12/06/2008 | Yazar: Barış Sulu

Geçtiğimiz hafta Türkiye medyası ‘AIDS hetero

Ajans haberiyle eşcinsel düşmanlığı Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı Geçtiğimiz hafta Türkiye medyası ‘AIDS heteroseksüeller arasında yayılmıyor’ başlıklı bir ajans haberi yayımladı. Haberin alt metni bize yeterince bilgi veriyordu: ‘AIDS eşcinsel hastalığıdır’. Uzmanlardan ve aktivistlerden bu haberi yorumlamalarını istedik. Yorumlar hem bilimsel hem de ahlaki olarak Türkiye medyasının gerçek yüzünü bir kez daha ortaya koydu.
Geçtiğimiz hafta NTV’nin web sitesi ve Vatan gazetesinde yayımlanan bir haber ilginç bir bilgi veriyordu. Habere göre Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bugüne kadar 25 milyon kişinin hayatını kaybettiği AIDS’in heteroseksüeller arasında yayılmadığını açıklamıştı. Biliyorduk ki bu haber, yıllardır bildiğimiz ‘AIDS eşcinsel hastalığıdır’ yargısının yeniden, bu kez ‘bilimsel verilerle’ kurgulanıp karşımıza getirilmiş halinden başka bir şey değildi.

Peki gerçekten de bu açıklama doğru muydu? Yoksa Türkiye medyası ajanstan yanlış bir çeviriyle aldığı bu haberle okurlarına yanlış bilgi mi veriyordu?

Uzmanlara ve aktivistlere bu haber hakkında ne düşündüklerini sorduk.

*‘En sık bulaşma yolu korunmasız yapılan heteroseksüel cinsel temastır’

Dr. Aygen Tümer, Hacettepe Üniversitesi AIDS Tedavi ve Araştırma Merkezi (HATAM) Koordinatörü

Vatan gazetesinde yayınlanan bu haberde Dünya Sağlık Örgütü haber kaynağı olarak verilmekte, ancak bilimsel bir dayanaktan, verilerden bahsedilmemektedir. Veriler olarak verilen 2007 dünya verileri ana hatları ile bahsedilmektedir.

Bu tip bilimsel dayanağı olmayan haberler zaman zaman basında karşımıza çıkmaktadır. T.C. Sağlık Bakanlığı Aralık 2007 Türkiye verilerindeki bulaşma yolları ile ilgili tabloya bakılacak olursa, ülkemizde korunmasız yapılan heteroseksüel cinsel temas en sık karşımıza çıkan bulaşma yoludur. Bu veriler tanı almış, yani ELISA testi sonrası Western Blot kan testi ile doğrulaması yapılmış testlerle hekimin karşısına gelen ve hekimin sorduğu sorularla bulaşma yolu belirlenip daha sonra formlara kodlama sistemi ile kişisel bilgileri yazılıp, Sağlık Bakanlığı’na bildirilen vakalardır. Tamamı ile güvenilmektedir.

Sonuçta tabloda görebileceğiniz gibi ülkemizde hasta sayılarımız giderek artmaktadır ve en sık bulaşma yolu çoğu ülkede olduğu gibi korunmasız yapılan heteroseksüel cinsel temastır.

Yukarıda bahsettiğim şekilde her ülke kendi formları ile verilerini vermekte, ancak tüm ülkelerde bazal sistem aynı olmaktadır.

*‘AIDS heteroseksüel hastalığı değildir’ kocaman bir yalan…

Umut Güner, Kaos GL

Bu haberde, Aids’in ‘heteroseksüel çiftler’ arasında yayılma tehlikesi olmadığının altı çiziliyor. Bu haberle sadece heteroseksüellik dışındaki cinsel yönelimlere sahip bireylere yönelik önyargı ve ayrımcılık besleniyor.

Ve heteroseksüel bireyler yanlış bilgilendiriyor ve korunmasız cinsel ilişkiye yönlendiriliyor. Bugün hem Türkiye’de Sağlık Bakanlığı istatistikleri hem de dünya’da Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiklerine baktığımızda HIV/AIDS’in bulaş yollarının başında heteroseksüel ilişki gelmektedir.

