30/11/2010 | Yazar: Kaos GL

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, eşcinselliği patolojikleştirme çalışmalarında suç ortaklığı yapmaya devam ediyor. 

Aile Bahane, Homofobi ve Nefret Şahane! Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, eşcinselliği patolojikleştirme çalışmalarında suç ortaklığı yapmaya devam ediyor. 

Fethullah Gülen cemaatinin kurumsal yüzü olarak bilinen Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı öncülüğünde yapılan "Din, Gelenek ve Modernite Bağlamında Bir Değer Olarak Aile" konulu konferansın akademisyen katılımcılarının yayımladığı ortak bildirgede, aile içi cinsel ilişki (ensest) ile eşcinsellik aynı düzlemde değerlendirildi.
 
Eşcinselliğin “hastalık” olarak nitelendiği aile konferansı, 26-27 Kasım tarihlerinde Antalya’da, Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın da katılımıyla yapıldı.
 
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, 7 Mart 2010 tarihinde, bir gazeteye verdiği röportajda “eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken biyolojik bir bozukluk” olduğuna inandığını söylemişti. Psikiyatri ve psikoloji çevreleriyle birlikte hak temelli çalışmalar yürüten sivil toplum örgütlerinin ciddi tepkilerini çeken ve  kadın örgütleri ile LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans) örgütleri tarafından istifaya çağrılan Devlet Bakanı Kavaf, Antalya’da düzenlenen “aile konferansı”nda yeniden ortaya çıktı.
 
T24’ün haberine göre, bildirgede, "Eşcinsellik ve aile içi zinaya (ensest) karşı yeterli tedbirlerin alınmasını talep ediyor, her toplumu tehdit eden bu hastalıkların önüne geçmek için elbirliği ile çalışılmasını destekliyoruz" ifadesi kullanıldı. Kürtajı önleyecek politikaların desteklendiği, "doğal evliliklere dayalı çocukların çoğalmasının" talep edildiği bildirgede, "Din temelli nikâhın küçümsenmesini ve meşru sayılmamasını eleştiriyoruz" dendi.
 
Açılış konuşmasını Kadın, Aile ve Sosyal Hizmetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf'ın yaptığı konferansa Rusya'dan katılan parlamanter "evliliklerin artık tarihe karıştığını" söylerken Ukrayna temsilcisi "Aileler yıkılıyor" dedi. 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı önderliğinde KADIP, Kadın Platformu ve Diyalog Avrasya Platformu, dünyada ve Türkiye'de ilk kez düzenlenen aile konferansı için 5 beş kıtada 53 ülkeden 600 akademisyeni bir araya getiren bir konferans düzenledi. 

26-27 Kasım tarihlerinde Rixos Tekirova Hotel Kongre Merkezi’nde “Din, Gelenek ve Modernite Bağlamında Bir Değer Olarak Aile” isimli gerçekleştirilen konferansta çok kültürlülük, yoksulluk, eğitim, sokak çocukları, medya, aile danışmalığı, aileye ilişkin devlet politikaları, göç, din ve çok eşlilik ve evlilik gibi konular “aile” kavramı ve kurumu derinlemesine ele alındı. 

Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Aliye Kavaf , pek çok  milletvekili ve rektörün ev sahipliği yaptığı konferansta bilim insanları, geleneklerin yaşatılması, diyalog ve sevgi bağlarının kuvvetlendirilmesiyle çatırdayan aile yapısının düzeltilebileceği noktasında birleşti.  

Açılışta konuşan Devlet Bakanı Aliye Kavaf,  'Aile kurumunun sorun çözme kabiliyetini geliştirmek ve bu kurumu güçlendirmek için uygulanacak destekleyici program ve politikaların başarısı için tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin işbirliğine ihtiyaç vardır' dedi. 

Konferansta çok kültürlülük, yoksulluk, eğitim, devlet politikaları, göç, din, medya ve aile danışmanlığı konuları ele alındı. Konferansın açılışını yapan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Mustafa Yeşil, ailenin önemine değindi. İnsan neslinin devamı için aile kurumuna devlet politikalarıyla sahip çıkılıp korunması gerektiğini vurgulayan Yeşil, "Batı, aileyi dünyadaki zevklerin önünde engel olarak görüyor. Mutlu bir gelecek tesis edebilmek için ailenin özel önem verilerek ele alınması gerekir" diye konuştu. 

