11/07/2012 | Yazar: Kaos GL

BDP, Anayasa Uzlaşma Komisyonu talep ve önerilerini dinlemediği için 20 Temmuz’a kadar izin istedi. Sırrı Süreyya Önder, ‘Halka şikayet ediyorum. Her maddede özgürlükler için sınırlandırma gerekçesi ’milli güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak’ olamaz’ dedi.

BDP: Anayasa Komisyonunda Önerilerimiz Tartışılmıyor Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda yeni anayasa yazımına getirdikleri öneriler tartışılmadığı gerekçesiyle 20 Temmuz’a kadar Komisyon’dan izinli sayılmak için dilekçe verdi.
 
Komisyon üyesi BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve BDP Genel Başkan YardımcısıMeral Danış Beştaş, dün mecliste yaptığı basın açıklamasıyla 17-20 Temmuz tarihleri arasında BDP Grubu’nun konuyu değerlendireceğini ve anayasa yazımındaki tıkanmaya karşılık alacakları tavrı belirleyeceğini söyledi.
 
Beştaş ise komisyondan izin istemelerini şöyle açıkladı:
"Anayasa Komisyonu’nda temsil ediliyoruz diye dışarıda yaşanan gelişmelere, hak ve özgürlüklerin gaspına, Komisyonda bize karşı ayrımcı tutumu sessizce izlemeye bugün itibarıyla olanak olmadığı yönündeki kanaatimizle biz bir ara istedik ve bunu yetkili kurullarımızda değerlendirme ihtiyacını dile getirdik.
 
"Bu masadan biz kalkmayacağız. Ama diğer siyasi partilerin masadaki konumlarını gözden geçirmeleri için bu basın toplantısını yapıyoruz.’’
 
Meclis başkanı Cemil Çiçek ise, Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda temsil edilen siyasi partilerin, ’temel hak ve özgürlükler’ bölümünde görüşülmemiş maddelerle ilgili önerilerini 25 Temmuz akşamına kadar Meclis Başkanlığı’na iletme kararı aldıklarını söylerken, Komisyon’un bir sonraki toplantısını 1 Ağustos’ta yapacağını açıkladı.
 
"BDP’nin önerileri tartışılmıyor"
Diğer partilerin önerileri saatlerce tartışılırken BDP önerilerine karşı "paranteze alalım, geçelim" yaklaşımı olduğunu söyleyen Önder, komisyon tartışmalarındaki tıkanmalarda şu noktalara dikkat çekti:
 
* "Ceza hukuku güvenceleri" görüşülürken, ’Tutuklu ve hükümlülere; işkence yapılamaz ve zalimane, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlarda bulunulamaz. Tutuklu ve hükümlünün kimliğini yok etmek, zihinsel ve fiziksel kapasitesini azaltmak amacıyla zihni ve bedeni üzerinde her türlü yaptırım ve tecrit uygulanması yasaktır’ önerisinde bulunduk. Bunu hukukun hangi evrensel süzgecinden geçirseniz geçirin itiraz edilecek hiçbir şey yok ancak diğer üç parti de bu maddenin Öcalan için tasarlandığını söyledi. Oysa aynı durumda olan binlerce tutuklu var ülkede.
 
* "Düşünce ve ifade özgürlüğü" maddesi görüşülürken, ’’Herkes düşünce, ifade ve kanaat özgürlüğüne sahiptir. Hiçkimse her ne sebep ve amaçla olursa olsun düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. Düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz. Herkes düşünce ve kanaatlerini tercih ettiği dilde hukuken meşru bütün araç ve yollarla tek başına veya toplu olarak ifade etme ve yayma özgürlüğüne sahiptir. Bu özgürlük, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın haber, bilgi ve düşüncelere ulaşmak, bunları yayma serbestliğini de kapsar’’ önerisinde bulunduk. Türk milletine bir anayasa yapıldığı ve bunun bu ülkeyi böleceği dile getirildi. Bir insan düşüncesini kendi diliyle açıklayamazsa nasıl açıklayacak? Bu ülkeyi niye bölsün? Tersinden okuduğumuzda siz bu ülkede nüfusu 15-20 milyon olan halka, ’sen düşünceni açıklama’ ya da ’kendi dilinden başka bir dilde açıkla’ anlamına gelir. Buna niye ihtiyaç var denilebilir. Kürtçe konuşmak, kamusal alanda bir Kürtçe işlem yapmak, mitingde Kürtçe şarkı söylemek ya da slogan atmak, yürütülen mahkemelerde suç delili sayılıyor. Biz bunun paranteze alınamayacağını, en genel ilke olarak bu ülkede hürriyetlerin birleştireceğini, yasakların böleceğini ifade ettik.
 
Anayasa çalışmalarından çekilmeyeceklerinin altını çizen Önder, "Diğer üç siyasi partinin kitle tabanına da sesleniyorum; Bu ülkenin geleceğini, barışını tesis edecek bir şey üzerine çalışıyoruz, kendi partilerinizin yaklaşımı bundan ibaret. Barış istiyorsanız, bu ülkede sizin sahip olduğunuz her hakka herkesin sahip olmasıyla mümkündür. Bu konuda partilerine baskı yapmaya, duyarlılık telkin etmeye çağırıyorum. 82 Anayasasının gerisindeki zihniyeti dile getirmek bu ülkenin geleceğine ve barışına yapılmış suikasttır" diye konuştu.
 
Önder, "Her maddeye, bismillah gibi ’milli güvenlik, kamu düzeni, genel ahlak’ ile başlanıyor. Bıktık usandık bundan. Halka şikayet ediyorum. Her maddede, özgürlükler için sınırlandırma gerekçesi bu olamaz. Hepsine itirazımız var" dedi. (bianet)

Etiketler: insan hakları, sivil anayasa
nefret