16/09/2008 | Yazar: Barış Sulu

Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımla röportaj yapacağım, ben ona hep cesur kız diyorum, çünkü o takdire şayan o kadar çok şeyler yapmış ki ona cesur kız dememek imkânsız. Onunla Türkiye’den Kanada’ya geliş süreci hakkında konuşacağız. Toronto’daki muhabirimiz Mehmet Güner’in söyleşisi.



Bugün çok sevdiğim bir arkadaşımla röportaj yapacağım, ben ona hep cesur kız diyorum, çünkü o takdire şayan o kadar çok şeyler yapmış ki ona cesur kız dememek imkânsız. Onunla Türkiye’den Kanada’ya geliş süreci hakkında konuşacağız. Toronto’daki muhabirimiz Mehmet Güner’in söyleşisi.

KAOS GL - 16/09/2008

Mehmet Güner - Toronto

Mehmet: Merhaba cesur kız öncelikle isminden, ne zaman ve nerede doğduğundan bahseder misin kısaca bizlere.

Aslı: Adım aslı 1983 İstanbul doğumluyum ailem doğu kökenli ama ben İstanbul’da büyüdüm.

Mehmet: Aslı seninle burada tanıştığımız günü hatırlıyor musun? O zaman bana hayat hikâyenden bahsetmiştin, ben de çok şaşırmıştım, hatta inanamamıştım; bana bundan bir kez daha kaosgl.org okuyucuları için bahseder misin? Seni buralara getiren sebep neydi?

Aslı: Mehmet beni yine efkârlandırdın. Benim hayatım karman çorman, hiçbir şey doğru dürüst gitmedi hayatımda Kanada’ya gelene kadar. Buraya gelme sebebim cinsel yönelimim yani lezbiyen olmam. Lezbiyen olduğum için ailem tarafından evlendirilmek istendim, hatta evlendirildim. O da yetmedi öldürülmek bile istendim, dışlandım. Ben de en son çare, buraya kaçmak zorunda kaldım.

Mehmet: Ben biraz daha derinlere inmek istiyorum, lezbiyen olduğunu söyledin, bunu ne zaman ve nasıl hissettin, ailenden habersiz nasıl yaşadın cinselliğini?

Aslı: Henüz ortaokul son sınıftaydım. Ailem muhafazakâr bir aileydi. O yüzden ailemizde erkeklerle yan yana gelmem pek istenmiyordu, benim de arkadaş ortamım genelde hemcinslerim olmuştu. O yıllar, kız arkadaşlarımla daha samimi idim ve her şeyimi onlarla paylaşıyordum. Bu küçük adımlar benim hayatıma yön verdi. Kızlardan hoşlandığımı hissetmeye başlamıştım. Ailem aşırı muhafazakâr olduğu için yaptığımın onların yaşantısına çok tersti biliyorum, bu nedenle kendimi sık sık sorguya çekiyordum, yaptıklarımın yanlış olduğunu söylerdim hep kendi kendime. Ama bu sayıklamalarım ancak lise yıllarına kadar sürdü...

Mehmet: Peki ne oldu, lise yıllarından sonra hayatında ne değişti?

Aslı: Artık kendimi cinsel yönden farklı görüyordum ve bunu da kabullenmiştim; ben bir lezbiyendim.

Mehmet: Peki bunu nasıl yaşıyordun? Ortaokul yıllarındaki Aslıyla lise yılarındaki Aslı arasındaki fark neydi?


Aslı: Ortaokul yıllarında bunu sadece kendi içimde yaşıyordum, ama lise yıllarında artık bir kız arkadaşım vardı. Yani ciddi bir yaşamım vardı artık cinsel yönelimimle ilgili. Ama lise bitince de kötü bir sürpriz bekliyordu beni; ailemin evlenmem yönündeki baskıları başlamıştı.

Mehmet: Ne yaptın peki bu baskılara karşı?

Aslı: Tek çare üniversiteydi. İstanbul’dan uzakta hayatımı rahatça yaşayabileceğim bir yere gidip okumadı. Üniversite bitince kendime güvenimin artacağını düşünüyordum. Sonuçta ayaklarımın üzerinde durabilirdim ailem olmadan. Lise bitince Kuzey Kıbrıs’ta bir üniversite kazandım.

Mehmet: Peki oradaki hayat daha mı rahat idi cinsel hayatını yaşayabilmen açısından? Üniversite bitince ne yapacaktın? Sonuçta tekrar İstanbul’a dönmeyecek miydin?

Aslı: Kıbrıs’ta hayat biraz daha rahat idi. Sonuçta aileden uzaksın, daha özgürsün orada. Kıbrıs’ta da dışarıda cinsel yönelimini rahatça yaşayamıyorsun ama evin içersinde başka tabi. Okula başladığım ilk senemde bir kız arkadaşım vardı, aynı okuldan. Onunla beraber yaşamaya başladım. Hatta bana inanmayacaksın 4 yıl o insanla aynı evi, aynı hayatı paylaştım.

Mehmet: Aslı gerçekten merak ediyorum, anlattığına göre gayet rahatmışsın orada, seni buraya getiren olay ne oldu? Niye Kıbrıs’ta kalmadın?