Türkiye'den  birçok akademisyenin de takip ettiği konferansta konuşan Nevzat Tarhan aile içi şiddete dikkat çekerken, Kemal Sayar toplum psikolojisi ve aile gibi konuların altını çizdi. Konferansa katılan Türkiyeli akademisyenler arasında İsmail Barış, Erol Göka, Ömer Çaba, Saffet Köse, Aytekin Sır, Mustafa Şen, Efkan Yeşildağ bulunuyor. 

Ali Bulaç’ın dahil olduğu akademisyenler homofobi ve nefrette ortaklaştı 

27 Kasım’da son bulan Aile Konferansı'nın kapanışında biraraya gelen akademisyenler 2 gün süren müzakerelerin akabinde bir sonuç bildirgesi yayınladılar. İşte 600’ü aşkın akademisyenin ortak sonuç bildirgeleri… 

Aile Konferansı Sonuç Bildirgesi, Eşcinsellik ile ensest’i bir tutuyor ve hastalık olarak görüyor

26-27 Kasım 2010 tarihleri arasında Türkiye, Antalyada’da düzenlenen ve 50 ülkeden akademisyen, aktivist ve sivil toplum  kuruluşlarının temsil edildiği “Din, Gelenek ve Modernite Bağlamında Bir Değer Olarak Aile” konulu Uluslarası Aile Konferansı’nın katılımcıları olarak bizler; 

-Tüm ulusların yeni nesillerinin sağlıklı, verimli ve sevgi dolu yetişmeleri için doğal ailenin yapısının erkek ile kadının evliliğine dayandığına inanıyoruz.   

-Tüm ulusların genç nüfusa ihtiyaç duyduklarını göz önünde bulundurarak doğal evliliklere dayalı çocukların çoğalmasını destekliyoruz.   

-Din, gelenek ve hukuk yoluyla kurumsallaşan evliliklerin ve bu evlilik ortamında yetişen nesillerin sağlıklı ve verimli olacağına inanıyoruz. Bu bağlamda bir kurumsallaşmayı destekliyoruz. 

-Ailenin korunmasında en büyük role sahip dini motivasyonları önemsiyor ve bu konuda bütün kültür ve dinlerin ortak stratejiler geliştirmelerini destekliyoruz. Buna bağlı olarak din temelli nikahın küçümsenmesini ve meşru sayılmamasını eleştiriyoruz.

-Devlet politikalarının, ailenin korunması yönünde azami çaba göstermelerini destekliyor ve sivil toplum kuruluşlarının devlet politikalarını yönlendirici çalışmalar yapmalarının gerekliliğine inanıyoruz. 

-Neslin korunması esasına dayalı olarak boşanmayı azaltacak her türlü tedbirin hayata geçirilmesini gerekli görüyoruz. 

-Aile içi şiddetin önlenmesi adına sivil toplum örgütlerinin ve devlet organlarının beraber çalışmalar yapmasını destekliyoruz. 

-Aile içerisinde kadının saldırgan bir dille şiddete maruz kalıp evden ve evlilikten soğutulmasını esefle karşılıyor ve bu durumun giderilmesi adına devletin ve sivil toplumun önlemlerini destekliyoruz. 

-Aile ve evlilik eğitiminin devlet tarafından örgün eğitime konulmasını talep ediyoruz. Bu konuda şimdiye kadar yapılan sivil toplum çalışmalarının devlet organları tarafından desteklenmesini savunuyoruz. 

-Yaşanılan mekânların bireysel hayatı değil, aile hayatına uygunluğunu özendiren yapılar olmasını destekleyen devlet politikalarını savunuyoruz. 

-Çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişiminin korunması adına medya araçlarının aileyi tehlikeye atacak yayınlar yapmamasını, evlilik birliğini tehdit altına alan cinselliğin önlenmesini talep ediyoruz. 

