01/07/2008 | Yazar: Umut Güner

‘‘İbne’ler bir araya gelmişti. O ‘erkek’çe sataşmalara karşı dik durup yazmaya devam etmişlerdi. Seks aramıyorlardı. Bunun üzerine komik ütopyalar dahi ürettiler. Ne ajanlığımız kaldı ne de bölücü faaliyet iftiraları. Belki hala birçoğu istemiyor, üyeliğimizi ve kişiliğimizi yıpratma çalışmaları hala mevcut. İşte bu tecrübe de sözde eğitimli kişilerden oluşan yerleşke elemanlarının ne derece cahil olduğunu gösteriyor.’ Geçtiğimiz günlerde kurulan Altırenk Avcılar EBTT Oluşumu’ndan Eren sorularımızı yanıtladı.

‘‘İbne’ler bir araya gelmişti. O ‘erkek’çe sataşmalara karşı dik durup yazmaya devam etmişlerdi. Seks aramıyorlardı. Bunun üzerine komik ütopyalar dahi ürettiler. Ne ajanlığımız kaldı ne de bölücü faaliyet iftiraları. Belki hala birçoğu istemiyor, üyeliğimizi ve kişiliğimizi yıpratma çalışmaları hala mevcut. İşte bu tecrübe de sözde eğitimli kişilerden oluşan yerleşke elemanlarının ne derece cahil olduğunu gösteriyor.’ Geçtiğimiz günlerde kurulan Altırenk Avcılar EBTT Oluşumu’ndan Eren sorularımızı yanıtladı.

KAOS GL - 01/07/2008

Umut Güner

Bilgi, Boğaziçi, ODTÜ derken yeni bir üniversite örgütlenmesi haberi İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü’nden geldi. Altırenk Avcılar Eşcinsel, Biseksüel, Travesti, Transeksüel (EBTT) Oluşumu şimdilik internet forumları üzerinden mücadele yürütüyor. Yeni eğitim sezonuyla birlikte kampüs içinde çalışmalarını artıracak görünen Altırenk’ten Eren ile konuştuk.

Avcılar EBTT örgütlenmesi öncesinde bir de Boğaziçi Üniversitesi’nde (BÜ) kurulan Legato deneyimi var. Legato girişimi ile nasıl tanıştın ve birlikte neler yaptınız?

Eşcinsel hareketini az çok takip ediyordum, mail grupları ve arada bir Lambda’yı ziyaret ederek... Bu mail grupları üzerinden BÜ-Legato ile ilgili bir mail gördüm, ilgimi çekti ve hemen yazdım. Sıcak bir cevap aldım ve okuldan bir arkadaşımla bir toplantılarına katıldık. İçimde hep bir iş yapma isteği vardı. Bir de BÜ-Legato’nun esnek yapısı çeşitli işler ortaya koymaya kolaylık sağlıyordu. Toplantıları takip etmeye çalıştım elimden geldiğince. Filmler izliyorduk, yazı çalışmaları yapıyorduk, kısmi okumalar ve tartışmalar... Okulun çalışmaya açık bir yapısı vardı. Diğer okullara göre görece sosyal bir yerde dahi asosyal ruhun aşılandığını görebiliyoruz. Birçok imkanı olan kulüpler alışılagelmiş işlerle uğraşırken biz okula çalışmalarımız devam ettiğini belirten gökkuşaklı afişler asabildik. Kampüste bulunan film merkezi de 2008’de üçüncüsü yapılmış olan film seçkileri çalışmasına destek verdi. Ben bunların son ikisine katılabildim. Bu arada aktivist yönümü EBTT hareketi üzerine kaydırmak istedim.

BÜ-Legato deneyimi sana neler kattı?

Alan çok işlenmiş bir alan değil, toplumun izole ve aydın kesimi olan üniversite gençliği de aydınlanma ihtiyacı güdüyor. Malum önyargılar üniversite alanına da hakim. Bütün halktan ziyade üniversite içi çalışmaların dönüşü daha verimli olabilir diye bu grup çalışmasını önemsedim. Film gösterimleri de sorunlarımızın EBTT bireyler dışındaki bireylere yansıtılması, kendi içimizde de bir şeylerin oturması, iş yapma eğiliminin kuvvetlenmesi gibi yönlerden kuvvetlendirici etki yaptı. Hem sanat alanında bilgilenmiş oluyorduk, hem de bir topluluğa film sunmaktan öte okula bir şeyler anlatmaya çalışıyorduk. Filmleri seçen arkadaşımız da gayet iyi seçimlerle işimizi kolaylamıştı.
BÜ-Legato ile eşcinsel hareketin içindeki ayrı renkleri de görebilme fırsatım oldu. Çok iyi gözlemler olmasa da okul alanını işlemek açısından iyi bir deneyimdi. Fakat kendi kampüsümde buna benzer bir çalışma hatta öncesinden bir birlik örgütlemek aklıma gelmemişti. Oradaki deneyimlerim bir nevi okul içinde okul oldu.