Aslı: Okul bitmeye yakın ailem bana evlenmem konusunda baskılar yapmaya başlamıştı, evlenmek istemiyordum, bu benim için hayatımın sonuydu. Aileme durumumu açıklamaya karar vermiştim. Buna ilk annemden başlayacaktım, çünkü annem bir şeyleri anlıyordu. Belki de benim lezbiyen olduğumu biliyordu ve anlattım da; annem sinir krizlerine girdi ve beni evlendirmeyi kafasına koymuştu. Evlendikten sonra benim düzeleceğimi düşünüyordu. Ben uzun uzun düşündüm.

Mehmet: Buraya mı gelmeyi?

Aslı: Hayır, evlenmeyi.

Mehmet: Nasıl yani?

Aslı: Evet, evet... Okuldan bir arkadaşım vardı o da geydi ve onun da benimkine benzeyen bir ailesi vardı. Onun da ailesi oğullarını evlendirip bu ‘hastalık’tan kurtulacağını düşünüyormuş(!) Ben de kendi ailemi anlattım ona ve anlaşmalı bir evlilik yapmaya karar verdik. İkimizin de okulu bitince birbirimizi ailelerimize tanıştırdık ve evlendik.

Mehmet: Aslıcım evlendiniz, peki nasıl yaşadınız beraber? Evlenmeden önce aranızda ne gibi anlaşmalar yaptınız?

Aslı: Ben evlendiğim insanla sadece dışarıda ya da aile ziyaretlerinde bir araya geliyordum, onun haricinde ben kız arkadaşımda kalıyordum. O da bazen erkek arkadaşında kalıyordu. Ama mümkün olduğu kadar eve sevgililerimizi getirmiyorduk...

Mehmet: Siz her şeyi halletmişsiniz de, aileleriniz torun isteseydiler ne yapacaktınız?

Aslı: Problem de orada başladı zaten. Biz üç yıl evli kaldık ve hem benim ailem hem de çocuğun ailesi bizden torun istiyorlardı. Bizde çocuğumuz olmuyor diye bir bahane söyleyecektik ki o sıra çocuğun ailesi onun gey olduğunu öğrendi ve olaylar da orada patlak verdi.

Mehmet: Nasıl öğrenmişler? Üç sene gizli tutmuşsunuz da nasıl olmuş?

Aslı: Çocuğun kuzeni onu evde erkek arkadaşıyla yakalamış. Sonra biz de Kanada’ya kaçtık geldik işte. Kıbrıs’ta okurken Kanada’dan arkadaşım vardı. Onunla iletişim halindeydim, konuşuyordum. Bana Kanada’daki serbestlikten bahsediyorlardı. Biz de vize alıp buraya kaçtık ve ilticaya başvurduk, burada kalma hakkı elde ettik.

Mehmet: Başka bir ülke düşünmedin mi? Amerika mesela, ne bileyim belki bir Avrupa ülkesi.

Aslı: Aslında düşünmedim değil. İlk başta Avrupa’yı düşünüyordum; Hollanda’yı. Ama dedim ya Kanada’dan konuştuğum lezbiyen arkadaşım bana burayı çok methetti. Kıbrıs’ta okuduğumuz için ikimizin de İngilizcesi vardı, vizeye başvurduk buraya gelmek için, çok zor olacağını düşünüyorduk ama evli olmamız ve Kıbrıs’ta okumuş olmamız vize almamıza baya yardımcı oldu.

Mehmet: Buraya nasıl adapte oldunuz? Ne gibi zorluklar yaşadınız?

Aslı: Aslında inanmayacaksın ama ben hiç zorluk çekmedim, çekmedik yani. İlk bir hafta bana burayı tavsiye eden arkadaşımda kaldık. Sonra iş bulduk evlendiğim kişiyle ve bir oda kiraladık. Daha sonra da her şey rayına oturdu.

Mehmet: Aslıcım hep evlendiğim kişi diyorsun, yok mu bu çocuğun ismi, o nerde şimdi?

Aslı: Hayatım sormadın ki ismini.

Mehmet: Pardon benim hatam.

Aslı: İsmi Ahmet, ayrılalı iki yıl kadar oldu. Çok iyi bir insan, o da burada Türkiyeli erkek arkadaşıyla beraber yaşıyor artık.

Mehmet: Peki buradaki hayatınla Türkiye’deki hayatını karşılaştırır mısın? Neler yapıyorsun burada?

Aslı: Burası özgürlükler ülkesi. Her şeyi istediğin gibi yaşıyorsun; kız arkadaşınla dışarıda özgürce el ele gezebiliyorsun, istediğin her şeyi yapabiliyorsun, kimse sana seni yiyecekmiş gibi bakmıyor. Bir de Türkiye’de bazı şeyleri yapmaya hasret kalmışsın, yani susamışsın diyeyim, buraya gelince onları burada yapıyorsun, ben burada üniversite (college) bitirdim geçen ay. Alacağın olsun bu arada mezuniyet törenime gelmedin. Neyse şimdi bir bilgisayar şirketinde danışmanlık yapıyorum. Kanadalı bir sevgilim var ve beraber yaşıyoruz.

Mehmet: Benimle bu güzel röportajı yaptığın ve Kaos GL okuyucularıyla deneyimlerini paylaştığın için sağ ol canım arkadaşım. Umarım dilediğin her şey gönlünce olur.

Etiketler:
Nefret