04/06/2020 | Yazar: Kaos GL

Ayrıntı Yayınları’nın LGBTİ+ kitapları Onur Ayı boyunca %40 indirimli olarak satışta.

Ayrıntı Yayınları’nda Onur Ayı indirimi Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Ayrıntı Yayınları, geçtiğimiz günlerde Onur Ayı’nı kutlamıştı. Yayınevinin LGBTİ+ kitapları da Haziran ayı boyunca %40 indirimli olarak satışta olacak.

Hangi kitaplar indirimde?

Homintern

Gregory Woods’un “Gey Kültürünün Modern Dünyayı Özgürleştirmesi Üzerine” alt başlığıyla çıkan ve Kıvanç Tanrıyar tarafından Türkçeleştirilen Homintern kitabı’nın tanıtımı şöyle:

“Homintern, yani Homoseksüel Enternasyonal: Eşcinseller için Komünist Enternasyonal'den türetilmiş, gelişigüzel bir şakadan ibaret. Heteroseksüeller açısından bakıldığında ise ajanlıkla ilgili komplo teorilerine zemin oluşturacak, en iyi ihtimalle düzcinselleri dışlayan bir mason camiası. Şaka bir yana, LGBTİ+ hareketin öncülü sayılabilecek, uluslararası bir ağ ören böyle bir toplumsal yapı varolmuştu. Gregory Woods, tam da 19. yüzyıl sonundan 1970'lere değin varolmuş bir toplumsal dokuyu tasvir ediyor. Fin-de-siècle Avrupa'sında cinsel normlara aykırı gelen bireyleri ezen skandallar üstüne skandallar patlak verirken, onlar da cebren tecrite maruz kalıyor ya da hem cinsel hem kültürel ilişkiler ağını örmek üzere gönüllü olarak kendi kaçış çizgilerini çekiyorlardı. Bu tip bir çok yönlü istikamet Modernizmi kuran Sodom'un kalelerini örmüştür. Mitsel nitelik kazanan, Kuzey Avrupa'nın Püritenlik baskısından kurtulmuş Kod Napolyon'un Paris Sodom'u, Weimar'ın Berlin Sodom'u ya da Harlem'in New York Sodom'u… Kuzey Avrupa'dan ve Amerika'dan egzotik Güney'e doğru çekilen çizgiler ise bohem eşcinsellere –yerlisi olmadıkları sürece– görece müsamaha gösterilen, rahat ortamlar sağlamıştır. Diğer yandan Güney, Sodom mekânsallaşmaları içinde (mesela Tanca, Sicilya, İskenderiye) eşcinsellerin kendi tarihsel köklerini aradıkları bir diğer mitik mizanseni oluşturmuştur. Tüm bu yolculuklar boyunca bohem çevrelerin edindiği deneyimlerin kültür ve sanat alanındaki izdüşümleri, devasa uluslararası projelerle sonuçlanmıştır. Uluslararası kadrolarıyla tüm dünyayı gezen dev kumpanyalar, edebiyatta eşcinselliğe odaklanan okumaların yapıldığı kültür merkezi işlevi gören salonlar, sadece eşcinseller için ürün veren kitapçılar ve en önemlisi Nazi Almanya'sında yakılıp yok edilen Magnus Hirschfeld'in Cinsel Bilimler Enstitüsü bu kesişim noktasının verimli ürünleri olmuştur...”

Aykırı Cinsellikler

 “Türkçe Edebiyat'ta Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği” alt başlığıyla çıkan “Aykırı Cinsellikler” kitabının yazarı Kıvanç Tanrıyar’ın kaleme aldığı tanıtım metni şöyle:

“Erken dönem Türkçe edebiyatta heteroseksüel rejime direnç gösterdiği üzere “arzu” üzerine yazma fikri, birkaç yıl önce yerli edebiyatta LGBTİ üzerine bir araştırma yapma kararını verdiğimde birdenbire ortaya çıktı. Araştırma için yola çıkarken ilk etapta figürleri, yazarları, karakterleri LGBTİ olarak türleştirme hatasına düşmüştüm. Bu tip bir türleştirme pratiğinin meşru olabilmesi için ele aldığım dönemin LGBTİ diye adlandırılabilecek bir politikleşmeyi sağlamış olduğunu da ispatlayabilmem gerekiyordu. Hâlbuki araştırmanın ilerleyen safhaları, arzu ve beden eksenli bir okumanın bu tip bir türleştirmeyi aşmanın bir zorunluluk olduğunu gösterdi. Guy Hocquenghem'in ünlü sözünün de akla getirdiği üzere: “ ‘homoseksüel arzu' ifadesi anlamsızdır. Arzu homoseksüellik ve heteroseksüellik alt başlıklarına ayrılmaz.” Bu kitap, “heteroseksüel arzu” gibi bir alt başlığın olduğunu varsayan bir anlayışla yazılmadığı için genel olarak “olma” ve “sahip olma” eksenindeki bütün enerjilere normatiften sapma ölçüsünde mümkün olduğunca yer verdi, bu işleyişleri heteroseksüelliğin de yer aldığı bir arzu skalasındaki çeşit gibi ele almadı. Bu bakımdan kitap, “normal” cinselliği dışarıda bırakan bir bütün olarak arzuya ve bedene dair olmaya çalıştı, denilebilir.”

