14/01/2022 | Yazar: Aslı Alpar

Danimarka’da düzenlenen EuroGames’den üç altın madalya kazanan yüzücü Pars Loren anlatıyor: Queer bir sporcu olarak tüm spor hayatım boyunca fiziksel ve psikolojik şiddete, zorbalığa maruz kaldım.

“Bu sadece benim değil, tüm komünitemizin mücadelesi sonucu kazanılmış bir başarı” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Danimarka, Kopenhag’da LGBTİ+’ların insan haklarını; kültür, sanat, spor alanlarında tartıştıran WorldPride 2021 kapsamında düzenlenen EuroGames’den üç altın madalya kazanan yüzücü Pars Loren’le tanıştınız mı?

Pars Loren, bu yarışmaya Türkiye’den katılan ilk nonbinary yüzücü. Şimdi kendisine kulak verelim.

Türkiye’den katılan ilk queer yüzücü

Yarışmaya nasıl katıldınız?

Geçtiğimiz sene önce Maçka’da ardından Pride günü yaşadıklarımızdan sonra Kopenhag Pride lideri Lars Henrikson tarafından Danimarka’nın Kopenhag kentinde gerçekleşen Worldpride kapsamındaki Euro Games’ e yüzücü olarak davet edildim. Müsabakalara “Erkek” ve “Kadın” dışında “Nonbinary” kategorisinin de eklenmesiyle Türkiye’den giden ilk queer yüzücü / sporcu olduğumu söyleyebilirim.

Başarınızı yeniden tebrik ederiz; hangi dallarda ödül aldınız?

50 metre kelebek, 50 m kurbağalama ve 50 m serbest yüzme stillerinde üç altın madalya kazanarak komünitemizi temsil ettim.

Sporun birçok alanı çok cinsiyetlendirilmiş ve ataerkil otoritelerce yönetiliyor. Yüzme için de bu durum geçerli m?

Evet, ne yazık ki geçerli. Queer bir sporcu olarak tüm spor hayatım boyunca hem fiziksel hem psikolojik şiddete ve zorbalığa maruz kaldım. Yüzme sporu diğer sporlar arasında çok daha güvende hissedebileceğiniz bir yer gibi görünüyor olsa da soyunma odalarında, kulüp takımlarında, antrenmanda, deplasmanda; hem diğer sporcular hem de bazı antrenörler tarafından psikolojik şiddete maruz kaldığımı söyleyebilirim.

“Çocuğunuz dansöz gibi yüzüyor, yüzmeden alın, asla başarılı olamayacak”

Açıkça maruz bırakıldığınız bir ayrımcılık oldu mu?

Spor dünyası gerçekten çok eril ve zaman zaman sorunlu bir yer, haliyle oldu.  Hatırlıyorum 12 yaşımdayken branşım sırtüstüydü ve o zamanlar sırtüstü yüzerken vücudumu çok sallardım. Oldukça fobik bir antrenör herkesin içerisinde sürekli olarak “Erkek gibi yüz, niye belini kıvırıyorsun karı gibi” gibi söylemlerde bulunuyordu. Bütün bunlar yetmezmiş gibi aileme bile “Çocuğunuz dansöz gibi yüzüyor, yüzmeden alın dansöz yapın çünkü asla başarılı olamayacak” gibi söylemlerde bulunuyordu. O fobik antrenörün elinden başka bir antrenör tarafından kurtarıldığımı hatırlıyorum. Bütün bu fobik kişilerle tek başına mücadele etmek gerçekten zordu.

Spora devam ettiniz ama…

Tabi… Bu olaydan dört yıl sonra bir Türkiye Şampiyonasında 50 metre kelebek yarışında Türkiye şampiyonu oldum. Milli takıma girerek Dünya Şampiyonası’na Polonya’nın Poznan kentine gönderildim. Orada da 50 metre kelebek yarışında dünya beşincisi oldum. Maalesef antrenörüm benimle bile gelmedi yarışa.

“Yüzmeye uzun bir ara vermek zorunda kaldım”

Karşılaştığınız bu ayrımcılık zamanla azaldı mı?

Bütün bunlara rağmen içimde hep buruk bir sevinç vardı çünkü etrafım hala homofobik ve zorba takım arkadaşları ve antrenörlerle doluydu. İlk başta, başarımın artmasıyla etrafımdaki insanlar tarafından destekleneceğimi düşünmüş olsam da, asla böyle olmadı. Tam tersine zorbalıklar giderek daha da arttı.

Bu başarıdan sonra tek başıma İstanbul’a taşınarak her şeyden uzaklaşıp yepyeni bir sayfa açmak istedim.

Maalesef bu süreçte yüzmeye uzun bir ara vermek zorunda kaldım, ta ki Kopenhag yarışında komünitemizi temsil ettiğim güne kadar.

Yarından beklentiniz nedir?

Nonbinary bir birey olarak tek istediğim yüzmeye devam edebilmek. Gender-neutral tuvaletleri ve soyunma odalarını kullanabilmek.

Sizin gibi queer sporculara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Spor gibi maalesef çok eril bir dünya içerisinde queer bir yüzücü olarak çok büyük zorluklarla mücadele ederek hayatımın on bir yılını geçirdim. Eminim okuyucularınız arasında bir yerlerde spor yapan ve anlattıklarımı okuduktan sonra benim gibi hisseden kişiler vardır. Tek dileğim onların mücadelesine umut ışığı olması bu başarının. Çünkü bu sadece benim değil, tüm komünitemizin mücadeleleri, pes etmeyişleri sonucu kazanılmış bir başarı.


Etiketler: insan hakları, yaşam, spor
Dijital