilit altında tutulma, yatak odalarında harekete duyarlı dedektörler gibi güvenlik önlemlerine değinilmekte. Bu merkezde kalanların yaşları 12 ile 18 arasında değişmektedir.
Bu kurumlarda çocuklara sakinleştirici ilaçlar verilmekte, kaçma şüphesi uyandıranlara özel renkli üniformalar giydirilmektedir. Yalanlarının ağırlığını hissetmeleri için her iki ellerinde telefon rehberi taşımaları, üzerinde ‘sapkın cinsel davranışlarımdan vazgeçmeye çalışıyorum’ yazan paftalarla dolaşmaları gibi cezalar uygulanabilmektedir. Texas’da benzer bir merkezde ceza olarak, kapitalizmin ne kadar iyi olduğu ile ilgili bir makale yazdırılmaktadır.

Güvenli Evler

Bazı ergenlerin bu merkezlerden kaçmayı başardıklarını biliyoruz: Bu kişilerin yatırılmaktan korktukları için 18 yaşına kadar ailelerinin yanına dönmeleri güç olduğu için, San Francisco’da ‘güvenli evler’ denilen yasadışı kabul edilen bir alternatif örgütlenme içinde oldukları biliniyor. Sıklıkla terkedilmiş binalarda, 18 yaşına kadar sahte bir isim kullanarak, gizlenerek yaşamlarını sürdürüyorlar. Bu evler polis tarafından yasadışı oldukları gerekçesiyle sıklıkla basılmaktadır.

Merkezlerde kalanlar arasında bu evlerin yerleri ve telefonları ile ilgili bilgi kulaktan kulağa dolaşmaktadır. Bu nedenle kaçabilenlerin bir kısmı kolaylıkla bu evlere ulaşabilmektedir. Fakat bu evlerden haberdar olamayanlar sıklıkla seks işçiliği yapmak durumunda kalmaktadır.

Birleşik Devletler’de bulunan eşcinsel kiliselere bu tedavi kurumlarında kalanlar ve kaçabilmiş olanlarla ilgili başvurularda bulunulmuş. Ama büyük olasılıkla, halihazırda maruz kaldıkları pedofili suçlamalarının getirdiği tedirginlikle bir girişimde bulunmamışlardır.

Diğer ülkelerdeki koşullar hakkında bilgi sahibi olmamakla birlikte elimizdeki bilgiler sanıldığının aksine ABD’nin gey ve lezbiyenler için cennet olmadığına işaret etmektedir. Elimizde kaç kişiye, ne kadar süre, nasıl uygulamalarda bulunulduğu ile ilgili net ve istatistiksel bilgi yoktur, daha çok anekdotal anlatımlardan bilgi edinmekteyiz. Ama bildiğimiz kadarıyla bile bu uygulamalar daha alınacak çok yol olduğunu göstermektedir.

• Pope K, Tabachnick B, Keith-Spiegel P (1987) Ethics of Practise: The Belief and Behaviors of Psychologists as Therapists, American Psychologist, 42, s. 993-1006.

• Jensen J, Bergin A (1988) Mental Health Values of Professional Therapists, Professional Psychology: Research and Practice, 19, 290-297.

• Simon, Schuster (1992) The consumer’s Guide to Psychotherapy, New York, Fireside.

• Bruce Mirken, Setting Them Straight, 10 Percent, June 1994)

Diğer Kaynaklar:

• Thomas Mournian, ‘Hiding Out’, 8 Nisan 1998, San Francisco Bay Guardian.

• Daphne Scholinski (with Jane Meredith Adams), ‘The Last Time I Wore a Dress’, 1997, NewYork, Riverhead Books.



Kaynak: Kaos GL, Haziran-Ağustos 2002, Sayı 11


Etiketler: insan hakları, sağlık
Dijital