HIV/AIDS’in yayımı sadece korunmasız cinsel ilişki ile değil, aynı zamanda toplumun her hangi bir kesiminin HIV/AIDS bulaşmayacağına ilişkin yanlış bilgilendirmelerle yayılımı hızlanmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konu ile ilgili açıklama yapmasını bekliyoruz.

*‘İstatistikler bilimsel yalan söylemenin yoludur’

Kürşad Kahramanoğlu, İnsan Hakları Savunucusu-Gazeteci

WHO'nun bu raporundan seçmeli olarak alınmış bu haber bizim medyamız tarafından yine kendilerine göre yontuldu çünkü:

1) Rapor AIDS heteroseksüel Çifteler arasında yayılmıyor diyor ama bu Afrika dışında ki bölgelerde halbuki;

a) AIDS'e en çok kurbanı Afrika'da veriyoruz...

b) Heteroseksüel ve monogam çiftler arasında yayılmayacak tabi... Yani ikisi de "HIV-" iki insan başkaları ile yatmıyorlarsa tabi ki HIV'i geçiremeyecekler...

2) Aynı Rapor AIDS'in yayılmasında ki en büyük sorumluluğun, dinlerin ve devletlerin korumalı seksi öğretip tavsiye edeceklerine, tek eşliliği yüreklendirmelerinin olduğunu söylüyor. Bundan da bahseden yok tabii.

3) Aynı rapor aynı zaman diliminde AIDS'in Türkiye'de artış gösterdiğini söylüyor. Medyamızda bundan bahseden yok. Türkiye'de ki artışın korumalı seks eğitimi eksikliğinden olduğunu söylüyor bundan da bahseden yok. Korumalı seks eğitimi vermek için erkeklerin birbirleri ile cinsel ilişkiye girdiğini ve evlilik dışı cinsel ilişkilerin varlığını kabul etmek gerekir. Bu da bizim iki yüzlülüğümüze uygun düşmüyor!

İstatistik zaten bilimsel yalan söylemenin yoludur. İşin içine bir de bizdeki çarpık namus anlayışını koyunca bu durum ortaya çıkıyor. Adamlar iki erkeğin cinsel ilişkiye girebileceğini, evlilik dışı seks diye bir şeyin Türkiye'de olabileceğini kabul edecek değiller ya!

*‘Cock'un açıklamasında 'heteroseksüel çift' ifadesi yoktur’

Tekin Tutar, Pozitif Yaşam Derneği

Bu haberin orijinali Independent gazetesinde 8 Haziran’da tarihinde yayımlandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün HIV/AIDS departmanı başkanı Kevin De Cock gazeteye verdiği röportajda HIV salgınının Afrika kıtası dışında olan bölgelerde heteroseksüeller arasında yayılım göstermediğini ifade etmiştir. Bu ifadenin anlamı HIV "salgın" boyutuyla heteroseksüelleri tehdit etmiyor anlamındadır. İfade heteroseksüel kişilere bulaşmaz anlamı taşımamaktadır. Üstelik medyamızda ‘heteroseksüel çiftler arasında AIDS yayılmıyor" ifadesi yer almıştır. Cock'un açıklamalarının hiçbir yerinde "heteroseksüel çift" ifadesi yoktur.

Bununla birlikte salgınbilimci (epidemiyolog) olan Kevin De Cock, kamuoyunda farklı yansıma ihtimalini düşünerek daha dikkatli beyanda bulunması gerekirdi. Talihsiz bir açıklama yaptığı kanaatindeyiz.

*‘Yeni bir tartışma konusu değil’

Dr. Muhtar Çokar, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı

Bir Gazetede Yer Alan Haber Nedeniyle HIV Salgınına Yönelik Sağlık Politikalarının Belirlenmesinde Öncelikler

Dr. Kevin de Cock, 2006 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ – World Health Organization – WHO) HIV/AIDS Direktörü olarak göreve gelen yöneticisi. Enfeksiyon Hastalıkları alanında uzman ve özellikle HIV/AIDS, tüberküloz ve tropikal hastalıklar konusunda deneyimli bir hekim. DSÖ ise dünyada sağlık konusundaki en yetkin kurum ve salgınlar karşısında ülkelerin politikalarının belirlenmesinde söz sahibi. Dr. Cock’un gazete haberinde yer alan görüşleri ise neredeyse HIV/AIDS salgınının başlangıcından itibaren HIV/AIDS’e yönelik yanıtı oluşturmak üzere bir araya gelen her kurum, kuruluş ve örgütün önleme konusundaki öncelikleri belirleme aşamasında karşı karşıya kaldıkları tartışmaların bir parçası. Dolayısıyla yeni bir tartışma konusu değil.