-Yine çocukların fiziksel, zihinsel, sosyal ve ruhsal gelişiminin korunmasında yaygın ve örgün eğitim kurumlarındaki uğuşturucu gibi kötü alışkanlıkların önlenmesi adına yapılacak çalışmaları destekliyoruz. 

-Ailelerin çocuklarıyla daha fazla zaman geçirmelerine imkan sağlayan iş düzenlemelerini destekliyoruz. 

-Nesiller arası çatışmanın önlenmesi için çekirdek aileyi oluşturan anne, baba ve çocukların ötesinde, büyükanneler, büyükbabalar, halalar, teyzeler, amcalar ve kuzenlerin oluşturduğu geniş ailelerin iletişimini ve irtibatını önemsiyor, korunması için sivil toplumun ve devletin gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz. 

-Modernitenin kaçınılmaz sonuçları olan kentleşme, sanayileşme, göç, savaşlar, salgın hastalıklar ve bencil bireycilik düşüncesinin  derin aile bağlarını zayıflatmasına karşılık her ulusun onu ulus yapan manevi değerlerine yeniden dönmeleri ve böylelikle aileyi yeniden yapılandırmanın gerekliliğini savunuyoruz. 

-Yine modern çağın kaçınılmaz sonuçlarından biri olan çekirdek aileyi, geniş aile ile olan ilişkilerini azami derecede güçlendirerek  “Geniş aile ile ilişik çekirdek aile” modelini özendirmeliyiz. 

-Tüketim kültürünün ağırlıklı olarak kadın üzerinden teşvik edilmesini, kadın bedeninin reklam, tanıtım, sözde sanat, eğlence, televizyon, yazılı basın ve magazinde bir meta, cinsel bir obje gibi kullanılmasını kınıyor ve bu hususta  gerekli tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz 

-Kentlere göçün önlenebilmesinde ailelerin ekonomik şartlarının düzeltilmesine yönelik çalışmaların desteklenmesini savunuyoruz. 

-Yaşam dönemlerinin başlangıç, gelişme ve bitiş safhalarında savunmasız olan insanların özellikle yaşlıların hayat haklarının korunmasını destekliyoruz. 

-Ulusların en büyük problemleri olan yoksulluk, çatışma ve eğitimsizliğin çözümünde sağlıklı doğal ailenin yeniden yapılandırılmasının büyük rol oynadığına inanıyoruz. 

-Kürtajı önleyen ve azalan doğum oranlarının artmasını sağlayan politikaları ve projeleri destekliyoruz. 

-Çocukları destekleyen tüm sağlık, eğitim, sosyal, kültürel ve hukuksal kuruluşları destekliyoruz. Çocuk pornografisi ve genel olarak erotizm ile pornografinin kanıksanır hale getirilmesini kınıyor ve gereken tedbirlerin alınmasını talep ediyoruz. 

-Cinselliğin aşırı bir şekilde vurgusunun cinsel sapmalara yol açabileceği gerçeğinden hareketle, çocuklarımızın psikolojik gelişiminin sağlıklı işleyişi açısından  cinsel eğitim konularının (sağlıklı cinsel yaşam, kendine hakim olma, ilişkide sadakat v.b.) ailenin içinde uygun zaman ve zeminlerde ele alınmasını ve verilmesini destekliyoruz. 

-Eşcinsellik ve Aile içi zina (ensest)ya karşı yeterli tedbirlerin alınmasını talep ediyor, her toplumu tehdit eden bu hastalıkların önüne geçmek için elbirliği ile çalışılmasını destekliyoruz. 

-İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde  belirtilen “Aile, toplumun temel unsurudur, toplum ve devlet tarafından korunur” ifadesini onaylıyor ve kabul ediyoruz. 

Bu sonuç bildirgesi konferansa katılan akademisyen, aktivist ve sivil toplum  kuruluşlarının temsilcilerinin çoğunluğunun fikirlerini yansıtmaktadır. 

Sonuç Değerlendirme Metni Komitesi şunlar:
Ali Bulaç, Allan Carlson, Naci Bostancı, Thomas Michel, Stephan Martin Kampowski, Ayşen Gürcan ve Mustafa Yeşil. 



Etiketler: insan hakları, nefret suçları
nefret