09/11/2020 | Yazar: Gözde Demirbilek

“Dayanışma Sınır Tanımaz” panelinin ikinci oturumu Belçika, İsveç ve Meksika’dan queer ve feminist aktivistlerin katılımıyla gerçekleşti.

“Aktivistler olarak birbirimize bakmalı, iyiliğimizi ve refahımızı düşünmeliyiz” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği (KİH-YÇ) ve Kaos GL’nin LGBTİ+ ve kadın haklarına küresel saldırılar, bu saldırılara karşı direniş yöntemlerini tartışmak, sınırları aşan aktivizmden “ilham almak” için “Dayanışma Sınır Tanımaz” panelini düzenledi.

İlk oturumda KİH-YÇ’den Berfu Polonya Kadın Grevi emekçilerinden Marta Lempart, Brezilya’daki Fé.ministas örgütünden Bruna David, Rusya LGBT Ağı’ndan Svetlana Zakharova ve Südertön Üniversitesi’nden Elzbieta Korolczuk konuk oldu.

Panelin ikinci oturumunda ise Götoborg Üniversitesi’nden Olga Sasunkevich, Meksika’dan kesişimsel feminist aktivist Marisol Ruiz Celorio ve Avrupa Lezbiyen* Konferansı’ndan (EL*C) Leila Lohman konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun kolaylaştırıcılığını Kaos GL Medya ve İletişim Program Koordinatörü Yıldız Tar üstlendi.

Rusya, Türkiye ve Kuzey ülkelerinde toplumsal cinsiyet

Oturumun ilk konuşmacısı Göteborg Üniversitesi’nden kıdemli öğretim üyesi Olga Sasunkevich oldu.

Sasunkevich, üç meslektaşıyla birlikte Türkiye, Rusya ve Kuzey ülkelerinin kültürel ve siyasal süreçlerinde toplumsal cinsiyetin etkilerini üzerine çalıştığı “Spaces of Resistance. Study of Gender and Sexualities in Times of Transformation” projesinden bahsetti:

“Projeye ilk bakışta Türkiye ve Rusya örnekleri toplumsal cinsiyet bağlamında benzerlik gösteriyor Kuzey ülkeleri alakasız duruyor. Oysa toplumsal cinsiyetle alıştığımızın dışında çalışma alanlarında da karşılaşabiliyoruz. Örneğin, İsveç’te toplumsal cinsiyet, ulusal kimlik inşasında büyük rol oynuyor. Ülkedeki göçmen karşıtı hareketlerin söylemlerinden biri de göçmenlerin toplumsal cinsiyeti bilmedikleri iddiasıyla ulusal birliğin bir parçası olamayacağı yönünde. Yani aslında şunu diyor ‘Onları olduğu gibi kabul etmemeli eğitmeliyiz ya da daha iyisi ülkeye almamalıyız’. Biz bu projede ülkelerin jeopolitik konumları ve devletlerin kendilerini konumladığı yerlere göre toplumsal cinsiyetin yerini araştırıyoruz.”

“Hep birlikte hareket etmeliyiz”

Oturumun ikinci konuşmacısı Marisol Ruiz Celorio oldu. Daha önce Kadının İnsan Hakları Savunucuları Uluslararası Koalisyonu’nda Geçici Koordinatör olarak görev alan Celorio, genç feminist örgütlenmesini beslemek konusunda izlenebilecek stratejileri paylaştı:

“Toplumsal hareketlerin kendi içine kapanmasını engellememiz gerekiyor. Hep birlikte hareket etmeliyiz ve genel bir adalet hareketi olarak çıkmalıyız; kesişimsellik önemli. Muhafazakar harekete bakarsak onlar tüm bu hareketlere zaten karşılar, insan hakları savunucuları topyekün saldırıya uğruyorlar. Sadece feminist ve LGBTİ+ merceğinden değil tümüyle insan hakları savunucuları olarak bakmamız gerekiyor. Bizi düşürmeye çalışanların ekmeğine yağ sürmeyelim.”

“Esnek olmak önemli, aktivistlerin kendine bakması çok önemli. Bütün bu farklı saldırılara karşı ne yapılabilir diye baktığımızda durumun çok stresli olduğunu görmek lazım. Çoğumuz için çok zor bir yıl oldu aktivizm açısından. Topluluğun birbirine bakması, kendi iyiliğimiz ve refahımız önemli. Ne yaşadığımızı paylaşabileceğimiz mekanların bulunmaması her şeyi zorlaştırdı. Kullandığımız stratejilere bakarken bunları da gözetmeliyiz.”

“Pandemi buluşmaları büyük yankı buldu”

Oturumun ve panelin son konuşmacısı Leila Lohman ise Avrupa Lezbiyen* Konferansı’nın (EL*C) kuruluşundan başlayarak düzenledikleri etkinlikleri paylaştı:

“ILGA Europe’un toplantısında ihtiyaçlarımızı konuşurken lezbiyenlerin kendilerine ait, konuşacakları bir alan olsun istedik. Program olarak da iki yılda bir farklı ülkelerde bir araya gelmeyi konuştuk ama pandemi sebebiyle 2020 buluşmamızı gerçekleştiremedik. Konferansı bu yüzden 2021’de Brüksel’de yarı çevrimiçi yarı yüzyüze, 2022’de ise Madrid’de gerçekleştirmeyi planlıyoruz.”

“Pandemide, belki zaten çevrimiçi buluşmalarla bir araya gelen bir ekip olduğumuz için enteresan ama, çevrimiçi örgütlenme konusunda biz de zorlandık. Ve “Evlerine Kapanan Lezbiyenler Dinliyor” (LLL) etkinliklerini yapmaya başladık. Sürekli çevrimiçi ortamdaydık, kim katılmak istiyorsa istediği saatte bulunduğu ülkeden katılıyor ve neler yaşadığını anlatıyordu. Daha sonra Türkçe ve Rusça konuşulan oturumlarımız da oldu, proje çok iyi yankı buldu. Zaman içinde biraz daha değiştirerek tematik buluşmalara geçtik. Hem örgütlenmesi kolay hem de etkili. Konuşmacılara da daha kolay ulaşıyoruz böylece. Şimdi sırada lezbiyenlerin pandemide nasıl etkilendiğine dair bir araştırma çalışmamız olacak.”

Lohman’ın konuşmasının ardından ilk oturumda konuşması planlanan ancak Polonya’daki kürtaj yasağına karşı eylem yoğunluğu sebebiyle gelemeyen Polonya Kadın Grevi emekçilerinden Marta Lempart panele bağlandı ve alandan paylaşımda bulundu.

“Dayanışma Sınır Tanımaz” paneli 200’e yakın katılımcıyla, soru cevap etkinliğinin ardından kolaylaştırıcı Tar’ın etkinlik özetiyle sona erdi.


Etiketler: kadın
Nefret