Eğer elinizdeki kıt kaynaklarla, toplumdaki yayılma biçimleri konusunda çok fazla bilgi sahibi olmadığınız bir salgın hastalıkla uğraşıyorsanız ve bu hastalık cinsel davranışla yakından ilgiliyse, öncelikle en fazla riskli davranışta bulunan toplumsal kesimlerin davranışlarını değiştirmeyi ve salgının hızının kesilmesini amaçlamak doğru bir stratejidir. Ancak öncelik verilecek grubun hangisi olduğunu belirlemek işin zor yönüdür. Bilginin yeterli olmadığı bu noktada değer yargıları devreye girer. Eğer eşcinseller ve seks işçileri gibi salgının başlangıcında hastalıktan en fazla etkilenmiş grupları salgının nedeni olarak görüyorsanız öncelik vereceğiniz gruplar bunlar olacaktır. Zaman içinde bu grupların dışındaki toplumsal kesimlerde salgın yayılmaya başlayıp sayıca eşcinsel hastaların sayısını kat ve kat geçtiğinde önleme stratejilerinin toplumun tüm kesimlerine kaydırılması ve HIV/AIDS’in sadece eşcinsellerin ve seks işçilerinin bir hastalığı olmadığı yönünde görüşlerin benimsenmesi gündeme gelecektir. Bu doğrultuda HIV salgınının başlangıcından itibaren önleme konusunda öncelik verilecek grupların saptanması konusunda görüş ayrılıkları olmuştur; ancak zaman içinde hastalığın doğası, yayılma biçimi ve hedef aldığı grupların cinsel davranışları konusundaki bilgiler geliştikçe bu tartışma daha sağlam zeminlerde yapılmaya başlanmış ve salgının önlenmesine yarar sağlayacak stratejilerin daha sağlıklı oluşması sağlanmıştır.

Dr. Cock’un bir salgınbilimci (epidemiyolog) olarak söyledikleri ülkemizdeki medya organında yanlış biçimde tercüme edilmeden yer alsaydı çok fazla karşı çıkılacak bir yönü olmayacaktı. Dr. Cock, ‘Afrika dışındaki ülkelerde heteroseksüeller arasında ‘yaygın’ bir salgının beklenmediğini’ öne sürmüştür. (1) Heteroseksüellerin bu salgından etkilenmeyeceklerini söylememiştir. Dr. Cock, salgından en fazla etkilenecek olan gruplara yönelmenin, salgının hızını kestiğine kesin gözle bakılan erkek sünneti uygulamalarının yaygınlaştırılmasının, partner değiştirme hızını azaltacak stratejilere ağırlık verilmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını; eşcinsellerin damgalanmasının HIV’in yayılımını olumsuz yönde etkileyeceğini ve klasik güvenli cinsellik konusundaki eğitimlerin yaygınlaştırılmasının günümüz için doğru stratejiler olduğunu vurgulamıştır.

