10/09/2008 | Yazar: Umut Güner

Ayrımcılığa karşı sanat kampı sona erdi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Amerikan Büyükelçiliği’nin destekleriyle ‘Ayrımcılığa karşı sanat kampı’ 2-7 Eylül 2008 tarihleri arasında Kapadokya – Göreme’de gerçekleştirildi. Farklı sivil toplum örgütlerinden ve bireysel olmak üzere toplam 23 kişinin katıldığı sanat kampında, seramik, dans, drama teknikleri ve psikoloji temelli atölyelerle katılımcılar hem eğlendiler hem de ayrımcılık konusunda bilgilendiler.



İlk gün, eğlenerek tanıştık. Sonrasında beklentilerimizi anlattık, kampa neler getirmiştik ve kamptan giderken neler götürmek istiyorduk. Herkes umutlarını getirmişti, umutlarımızı birleştirdik ve çoğalttık. Kampın bir kelebek etkisi yaratacağını düşünerek yola çıkmıştık ve bu umudumuz giderek çoğalmakta.

Kampın ikinci günü ikiye bölündük. Aslında grup çalışması gereği böyle bir çalışma yürüttük. Bir grup otelde psikoloji atölyesinde kalırken diğer grup ‘eğlen coş’ tadında seramik atölyesine gitti. Seramik atölyesinde ikiz ustalarımız Mehmet ve Levent bize seramik yapmayı öğretti. Elbette o kadar kısa sürede değil. Elimize aldık çamurları ve yaratıcılığımızla yoğurduk da yoğurduk.



Biz seramik atölyesindeyken diğer grup da Psikolog Mahmut Şefik Nil ile birlikte psikoloji atölyesindeydiler. Ancak sonradan öğrendik ki onlar da seramik çamurunu yoğurmaya başlamışlar psikoloji atölyesinde. Sonrasında biz Mahmut ile psikoloji atölyesine girdiğimizde diğer grup bizden kalan çamurlarla oynamak için ikizlerin atölyesinin yolunu tuttu.



Üçüncü günü, Kız Kulesi ile açtık. 3 saatlik bir oturum sonrasında Kız Kulesi’nden çok çok şey öğrendik. Hep birlikte güzel fotoğraflar çıkarmayı hedefleyen ‘şip şak’ atölyesini otelin heryerinde koşuşturarak yaptık. Biz fotoğrafların çekilmesi esnasında da çok eğlendik. Fotoğrafları değerlendirirken de çok eğlendik.



* Şipşak atölyesinden bir enstantene

Sonrasında birbirimizle söyleşi yapmaya başladık. Toplam 12 söyleşi elde ettik, transeksüel olmak, Hristiyan olmak, Alevi olmak, Kürt olmak, kadın olmak gibi başlıklar çerçevesinde birbirimizle söyleştik. Kaos GL’nin ‘İnsan hakları özel sayısı’nda yer alacak söyleşileri merakla bekliyoruz.



Dördüncü gün, vadi yürüyüşü planlamıştık. Sabah sekiz buçukta rehberimiz Gaye eşliğinde Uçhisar’dan yürümeye başladık. Patikalardan, çok eski tünellerden geçtik. Aşk vadisinde konakladık. Güldük, eğlendik, öğrendik. Sonrasında da Çavuşini Köyüne vardık. Orada biraz soluklandıktan ve Kapadokya’nın simgesi Dokuzuyurları gördükten sonra otele geri döndük. Vadi yürüyüşü bizi yordu diye düşünürken üstüne Yasemin Öz’ün ayrımcılık söyleşisi eklendi.

Sonrasında ise, beşikten mezara uygulaması ile farklı alanlarda ayrımcılığa uğrayan insanların sorunlarına odaklanmaya çalıştık.



Akşam katılımcılarımızdan bir arkadaşımızın organize ettiği dans atölyesi ile dans ederken kendimiz olmayı ve bakışlardan rahatsız olmadan özgürce dans edebilmeyi öğrendik.

Bu beş gün boyunca hem sanat aktivitesi olması hem de eğitim boyutundan çok kamp havasında geçmesi nedeniyle boş zaman aralıkları yaratmaya çalıştık.

Pazar sabahı ise, tiyatro, müzik, şiir ve resimle gençlik ve ayrımcılık konusunu sergiledik. Biz bu kamptan çok şey öğrendik. Daha çok şey öğrenmek için kampın gelenekselleşmesi konusunda hem fikir olduk. Gözümüz arkada Göreme’den ayrılırken seneye umarım bu kampı tekrarlarız düşüncesini dillendirdik durduk. Gelecek sene farklı bir yerde farklı bir zamanda aynı umutlarla görüşmek üzere.


Etiketler: insan hakları
nefret