Avcılar EBTT veyahut Altırenk fikri nasıl doğdu?

Tekil bir birey olarak bir şey yapma hevesim pek yoktu. Okulda tanıdığım birkaç gey de apolitik ve onun da ötesinde yozlaşmış kişilerdi. Bir çalışmayı onlarla başlatmak anlamlı olmaz diye düşünüyordum. Lambda’yı ziyaretlerimden birinde, eskiden tanıdığım, bir zamanlar Beyazıt’ta okumuş olan bir arkadaşıma rastladım. BÜ-Legato üzerine laflarken neden şehrin en büyük okulunda da bu tür bir çalışma olmasın dedik ayaküstü. O andan itibaren kafamda bir şeyleri şekillendirmeye çalıştım. Boğaziçi’ndeki gösterimlerden birine çağırdığım okul arkadaşıma düşüncemizi açtım ve o da buna sıcak baktı. Ondan sonra nasıl olabileceği üzerine kafa yorduk. Lambda’da rastladığım o arkadaşa bir daha ulaşamadım, daha doğrusu denk gelmedik. Avcılar üzerinden kafa yormaya başladı. Kampüsteki arkadaşımla iletişim yollarını düşündük. İsmin ne olabileceği, kampüsün lokal sorunları vb. birçok şey üzerine kafa yorduk. Hedefimiz daha çok bir bilinçlenme sağlamaktı. Hareket alanımızı ve yöntemlerimizi bunun üzerine kurgulamaya çalışıyoruz. Bugün kampüs içinde olabilecek en sosyal EBTT faaliyeti buluşup gezmek olabilir. Bu da zaten birçok bireyin kendi gayreti ile de yapabileceği bir şey. Bilinçlenme sağlanması isteniyorsa olayın muhatapları da EBTT bireylerdir. O yönüyle bir nevi de sorumluluğumuz aslında bunu yapmak. Çünkü okula ilk geldiğimiz aylar belki de yıllar boyunca kimliğimizi sorgulamakla meşgul olabiliyoruz hala.
Lisenin çocukluk günleri ve üzerimizden attığımız sınav yükünün ardından birkaç boşlukla beraber kimliğimizle ilgili sorunlar da dünyamızı kaplıyor. Üstelik bu bilinçsizlik hem EBTT bireyi hem de dışarıdakileri etkiliyor. İki kişi başlamak bize sorun olmadı. Ya hiçbirimiz bir şey yapmayacaktı ve ortadaki sıfır iyice büyüyecekti ya da iki kişi de olsa olaya el atarak tek tek de olsa kazanımlar elde edecektik.

Ve sonra?..

Arkadaşımın Altırenk isminde bir google grubu vardı. Biz onu Yahoo üzerinden kurguladık tekrar. İsim, çeşitliliğe yaptığı vurgu ve alttan alta gökkuşağını da hatırlatması ile cazip geldi. Legato gibi işlenmiş bir isim olsun istemedik. Sadece EBTT bireylerin çeşitliliği değil aynı zamanda her türden farklılık bizim için bir zenginlik. Bugün bakıldığında BÜ-Legato çatısı altına girmiş insanların içinde belki üç farklı ulus, birkaç farklı mezhep/din gibi çeşitliliklere rastlayabiliriz. Bu insanlar içten içe bize dayatılan şovenizme uysalardı bırakın iş ortaya çıkarmayı belki çok farklı sorunlara da sebep olabileceklerdi. Bu da çalışmanın farklı bir anlamda değer kazanmasına sebep oluyordu. Bugün neden EBTT bireyler bu kadar dışlanıyor? Var olan düzen kendini krizler üzerinden var ediyor. Kendini belli sürelerde tekrarlayan ekonomik krizler, kirli savaşlar, politik restleşmeler, ulusal sorunlar vb. Bunlara biriken öfke bir yerlere akıtılmalı. Sistem sorunlar yumağını örerken kendince çözümünü de düşünüyor. Adına ‘ötekiler’ dediği kimi suni, kimi doğal gruplar oluşturuyor. Örneğin Kürtler bu ötekiler içinde yer alabiliyor. Başköşenin asli ortakları da maalesef EBTT bireyler. Egemenlerin altı boş ahlak, aile, din vb tanımlarına sığamadığımız için aslında belki de aldığı asgari ücrete kızan bir genç, bir travestiyi öldürerek öfkesini boşaltabiliyor. Onun için ‘erkek’ olmak bir gurur kaynağı oluyor ve bu ona yetiyor. İşte burada çeşitliliğe daha bir sahip çıkmak gerekiyor. Yani problemler aslında birbirinden çok bağımsız değil. Evet, EBTT konuları üzerinden bir bilinçlenme, bunu yaparken de sistemin belki de şimdilik tekdüze bir eleştirisi bizim hedefimiz. Bunun üzerinden de sadece EBTT terimlerin kısaltması üzerinden iş görmek istemedik. Bu kadar ile az çok hedefimizi ve kuruluşumuzu özetleyebiliriz.