Bir toplumda cinsel yolla bulaşan hastalıkların (enfeksiyonların) yayılması başlıca, bu toplumu oluşturan yetişkinlerin cinsel eş değiştirme hızları ve hastalığın bulaşma hızıyla ilgilidir. Yani bir toplumun üyeleri ne kadar sık cinsel eş değiştiriyorlarsa ve her cinsel ilişkide hastalığın bulaşma hızı ne kadar yüksekse hastalığın yayılma hızı da o kadar yüksek olmaktadır. Bu nedenle cinsel yolla bulaşan hastalıklarda salgınların önlenmesinde amaçlanan, bir taraftan toplumdaki çokeşli cinsel yaşamı sınırlamaya ve diğer yönden cinsel ilişki sırasında hastalığın bir kişiden diğerine geçişi engellemeye yönelik olmaktadır. Toplumdaki çokeşli cinsel yaşam biçimlerine müdahale etmenin güçlükleri nedeniyle şimdiye kadar öncelik güvenli cinsel ilişki kurallarının yaygınlaştırılması hedeflenerek, daha çok cinsel ilişki sırasındaki bulaşma hızının kondom kullanımının yaygınlaştırılarak azaltılmasına yönelik olmuştur. Toplumun tüm kesimlerine yönelik kondom kullanımı ve güvenli cinsel ilişki konusundaki eğitimlerin yaygınlaştırılmasının temelindeki gerekçeler bu bilimsel doğrulardan ibarettir. Ayrıca cinsel ilişki sırasındaki bulaşmanın önlenmesi konusunda stratejiler belirlenirken, yani öncelik verilmesi gereken gruplar saptanırken cinsel ilişkinin biçimi de göz önüne alınmalıdır. Korunmasız heteroseksüel ilişki (bu konuda yanlışlığa düşmemek gerekir ve daha doğru olarak vajen-penis ilişkisi demek gerekir) korunmasız anal ilişkiye bakışla daha az bulaş riski taşımaktadır. Bu durum vajen dokusunun anüs dokusuna göre daha koruyucu olmasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle korunmasız anal cinsel ilişkide bulunan gruplar korunmasız vajinal cinsel ilişkide bulunanlara göre salgının yayılması açısından daha önemli bir grubu oluşturmaktadır. Uzun vadede korunmasız cinsel ilişkide bulunan heteroseksüeller (sadece vajen-penis ilişkisinde bulunanlar ve sık eş değiştirenler) arasında salgının yaygınlaşmasının korunmasız anal cinsel ilişkide bulunanlara (ve sık cinsel eş değiştirenler) göre daha fazla olması beklenmektedir. Bu nedenle önleme çalışmalarının bu gruplara yönelmesi hem toplumdaki yaygınlaşmanın hızının kesilmesi hem de bu grupların sağlığının korunması açısından daha doğru olacaktır. Sık eş değiştiren ve korunmasız cinsel ilişkide bulunan herkes HIV/AIDS yönünden risk altındadır. Ancak anal cinsel ilişkideki riskin daha fazla olduğu göz önüne alınmalı ve toplumda hem sık eş değiştiren ve/veya korunmasız anal cinsel ilişkide bulunan gruplara önleme çalışmalarında öncelik verilmelidir.

Özetle söylemek gerekirse DSÖ’nün geçmiş dönemde stratejik yanlışlıklar olarak belirttiği konu aslında yeni elde edilen veriler ışığında salgınla mücadelemizde bugün için nelerin önemli olduğunu vurgulayan bir politik saptamadır. Salgının durdurulması için hangi gruplara önem verilmesi konusunda ve kaynakların nerelerde kullanılması konusunda bir politika değişikliğinin göstergesidir. Bu politika değişikliği yapılırken diğer gruplara bakışla daha fazla risk altında oldukları saptanan korunmasız cinsel ilişkide bulunan grupların ayrımcılığa ve dışlamaya uğramamalarının sağlanması salgının önlenmesinde en az tıbbi önlemler kadar önemlidir. Dr. Cock’un sözleri politik önceliklerin saptanmasıyla ilgilidir ve korunma konusundaki bireysel genel doğrularımız değişmemiştir. Bu doğrular güvenli cinsel ilişki kurallarının uygulanması ile ilgilidir. Dolayısıyla HIV salgınının önlenmesi konusundaki önceliklerin saptanması konusundaki salgınbilim (epidemiyoloji) alanındaki bir saptamanın yanlış yapılmış bir çeviri haberine dayanılarak heteroseksüellerin salgından etkilenmeyeceklerini tekrar etmek ne kadar yanlışsa eşcinsellerin bu salgının kaynağı olduğunu ve ne yaparlarsa yapsınlar bu hastalıktan kurtulamayacaklarını ima etmek de o kadar yanlış olacaktır. Yeter ki toplumun diğer kesimleri için olduğu gibi eşcinsel gruplar da HIV salgınının kendi grupları için ne kadar risk oluşturduğunun farkına varmış olsunlar ve korunma konusunu ihmal etmiyor olsunlar.

(1) ‘Kevin de Cock, the head of the WHO's department of HIV/Aids said there will be no generalised epidemic of Aids in the heterosexual population outside Africa’
[[Link| http://www.independent.co.uk/life-style/health-and-wellbeing/health-news/threat-of-world-aids-pandemic-among-heterosexuals-is-over-report-admits-842478.html]]

Etiketler: insan hakları, sağlık
Nefret