“Bu konuya ilgi duymaya başlamam, bir bakıma, çok da tesadüf eseri denemez, çünkü çıkış noktam Memduh Şevket Esendal üzerine çalışırken toplumsal cinsiyet üzerine yazmaktı ve toplumsal cinsiyet üzerine düşünüş kadın-erkek molar toplanışından çok, bu toplanışa direnmeyi beraberinde getirdiğinden geleceğim nokta bir zorunluluktu. Bu kitap, benim için uzun olduğu kadar, öğretici bir sürecin ürünüdür...”

LGBTİ Bireyler ve Medya

Yasemin İnceoğlu ve Savaş Çoban’ın derleme çalışması “LGBTİ Bireyler ve Medya” kitabının tanıtım metni şöyle:

“Medyanın LGBTİ bireyleri temsili ve onlara karşı tutumu, temel özgürlüklere yönelik nefret söylemi,ötekileştirme, hedef gösterme, etiketleme, hakaret gibi saldırıları içermektedir. LGBTİ bireylere yönelik ayrımcılık medyanın en önemli sorunlarından biridir; medya cinsel yönelimlere ve cinsiyet kimliklerinin eşitliğine önem vermeyen, hatta ötekileştiren bir tutum içindedir. İnsanlar cinsel yönelimleri göz önünde bulundurularak medya alanında iş bulamamakta ya da işten ilk uzaklaştırılanlar olmaktadır. Medyanın söylemi LGBTİ bireyleri hedef alan ve nefret içeren örneklerle doludur. Medya, LGBTİ haberlerini şiddet içeren 3. sayfa haberleriyle, cinsel içerikli, toplum ahlakına aykırı olarak vermekte, LGBTİ bireyleri ise ‘sapkın’ veya ‘canavar’ gibi sunmaktadır. Bu aslında genel anlamıyla tüm ‘öteki’ler için de geçerli bir durumdur.”

“Günümüzde yükselen muhafazakârlaşma ve gittikçe artan baskılar LGBTİ bireyler üzerinde daha büyük baskı yaratmaktadır. Özellikle muhafazakâr medya tarafından açıkça aşağılanıp, hedef gösterilen LGBTİ bireyler ikili bir baskı altında yaşamakta, var olma ve kendilerini kabul ettirme mücadelesi vermektedir. Bu çalışmada LGBTİ ve medya ilişkisi çeşitli açılardan incelenmekte, medyanın ötekileştirici söylemleri eleştirel bir perspektiften hareketle masaya yatırılmaktadır.”

Fermuar Ağız

Laurie Weeks’in “Fermuar Ağız” kitabının tanıtım metni şöyle:

“Bakışlarım, beni lekeli bej halının üzerinden dışarı çekti, sonra da öylece bıraktı. Göğsümde boş bir alan açıldı. Bu aşktı, pencere de denizliği. Buz mavisine dalmak için bir adım attım. Jane, düşme hissi. O kadar soğuktu ki cildim yanıyordu. Aşağı düşerken pencerelerin önünden geçiyordum, o an, her birinin vücut ısısı kendine has birçok insandım. Bazıları yanıyordu, bazıları donuyordu; bazen alev, bazen buz. Bazıları şeker hastasıydı, bazılarının gözü kartal gibiydi, bazılarıysa kördü. Kişiliklerimden birkaçı bazen bayıla bayıla Snickers yer sonra da günlerce çikolatanın ‘ç’si akıllarına gelmez, hatta şeker bile yemezlerdi. Aynı şekilde, bazı benliklerim nikotin bağımlılığından mustaripken bazıları bir iki sigara tüttürür sonra bir daha içmezdi. Bazı kişiliklerimin kolu bacağı kesikti, bazılarıysa kolaylıkla bir apartmanı çekip çevirebilirdi. Bazıları komada; bazıları babalarıyla balıktaydı. Diğerleriyse ucuz hislere dudak bükerdi. Kişiliklerimden biri, öldürmeye meyilli bir diktatörün metresiydi ve bu ilişkiden kaynaklanan frengi hastalığı için hiçbir zaman yeterli tıbbi yardımı alamıyordu.”

“Fermuar Ağız, dönemini tat kaçıran bir dürüstlükle, hem hüzünlü hem de esprili olmayı başaran bir dille anlatan ve 2017 LAMDBA Edebiyat Ödülü'nü alan kışkırtıcı bir roman. 1990'ların New York'u bağımlı bir lezbiyenin yaşadıklarından hareketle resmedilir. İçinde utanç, reddedilme korkusu, hayal kırıklığı, aşk ve bolca uyuşturucu olan bir roman…”

Bu haberdeki tüm tanıtım yazıları Ayrıntı Yayınları’nın web sitesinde yer aldığı hâliyle değiştirilmeden verilmiştir.


Etiketler: kültür sanat
Nefret