Altırenk neler yapmayı planlıyor?

Planlarımız çok belirgin şeyler olmadı. Birkaç haftadır varız diyebiliriz bu isimle. Ama yaşadıklarımı/mızı sizinle paylaşmak isterim. Altırenk ismiyle genelinde kampüs öğrencilerinin üye olduğu bir foruma girdik. Burada topluluğumuzu örmeye ve büyütmeye çalıştığımızı anlattığımız başlıklar açtık. Sitenin havası birden dumanlandı. Alabildiğine küfür içeren özel mesajlar, yazılarımıza eklenen çirkin yorumlar başta bizi biraz yordu. Ama biz bilimsel meşruluğumuz üzerinden çizgimizi bozmama kararı aldık. Eşcinsel kelimesi, lezbiyen kelimesi ilk kez kullanılıyordu burada ve anormal olan bir şey vardı. Admin ve moderatörlerden akıl veren mesajlar aldık. Israrla ahlaksız olmadığımızı ve ahlaki değerlerin ötesinde bir durum olduğunu vurguladık. Forum kurallarına da uyuyorduk. Kimi kümelenmelerle chat odasında ya da yazdığımız yazılar sonrasından sanaldan sataşmalar oldu. Bu arada bu konu üzerine de bir tartışma ortamı yaratmış olduk. Gelen onca çirkin mesaj ve yorumla beraber bazen destek içeren yazılar da geliyordu. Beni siteye üyelik deneyiminde en mutlu eden şey insanların bizim bilimsel olarak normal olduğumuzu az çok kabullenmesi oldu. Bizim bir seks objesi olarak sunulan imajımız biraz olsun sendeledi. ‘İbne’ler bir araya gelmişti. O ‘erkek’çe sataşmalara karşı dik durup yazmaya devam etmişlerdi. Seks aramıyorlardı. Bunun üzerine komik ütopyalar dahi ürettiler. Ne ajanlığımız kaldı ne de bölücü faaliyet iftiraları. Belki hala birçoğu istemiyor, üyeliğimizi ve kişiliğimizi yıpratma çalışmaları hala mevcut. İşte bu tecrübe de sözde eğitimli kişilerden oluşan yerleşke elemanlarının ne derece cahil olduğunu gösteriyor. Çalışma yakıcı bir şekilde bir ihtiyaç olarak ortada duruyor.
Kurulma ya da daha doğrusu iş yapma kararı alma dönemimiz finallere doğru olduğu için okulda belirgin bir çalışma planlamadık henüz. Üstelik iki kişi olduğumuz için üye kazanma gibi bir amacı ön planda tutma ve buna yönelik fikirler üretmekle meşgulüz. İsteriz ki öğrencilerin dışında da memurlar ya da kantinde çalışan elemanlar da duyarlılık göstersin. Ama realiteler ortada. Önümüzde alınacak upuzun bir yol var ve yürüdükçe göreceğiz yolun çukurlarını, engebelerini. Şu anki üyeler olarak maksadımız klasik bir çalışmanın ötesini hedeflemek. İş böyle olunca yol daha da uzun ve atmosfer daha da boğucu olabiliyor. (UG,UY)

*Konuyla ilgili adresler:

avcilar_EBTT@yahoo.com

antiadaptive@hotmail.com


Etiketler: insan hakları, eğitim
nefret