29/12/2010 | Yazar: Ümit Alan

Zaman gazetesinin oldukça mahir bir reklam ajansı var.

Alkollüyken Zaman Okumak Caiz mi? Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Zaman gazetesinin oldukça mahir bir reklam ajansı var. Gazeteyi iyi inceliyor ve hangi yönü zayıfsa orayı tespit edip reklam yapıyor. Zaman reklamlarının, gazeteyi cemaat dışına açmayı amaçladığı da açıkça görülüyor. Cemaat haricindeki reklam profesyonelleriyle çalışmaları da bunun bir göstergesi. Bu profesyoneller de kendi görmek ve göstermek istedikleri Zaman gazetesinin reklamını yapıyorlar. Köşe Vuruşu’nda defalarca yazdım, misal; “önyargılarınızı kırın” diye reklam yapıyorlar, gazete kendileri gibi düşünmeyenlere karşı önyargılı haberlerle dolup taşıyor. Misal; “yaftalamadan düşünün” diye reklam yapıyorlar, gazetede yumurta eylemcilerini bir çırpıda terörist ilan etmekten tutun, “Aleviler darbecidir”e kadar yaftanın daniskası sayılabilecek haber ve yazılar çıkıyor. Reklamcılar haksız değil; muhtemelen tüketici araştırmalarının sonucunda ortaya çıkan içgörülerden yararlanıyor ve orada olumsuz çıkan görüşleri olumluya çevirmeye çalışıyorlar. 

Zaman gazetesi ve reklam ajansı muhtemelen 2011’deki reklam stratejileri üzerine çalışmaya başlamıştır. Mademki, hep zayıf yönlere odaklanıyorlar, kendilerine şu ara muhtemelen “iktidar sarhoşluğu” nedeniyle iyice ayyuka çıkmış bir zayıf yönlerinden bahsedebilirim. Özellikle geçen ay Zaman gazetesinde içkiye ve içki içenlere karşı bir önyargı ve yaftalama eğilimi baş gösterdi. Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda bu eğilimi örneklerle incelemek isterim. 

İÇKİ İÇEN ÖĞRENCİLER HEDEFTE

Bir ay kadar önce Zaman gazetesinde Anadolu Üniversitesi İletişim Bilişimleri Fakültesi’ndeki bir öğrenci partisinin haberi çıktı. Haberin başlığı, sanki içki içmek yasaklanmış gibi “Üniversite kantininde içkili parti” şeklindeydi. Partide içki yüzünden herhangi bir olay çıkmamasına rağmen gazete, partiyi düzenleyen öğrencilerin Facebook sayfasındaki isimlerine kadar vererek hedef gösterir nitelikte haber yapıyordu. Bu tarz partilerden rahatsız olan bir grup öğrencinin de olduğunu bildiren Zaman gazetesi, bu öğrencilerin isimlerini vermiyor ama isimlerini vermediği öğrencilerin ağzından “biz de teşvik ediliyoruz, ahlakımız bozuluyor” minvalinde haber yapıyordu. Haber, partilerde aşırı miktarda içki tüketildiğinden, zaman zaman taşkınlıklar yaşandığından muğlak ifadelerle söz ediyor; ama yaşandığını iddia ettiği taşkınlıklarla ilgili bir ayrıntı sunamıyordu. 
 
İÇKİ İÇEN ÖĞRENCİLER “SICAK” TAKİPTE
Zaman gazetesi Anadolu Üniversitesi’nden yukarıdaki haberi geçtikten sonra “sıcak” takibini sürdürdü. Bu kez aynı üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi’nden bir sergi haberi geldi. Eski haberi de hatırlatan muhabir, bu kez fakültedeki bir sergi açılışında öğrencilere “sıcak şarap” servisi yapıldığını buyurdu. Haberde sanki sergi anaokulunda açılmış da, 5 yaşındaki çocuklara zorla şarap içirilmiş gibi bir vurgu vardı. Belli ki, Tophane’deki sergi açılışındaki olaylar da hatırlatılmaya çalışılıyordu. Zaman gazetesi yine içki içenlere karşı, içmeyenleri kışkırtan bir haberle sahnedeydi. Belli ki, “birilerine üniversitede içki içmek yasaklansın” mesajı gönderiliyor, içki içenleri cüzamlılar gibi bir yerlere tıkmanın altyapısı hazırlanıyordu. Reklamlarında bahsettikleri “önyargıları” kırma meselesi, sanıyorum alkol gibi önyargılı oldukları şeyleri toptan yok etme şeklinde zuhur ediyordu. 

ALKOLLÜ YERLER FUHUŞ YUVASI GENELLEMESİ!

Tam bir hafta önce yine Zaman gazetesinde manşet altından bir haber çıktı. Tunceli’de birahanelerde çalıştırılan kadın garsonlara tepki amacıyla yapılan yürüyüşün yankılarından söz ediliyordu. Birahaneler fuhuş yapıldığı iddiasıyla kapatılmıştı. Demokratik Haklar Federasyonu’nun; birahanelerde 5 insanın hayatını kaybettiği ve -artık nasıl bir istatistik yöntemiyle belirledilerse- birahaneler yüzünden 88 ailenin dağıldığı iddiasını öne çıkartılıyordu. Tunceli özelindeki olay, incelemeden üzerine yorum yapılamaz. Ancak Zaman’ın haber dilindeki ve görüş alma yöntemindeki rövanşist coşku, sanki bütün birahaneler ve alkollü yerler fuhuş yuvasıymış gibi bir önyargı içeriyordu. “Alevilerin yoğunlukta yaşadığı Tunceli” gibi imalı, ayrımcı ifadelerle, Ankara ve Aydın’daki içkili restoranlara yapılan baskınları, Tunceli’deki fuhuş baskınlarıyla eşitleme gayreti göze çarpıyordu. Hatta üste çıkıp, “medya Alevilerin yaşadığı Tunceli’de olanları niye görmüyor?” ifadesiyle medya eleştirisi bile yapmaya kalkıyorlardı. 

BU SORUYA ‘ZAMAN AYIRIN’

Örneklerden de görüleceği üzere, bu ara Zaman’ın cemaat haricindeki kitleyi tavlamak için en zayıf yanı alkole karşı önyargısı. Reklam ajansı fark etmediyse bile bunu fark etmeli. Hemen içki içenleri de kucaklayan bir reklam yapabilirler. Sonra içki içenleri hedef gösteren haberler sürebilir. Orası sorun değil. Daha önce önyargıları kırmayıp, yaftalamaya devam ettikleri gibi ona da devam edebilirler. Ne diyordu son Zaman reklamı: “Kendinize Zaman ayırın.” Zaman gazetesi de “Farklı düşünenler sol adına susturuluyor” diye manşet atana kadar bir zahmet farklı yaşayanları nasıl hedef gösterdiğini fark etsin. Mesela; “Alkollüyken Zaman okumak caiz mi?” sorusuna “Zaman ayırsın.” Okur da ona göre pozisyon alsın; önyargılarına göz atsın, bunlar “yobaz,” yaşam tarzımıza düşman “yaftası”nı terk veya muhafaza etsin. 

ÜMİT ALAN
 

İlgili Bağlantı: http://www.kaosgl.org/content/%E2%80%9Cyaftalamadan-dusunun%E2%80%9D



Etiketler: insan hakları
Nefret