15/01/2013 | Yazar: Ömer Akpınar

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Ocak 2013’te verdiği kararla dinî inançların eşcinsel çiftlerin haklarına karşı çıkma sebebi olarak kullanılamayacağına hükmetti.

AİHM’den Tarihî Karar: Dinî İnançlar Eşcinsel Haklarına Karşı Çıkma Sebebi Olamaz Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 15 Ocak 2013’te verdiği kararla dinî inançların eşcinsel çiftlerin haklarına karşı çıkma sebebi olarak kullanılamayacağına hükmetti. Böylece cinsel yönelim temelli ayrımcılığı yasaklayan İngiliz yasaları destek gördü.
 
AİHM, aralarında inançları sebebiyle eşcinsel çiftlere hizmet sunamayacaklarını iddia eden iki davacının da olduğu, Hristiyanlar tarafından açılan dört davayı inceledi.
İnanç Özgürlüğü Ayrımcılık İçin Kullanılamaz
İlk davada, davacı Lillian Ladele Londra’da bir nikâh memuru. 2005’te eşcinsel çiftlerin medenî birlikteliklerinin yasallaşmasının ardından eşcinsel çiftler için hizmet etmeyi reddettiği için işten atıldı. Ladele, inancından ötürü ayrımcılığa uğradığını iddia etti.
 
AİHM ayrımcılık olmadığı kararını verdi; Ladele’in işten atılmasını onaylayan İngiliz mahkemeleri inanç özgürlüğü ve eşcinsel çiftlerin ayrımcılığa uğramama hakkı arasındaki dengeyi oluşturdu. 
 
İkinci davada, Gary McFarlene çiftlere psikoseksüel terapi sunan bir danışman. İnançlarına ters düştüğünden eşcinsel çiftlerle çalışmayı reddettiği için işten atıldı. AİHM, inanç özgürlüğü ihlali olmadığına oybirliğiyle karar verdi.
 
Bu tarihî kararla ilgili Avrupa Parlamentosu LGBT İntergrup Başkan Yardımcısı, Avrupa Parlamentosu Üyesi Sophie in ‘t Veld şunları söyledi: “Bu kararla mahkeme din özgürlüğünün bireysel bir hak olduğunu belirtmiş oldu. Bu, kesinlikle LGBT’lere, kadınlara, başka inanç ya da hayat görüşüne sahip insanlara karşı ayrımcılık yapmak için kullanılabilecek kolektif bir hak değil.
 
“Din özgürlüğü yasadan muaf değil. Mahkeme kesin olarak eşitlik ve eşit muamele ilkesinin basit bir din referansıyla askıya alınmayacağını gösterdi."
 
LGBT İntergrup Eşbaşkanı, Avrupa Parlamentosu Üyesi Michael Cashman da şunları ekledi: “İngiliz yasası olması gerektiği gibi LGBT’leri ayrımcılıktan koruyor ve inanç sahipleri de bunun istisnası değil. Din ve inanç oldukça özel ve kişisel meselelerdir ve hiçbir zaman başkalarının haklarını kısmak için kullanılmamalıdır.”
 
Karara itiraz etmek için üç aylık bir süre zarfı bulunuyor. Danışman McFarlene da karara itiraz etmeye hazırlanıyor.
 
Hizmet Almak Herkesin Hakkı
Eşitlik savunuculuğu yapan gruplar kararı sevinçle karşıladı. Stonewall Başkanı Ben Summerkill karara dair şunları söyledi: “Bu ülkede eşcinseller kamu hizmetine 40 milyar pound’un üzerinde katkı sağlıyor. Bu hizmetlerden eşit biçimde yararlanmak, eşcinselleri sevsin ya da sevmesin kamu görevlilerinden eşit muamele görmek en doğal hakları.”    

Etiketler: insan hakları
Nefret