17/10/2022 | Yazar: Yıldız Tar

17 Mayıs Derneği’nden Dünya Yoksullukla Mücadele Günü etkinliği: “Yoksulluğu tanımlarken asgari geçim standartları yerine onurlu bir yaşam için gerekli temel koşulların dikkate alınması gerekir.”

Ayrımcılık, LGBTİ+’ları hem yoksullaştırıyor hem de yoksulluktan kurtulmasını engelliyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

17 Mayıs Derneği, Dünya Yoksullukla Mücadele Günü’nde LGBTİ+ yoksulluğunu hatırlatmak için söyleşi düzenledi.

Ankara’da yapılan etkinlikte 17 Mayıs Derneği’nden Anjelik Kelavgil, ‘Ayrımcılıktan Yoksulluğa: Türkiye’de LGBTİ+’lar’ raporunu sundu. Kelavgil, “Yoksulluğa ekonomik boyutunun yanı sıra temel insan haklarına erişim çerçevesinden bakan Ayrımcılıktan Yoksulluğa: Türkiye’de LGBTİ+’lar raporu, mevcut durumun ortaya konulması ve bundan sonraki süreçte daha detaylı çalışmalar yapılması için bir başlangıç noktası” diyerek ayrımcılık ve yoksulluk ilişkisini anlattı.

“Yoksullaşma ve ayrımcılık döngüsü LGBTİ+’ların tüm hayatını sarıyor”

Her gün uğradıkları ayrımcılığın hem LGBTİ+'ları yoksulluğa yaklaştırdığını hem de yoksul olan LGBTİ+'ların bu yoksulluktan kurtulmak için gerekli araçlara erişimini engellediğini hatırlatan Kelavgil, şöyle devam etti:

“Yoksullaşma ve ayrımcılık döngüsü LGBTİ+’ların tüm hayatını sarıyor. Yoksulluğu çok boyutlu olarak algılamamız gerekiyor. Türkiye gibi giderek yoksullaşan ülkelerde medeni ve siyasal haklar mücadelesinin bir lüks olduğuna ve bunlara odaklanmanın yoksullar için gerçek dışı olduğuna dair inanç gittikçe artıyor. Ancak içinde maddi yoksunluğun yanında güçsüz bırakmanın, damgalamanın, ayrımcılığın ve dışlamanın olduğu bir kısır döngüden bahsediyoruz. Dolayısıyla hem yoksullukla mücadelenin hem de insan hakları mücadelesinin birlikte yürütülmesi gerektiğine ikna olmamız, karşımızdakileri ve yanımızdakileri ikna etmemiz son derece önemli. Çünkü Türkiye’de yaşayan ve hak mücadelesi yürüten LGBTİ+’lar olarak biri olmadan diğerinin olamayacağının en yakın tanığıyız.”

Onurlu bir yaşam için gerekli temel koşullar

Yoksulluğu tanımlarken, onurlu bir yaşamın temel koşullarını tanımlamak gerektiğini vurgulayan Kelavgil, “Yoksulluğu tanımlarken asgari geçim standartları yerine onurlu bir yaşam için gerekli temel koşulların dikkate alınması gerekir” dedi. Kelavgil, sunumun devamında Hindistan’da açlık ve kalkınma üzerine çalışan ekonomist Amartya Sen’in şu sözlerinden alıntı yaptı:

“Siyasal ya da kişisel hak ve özgürlükleri olmayan insanlar, yeterli ekonomik güvenliğe sahip oldukları (ve elverişli iktisadi koşullardan yararlandıkları) zaman bile yaşamlarını yönlendiren önemli özgürlüklerden ve kamusal meselelerde hayati kararların alınmasına katılma fırsatından yoksun kalırlar.”

Kelavgil, mevcut iktidarın yoksullaşma ve enflasyonu reddetme gayretini eleştirerek şöyle devam etti: “İktidar, yoksullukla sadaka kültürü ile baş etmeye çalışıyor. Bunu yaparken de eşitsiz davranıyor.”

Rapor hakkında

17 Mayıs Derneği, Eylül ayında “Ayrımcılıktan Yoksulluğa: Türkiye’de LGBTİ+’lar” raporunu yayınladı. Rapor Türkiye’de LGBTİ+’ların ayrımcılık ve yoksulluk bağlamında neler yaşadığını ortaya koyarken LGBTİ+’lara dönük hak ihlallerini yoksulluk çerçevesinden yeniden değerlendirdi. Dicle Çakmak’ın hazırladığı rapor insan hakları literatüründe önemli bir kaynak görevi üstleniyor.


Etiketler: insan hakları, çalışma hayatı
nefret