05/02/2021 | Yazar: Gözde Demirbilek

Bekir Ağırdır, Mirgün Cabas’ın “LGBT karşıtlığı oy getirir mi?” sorusunu cevapladı: “Siyasi iktidarın böyle bir konudan oy devşirmesi söz konusu olamaz, aksine toplumdaki kaygıları ve özgürlük taleplerini derinleştirmek gibi umduğunun tersine sonuçlar çıkar.”

“Burada siyasi bir mesele konuşuyoruz, ahlakî değil” Kaos GL - LGBTİ+ Haber Portalı

Gazeteci Mirgün Cabas, Gain Medya’da gündemi yorumladığı programının 4 Şubat 2021 tarihli bölümüne KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü, araştırmacı yazar Bekir Ağırdır’ı konuk etti. Cabas, Ağırdır’a siyasi otoritelerin nefret söylemleri üzerinden “LGBT karşıtlığı oy getirir mi?” sorusunu yöneltti.

Ağırdır, Boğaziçi Üniversitesi’nde başlayan protestolarla birlikte LGBTİ+’ların hedef hâline getirilmesini; hükümetin siyasi pozisyonunu toplumsal desteğe çevirmek için ahlakî bir referans tartışmasına çekmesi olarak yorumladı:

“Bu konu ahlakî mesele üzerinden tartışılmaya çalışılıyor fakat bu konunun ahlakî boyuttan tartışılması siyasi iktidarın tercihi. Hükümet, siyasi pozisyonunu toplumsal desteğe çevirmek için böyle bir ahlakî referansı tartışmaya çekmeye çalışıyor. Dolayısıyla bunun bir oya dönüşeceğini zannetmiyorum. Siyasi iktidarın böyle bir konudan oy devşirmesi söz konusu olamaz, aksine toplumdaki kaygıları ve özgürlük taleplerini derinleştirmek gibi umduğunun tersine sonuçlar çıkar.”

Ağırdır aynı zamanda 12 Haziran 2011 seçimi sonrası her siyasi partinin eşit olarak üçer üyeyle temsil edildiği ve kararlarını oybirliği ile alan Anayasa Uzlaşma Komisyonu sürecini hatırlattı:

“Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte LGBT meselesi birdenbire karşımıza çıkmış bir şey değil, hükümetin uzun bir süredir tercih ettiği politikalar içinden bugün bunları konuşuyoruz. AKP, 2011 yılında Anayasa Uzlaşma Komisyonu kurulduktan sonra ‘Daha özgürlükçü bir anayasa yapacağız’ vaadinde bulunduğunda; MHP ve CHP dahil bütün partiler bu talebe cevap verdiğinde, komisyonun çalışma gruplarında LGBTİ bireylerin hakları ve özgürlükleri konuşuldu. LGBTİ temsilciler, meclis başkanının Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyelerinin dinlediği panellerde haklarını ve taleplerini anlattılar. Bugün ekranlarda bu konuyu ahlak üzerinden ağzından köpükler saçarak konuşan insanlar, o gün LGBTİ bireyler ve temsilcileriyle o panellerde özgürlük savunuculuğu yapıyorlardı. Dolayısıyla samimi bir ahlakî referans da konuşmuyoruz. 9 yıl önce normal olanın, anayasaya dahil olup olmayacağı tartışılan meselenin ve temsilcilerin; bugün ahlaksızlıkla ve ‘başı ezilecek yılan’ tanımıyla konuşulmasını benim benim havsalam almıyor. Bir ülke kendi evlatlarına, gençlerine bu cümleyi kurabilir mi? Dolayısıyla burada siyasi bir mesele konuşuyoruz, ahlaki bir mesele değil. Hükümet kaybetmekte olduğu toplumsal desteği; ahlaki, şöven ve dini birtakım referanslarla doldurmaya çalışıyor. Doldurur ve sonuç alır mı diye soruyorsan hayır, böyle bir sonuç alamaz.”

Ağırdır programda nefret söylemlerinin ve ayrımcılığın normalleştirilmesinin, nerede ve kimlere karşı yöneleceğinin kontrol edilemeyeceğinin altını çizerek Türkiye toplumunun 2021 yılında böyle bir tartışmayı hak etmediğini düşündüğünü ifade etti:

“Gündelik hayatta siyasi tercihler ve eşcinsellikle bir ilişki de yok. Burada mesele LGBTİ bireyler ya da tercihleri tartışıyor olmak değil, mesele siyasi ve felsefi olarak peşine düşülünen şeyi kamufle etmek için böyle ahlaki bir zemine tartışmayı çekmeye çalışmak. Kaldı ki bu tür nefret ve ayrımcılık suçu, zihniyetini yaygınlaştırdıkları zaman bu boomerang gibi kendilerini vurur. Çünkü ayrımcılığa başladığınız zaman; genel toplumsal ve siyasal düzen içindeki ağırlıkları daha azınlıkta olan kümeleri bu şekilde ezmeye kalkışmak veya onları bir kenara sıkıştırmaya çalışmak Türkiye toplumunun 2021’de kabul edeceği bir şey değil. Nefret suçunu, dilini, ayrımcılığı ve ayrımcı zihniyeti bu kadar normalleştirdiğinizde onun kime karşı nerede hangi katmanda çalışacağını kontrol edemezsiniz. Türkiye toplumu 2021 yılında böyle bir tartışmayı hak etmiyor.”


Etiketler: insan hakları, siyaset
Nefret